Türkiye’nin dış politikadan ekonomiye, milli eğitimden güvenlik politikalarına kadar yaşadığı sorunların temelinde ne var?

Bana sorarsanız bu sorunun tek cevabı var: Türk siyasetinin hiçbir konuda “temel bir tezi yok.”

Tez’siz siyaset, aynı zamanda temelsiz siyaset demektir.

Temeli olmayan yapının çökmesi mukadder olduğu gibi temeli olmayan siyaset de doğal olarak çöker.

Her şeyin deneme yanılma usulüyle yapıldığı,”şu metodu deneyelim bakalım ne olacak, kötü sonuçlar alırsak vazgeçeriz, iyi sonuç alırsak devam ederiz” mantığıyla “devleti ve milleti kobay olarak” kullanmanın bedelini hep birlikte ödüyoruz.

Açılım sürecinde PKK ile masaya oturmanın bedelini yüzlerce şehit vererek ödedik, ödemeye devam ediyoruz.

AB’ye körü körüne inanarak, Brüksel’in istediği ile bir sürü kanun çıkararak bağımlı bir köle haline gelmenin bedelini, AB’den gelen “sene geçse bile AB’ye giremezsiniz” kazığıyla ödedik.

Suriye’de körü körüne ABD’nin eş başkanı olmanın bedelini Suriye’nin kan deryasına bulanması ve Türkiye’ye de sıçrayan bu kanı durdurmak için “şizofren” bir hareketle Cerablus’a girerek ödedik.

Ekonomide sıcak para transferiyle, inşaat sektörünü ayakta tutmaktan başka bir yöntem düşünmeyen, sanal kartlarla büyümüş gözüken ekonomik rehavetin bedelini toplu iflaslar, yüzde 19’u aşan resmi işsizlik rakamı, arabasının, evinin taksitini ödeyemeyen binlerce “faiz” mağduruyla ödedik.

Peki, bir biri ardına gelen bu krizlerin sebebi ne?

Tez’siz siyaset,

Modelsiz siyaset.

Bu kafa ile devam edersek, daha çok kriz, daha çok felaket, daha çok bela kapımızı çalacak demektir…

Toplumlar yaşadığı belalardan ders almaları gerekirken, belaya maruz kaldıkça “çok şükür” diyen tek millet olma vasfını da sürdürüyoruz.

Oysa bütün bu kaos ve bunalım ortamında, geçtiğimiz günlerde Türkiye çok önemli misafirler ağırladı.

BRICS Ülkeleri İş Geliştirme Merkezi Başkan Vekili Prof. Dr. Vladimir Gorbanovsky ve beraberindeki heyet Prof. Dr. Haydar Baş’ı ziyaret etti.

Bir yemekte buluşan Gorbanovsky, Milli Ekonomi Modeli’nin Rusya’da uygulanmasının iki ülke halklarının ilişkilerinin daha da derinleşmesine hizmet ettiğini söyledi ve BTP Genel Başkanı Prof. Dr. Haydar Baş’ı Ekim ayında Hindistan’da yapılacak BRICS zirvesi ile Rusya Meclisi Duma’da konuşma yapmaya davet etti.

İstanbul’daki yemekte bir araya gelen Prof. Baş ve Gorbanovsky’le birlikte  Azerbaycanlı iktisatçılar Prof. Dr. Dünyam Ali Veliyev, Prof. Dr. Ruşen Guliyev, Prof. Dr. Rauf Memmedov ve Prof. Dr. Xosrov Kerimov da vardı.

Gorbanovsky, hepimizin şahit olduğu bu tarihi buluşmada “çok kıymetli hocam, Rus-Türk ilişkilerine katkınız çok büyüktür’ dedi ve ilave etti:

“Ben Haydar Hoca’nın talebesiyim!”

Aslında Gorbanosky bu cümleyi bütün Türkiye’ye, bütün Türk halkına, bütün sözde Türk entelektüellerine, bütün Türk siyasetçilerine haykırıyordu:

“Ben Haydar Hoca’nın talebesiyim.”

Brüksel’in, Washington’un talebesi olanların “Doğu dünyasından” gelen bu yüksek sesin anlamını kavramaları zor ama bu sese kulak vermelerinden başka da çare yok.

Rusya’dan kalkıp, Haydar Hoca’nın yanına gelip milli ekonomi modelinin nasıl köklü bir kalkınma modeli olduğunu itiraf eden ve “ben bu tezin sahibinin talebesiyim” diyen Gorbanovsky aslında Türkiye’deki modelsiz ve tez’siz siyasete de çağrı yapıyor:

“Yahu elinizde böyle bir model ve böyle bir tez varken neden beladan belaya sürükleniyorsunuz?”

Duyan var mı?

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
cemal 4 ay önce

Herkes duyuyorda israin BOP cularini tercih ediyor lagim cukuruna batiyor bilerek. Muharrem Bey

banner100