Dünya ABD-Kuzey Kore gerilimine odaklanmışken, Ortadoğu’da ülkemizi oldukça yakından ilgilendiren çok önemli gelişmeler yaşanıyor. Aleyhimize olan bu gelişmeleri anlamamız açısından Prof. Dr. Haydar Baş’ın dün kaleme aldığı “Aman dikkat!” başlıklı makalesini dikkatlice okumamız gerekiyor. 
Sayın Baş, yazısında Rusya’nın yeni hamlesinden bahsediyor ve bu hamlenin ABD ve İsrail’in Ortadoğu’daki siyasetiyle aynı istikamette olduğunu vurguluyor. Türkiye’nin, PKK’nın Suriye uzantısı olan PYD’nin elinde bulunan Afrin’e operasyon hazırlığında olduğu bir dönemde, Rusya’nın PYD’yi Astana Zirvesi’ne dahil etmesini değerlendiriyor.
Üstelik TSK’nın Afrin’e operasyon hazırlığının yanı sıra PYD’nin, Suriye’de, Türkiye’nin desteklediği Suriyeli muhaliflerin elinde bulunan bir bölgeyi dördüncü kanton olarak ilan ettiği bugünlerde Rusya’nın bu kararı alması dikkat çekici… Ve Sayın Baş, Türkiye’nin sınır güvenliğini sağlamada giderek yalnızlaştığını belirtiyor.
Üstelik yaşanan bütün bu gelişmelerin mimarı olan ve de ülkemiz topraklarında vatan hedefli BOP hesapları olan ABD’yi hala stratejik müttefik görmemiz de cabası…
Kendi celladına aşık bir noktadayız ve hala ısrarla bu körlüğe devam ediyoruz. Sayın Baş, siyasilerimizi kastederek “Umarız onlar bizi anlarlar, aksi halde bölgede baş aktörlerden biriyiz diye övünürken bir anda Suriye’nin 7’ye bölünmesinin konuşulduğu bir ortamda ondan önce biz parçalanıvereceğiz” uyarısında bulunuyor ve bu ne ilk uyarı, ne de son… Sayın Baş yıllardır ülkemizin ve milletimizin içine düştüğü karanlık kuyudan, zifiri karanlıktan bahsediyor ama duyan yok, duysalar da duymazdan geliyorlar.
Peki, Sayın Baş’ın 2000’li yılların başından beri önemle ifade ettiği ABD’nin Ortadoğu’yu vatan yapma projesi ülkemiz için, ülkemizin illeri için ne anlama geliyor? Dilerseniz bu sorunun cevabını pratik bir örnekle, “Musul örneği” ile anlatalım.
Musul, ABD’nin vatan projesinin en önemli merkezlerinden birisi… Hem konumu, hem tarihi geçmişi, hem de sahip olduğu zengin petrol yatakları göz kamaştırıyor.
Musul’u işgal eden terör de, onu sözüm ona kurtarmak isteyenler de ABD’nin vatan projesi için bir misyon sahibi olduklarından Musul’da tam bir yıkım ve büyük bir insanlık dramı yaşandı. Terör de Musul’u ve Musulluları vurdu, sözde terörü temizlemek isteyenler de…
ABD’nin başını çektiği koalisyon güçlerinin Ekim ayında Musul’u kurtarma(!) operasyonunu başlatmasından bu yana, 9 aylık zaman zarfında, 1 milyondan fazla Musullu evlerini terk etmek zorunda kaldı. Bu rakam, Musul’un savaş öncesi nüfusunun neredeyse yarısı. Uzmanlar bu göçün yakın tarihteki en büyük tahliye faaliyeti olduğunu ifade ediyor. Kaç kişinin öldüğü hâlâ bilinmiyor. İngiliz Independent gazetesinin ortaya çıkardığı bir istihbarat raporu 40 bin kişinin öldüğünü belirtiyor. Cesetler hâlâ enkaz altında beklerken gerçek ölü sayısının tespit edilmesinin uzun bir süre alabileceği belirtiliyor.
BM’nin son hesaplamasına göre, Musul’da 32 binden fazla ağır hasar alan ve yıkılan bina var. 130 kilometrelik yol altyapısı da hasar gördü. Bunların 100 kilometresi kentin batısında bulunuyor. Dicle Nehri üzerinden kentin iki yakasını birleştiren 5 köprünün tamamını yıktı. Kentin havalimanı, tren istasyonu ve hastaneleri de harabeye döndü. Iraklı yetkililer Musul’un sağlık tesislerinin yüzde 80’inin yok edildiğini tahmin ediyor. Çok sayıda hastane, laboratuvar ve bir tıp okulunun bulunduğu bölge, Ninova’nın en büyük sağlık merkeziydi.
BM’nin Irak’taki insani koordinatörü Lise Grande, etkilenen bölgelerin normale dönmesinin yıllar süreceğini söylüyor. Bazı mahalleler tamamen yıkılmış durumda ve enkaz altında çıkarılmayı bekleyen cesetler var. Kentin sokakları patlamamış mühimmatlar, mayınlar ve bubi tuzakları ile dolu. İngiliz Mayın Danışma Grubu’nun (MAG) Irak Direktörü Nina Seecharan, Temmuz ayında yaptığı bir açıklamada son 20 yıldır mayınların bu kadar yoğun kullanıldığı başka bir çatışma alanı görmediklerini söylemişti.
Kendileriyle röportaj yapılan Musullular, “Musul’da her şeyi kaybettik. İşlerimizi, evlerimizi, hayatlarımızı...” diyorlar.
Merak edilen soru şu: Musul terörden kurtarıldı ama bu aşamadan sonra Musul’u terörden temizleyenlerden Musul’u kim kurtaracak?
Musul’un ibretlik dramını eğer kendi ülkemizde, kendi illerimizde yaşamak istemiyorsak Prof. Dr. Haydar Baş’ın yıllardır yaptığı uyarıları ve de sunduğu çözümleri dikkate almalıyız. Son yazısında Sayın Baş, sıralamanın, “önce Türkiye, sonra Suriye ve en son Rusya” olduğunu belirtiyor. Yani Rusya da ABD’nin ve İsrail’in hedefinde…
O halde en akıllıca olan, Sayın Baş’ın siyasilerimize yaptığı, “Siyasilere düşen, bu ikazları dikkate alarak Rusya, Suriye ve İran’la beraber, ABD-İsrail yayılmacılığına karşı bir set oluşturmaya çalışmak olmalıdır” tavsiyesini dikkate almak değil midir?
Yoksa yine kulaklarımızı tıkayıp, Musul’da yaşanan dram ve BOP yıkımının, Diyarbakır’da, Şanlıurfa’da, Gaziantep’te, hatta Ankara’da, İstanbul’da, İzmir’de yaşanmasına şahit olmak mı istiyoruz?
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner100