Rızkın helâl olması çok çok önemlidir. Aile terbiyemiz, inancımız, sosyal ahlâkımız bize yediğimiz, içtiğimiz, giydiğimiz her şeyin helalinden olmasını öğütler…
Ama gelin görelim ki, helâl kazanç nerelerde kaldı.
- Domuz ürünleri sofralara karıştı.
- Faizli alışverişler her eve kartlarla
girdi.
- Yolsuzluk, yoksulluk, hırsızlık aldı yürüdü.
- Rüşvet ve irtikap baştacı ediliyor.
Bu ekonomik ortamda “kazancım helâl mi” diye sormalı insan.
Helâl rızık elde edemiyoruz! Elde edene aşk olsun…
“Dinsiz devlet, yıkılacak elbet” sloganlarıyla iktidar devşirenler, “Devlet dinsizse, devletin de malları helâldir” fetvasını da verdiler, ardından… Hatta ”yolsuzluk hırsızlık değildir” dediler ve onunla amel
ettiler.
Çekirge sürüsü gibi yiyorlar, yediriyorlar, akraba, hısım, eş-dost kayırıyorlar.
Bir de faiz belası var ki haram mı haram… Kur’an hükmüne göre haram: “Allah alışverişi helâl, faizi haram kılmıştır.”
Görünüşte faize karşılar, karşı söylemleri dillerinden düşürmüyorlar. Faiz lobilerine atıp tutuyorlar. Merkez Bankası’na kızıyorlar. Meğer kızdıkları faiz oranları imiş… Düşük ama sürekli faiz alım-satımları son 15 yılda arttı da arttı… Faizden beslenen bankaların kârı patladı, halk soyuldu. Eskiden bazı kişiler ve belli işlerde faize bulaşanların yerini, her işte, ekmek alırken bile faizli kartlar kullanan geniş kitleler aldı… “Allah’a şükür, herkes faizli kredilere kolayca ulaşabiliyor” diyen başbakanımız da oldu…
Ne hallere kaldık! Faiz meşru, serbest oldu. Allah ve Resûlüne harp ilan edildi.
Resûlullah (s.a.v), “Zina ve faiz bir toplumda yaygın olursa, dört musibet verilir: Esaret, doğal afetler, tedavisi güç hastalıklar, pahalılık” buyuruyor.
Hepsi de var mı? Var.
Neden tüm bunlar biliyor muyuz? Papaz Malthus’un, Adam Smith’in kapitalizmini uyguluyoruz da ondan… Liberalizm, kapitalizm ve hatta sosyalizm, helâl kazancı hedeflemez. Para gelirse gelsin, nasıl gelirse gelsin…
Helâl kavramı İslam’a özeldir de ondan…
Şimdi İran’da, işsizlik, yolsuzluk, pahalılık, ekonomik sıkıntılarla başlayan gösteriler oluyor… İran İslam Devleti!? Nasıl oluyor bu?
İran, ekonomide kapitalizmi uyguluyor. “Kapitalist sistemde, helâl kazanç çok zor ve hatta imkânsız” diyor, MEM sahibi Prof. Dr. Haydar BAŞ...
İran, ekonomik sorunlarını kapitalizmle çözemez. Büyür büyür sorunlar… Petrolü, gazı para etmez. Çare Milli Ekonomi Modeli’nde… Prof. Dr. Haydar Baş’ın kapısına gelecek…
“Aman Hocam, Ehl-i Beyt’i Tevhidin Merkezi kıldın. Faizsiz, kaynakları sınırsız modeli ve milli paralarla ticareti önümüze sen koydun. Bize yardım et” diyecekler.
Baş’ın deyimiyle “Siyaseti İslam, iktisadı kapitalizm” olan İran, örnek alınacak İslam Devleti değildir.
Yine de yegâne yol Milli Ekonomi Modeli’dir.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.