Bir sistem, bir kurum, bir şirket ne kadar mükemmel olursa olsun merkez insandır. İş başına gelen insanlar liyakat sahibi değilse yapıların, sistemlerin mükemmelliği bir önem arz etmez.  
Çatı devlet olduğu için devleti yönetenlerin her söz, icraat ve davranışları toplumun tamamını etkiler.
Bu noktada maddi ve manevi olarak Peygamber Efendimizin terbiyesi altında büyüyen ve "ne biliyorsam hepsini Ali’ye öğrettim" dediği imam Ali Efendimizin hayatından örnek vereyim.  
Hz. Ali Efendimiz, valilik görevine atadığı Malik b. Eşter’e verdiği şu talimatlar, iş başına gelenlerin her zaman reçete kabul edecekleri gerçeklerdir.
* Ana-baba, çocuklarının durumunu nasıl araştırıyorsa sen de, halkın durumunu öyle araştır.
* Toplumun her kesimine sevgi beslemek ve onlara sevgi ve şefkat duyguları ile yaklaşmak gerekir.
* Halkın sıkıntılarını azaltmak için hiçbir fedakârlık idareciye ağır ve bıktırıcı gelmemelidir.
* Yönettiğin topraklarda geliri olmayan miskinler, dilenmeyen yoksullar, kronik hastalar, elsiz ayaksız durumda olan çaresizler vardır ki, Allah onların yoksulluk paylarını tahsis etmiştir.
* Divan (kamu) görevlilerinin hakaretine uğrayan veya eşraftan (mal-makam sahiplerinden) zarar görüp, derdini sana anlatamayan biçareleri bulmak, hallerini sorup, anlamak için iyi niyetli, Allah’tan korkan, güvenilir, sadık kişileri bulup, görevlendirmelisin.
* Tayin ettiğin memur, asker ve polis tarafından fakir ve güçsüzlere uygulanan zulüm ve baskının önüne geçmelisin.
* Eşin, dostun, ahbap ve arkadaşlarının istek ve arzuları halkın huzurunu kaçırırsa, Allah’ın rızasına aykırı davranmaktan uzak durmalısın. 
* Tarafları tam dinlemeden karar vermemeli, olayları çarpıtmamalı, hatada ısrar etmemeli, Hakka teslim olmaktan çekinmemeli, mahkeme sırasında bir tarafı tutmamalı, haklıya hakkını vermeli…
* Aşırı isteklerden uzak durmalı, kavgalı tarafların talepleri konusunda bıkkınlık göstermemeli, şüpheli konuları derinlemesine inceleyerek tekrar karar vermeli, övgü ve dalkavuklara kulak asmamalı, taraflara karşı sesini yükseltmemelisin… 

İdarecilerin halkla kaynaşması 
Hz. Ali, halkın bürokrasi denen engele takılarak idarecilere ulaşamamasını, problemlerini dile getirememesini büyük bir idari hata olarak kabul etmekteydi. 
(valisine hitaben) “Sorunları olanlar için genel bir meclis kur ve sen de bizzat o meclise katıl. Seni yaratan Allah için orada tevazu göster. Yardımcılarını ve güvenlik personelini uzakta oturt ki, derdini anlatan kişi, onlardan çekinip, kekelemesin.” 

Dış siyaset anlayışı
“Düşman, seni barışa davet ederse bunu reddetme. Çünkü bunda Allah’ın rızası vardır. Zira barış, asker için rahatlıktır. Kaygıları giderir, beldenin emniyetini sağlar.
Ancak! Barışta da olsan düşmanından sakın. Zira düşman gaflet anını gözetir. Tedbirini al, iyi niyete teslim olma.
Düşmanla bir anlaşma yaptığın zaman, ya da ona bir söz verdiğinde ahdini gözet, verdiğin sözü tut, hıyanet etme, verdiğin sözü korumak için canını siper et… Düşmanını aldatma…
Sıkıntı olabilecek anlaşmalara girme, güven verdikten sonra batıl söze uyup da haktan sapma, Allah adına yaptığın anlaşmayı zorda kalsan da haksız yere bozma, o zorluğa sabret ve sonra da zorluğun kalkmasını bekle… 
(Bu yazı Prof. Dr. Haydar Baş’ın, İmam Ali eserinden derlenmiştir. Geniş bilgi için İmam Ali eserinin 783-829 sayfalarına bakınız.)
Bu örnekleri neden veriyoruz?
Çünkü akledebilenler misallendirme yaparak çare ve çözüm noktasında yeni ufaklara ulaşsınlar diye…

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.