Bir zamanlar dost ve müttefik olarak görülen Gülen cemaatinin bugün terör örgütü olarak damgalanmasının doğurduğu sonuçlar bazen komedi boyutuna varabiliyor. Siyasetçiler, rakiplerini çok rahatlıkla FETÖ’cü olmakla suçlayabiliyor.
“Sen FETÖ’cüsün!”
“Sen daha çok FETÖ’cüsün!”
“Sen en en çok FETÖ’cüsün!”
“Sen on yıl önce FETÖ lideri ile fotoğraf çektirdin!”
“Sen de on beş yıl önce çektirdin!”
Hakaretler, suçlamalar, sığ kavgalar ayyuka çıkmış durumda.
Ortada bir örgüt varsa ve bu örgüte devlet tarafından terörist damgası vurulmuşsa, ‘örgüte üyeliğin kriteri’ siyasetçilerin yorumlarına göre değil, Türk Ceza Kanunu’nun maddelerine göre belirlenmesi gerekir.
Bir örgütün nasıl güçlendiği, nasıl ve kimler tarafından finanse edildiği, nasıl kadrolaştığı, nasıl silahlı bir yapı haline geldiği ya da getirildiği ve bütün bunların sorumluları müteselsilen suçludur.
Bu durum PKK için de aynıdır, DHKP için de, FETÖ için de.
FETÖ ile mücadele ettiklerini iddia edenler, Cudi Dağı’nda kendisine silah dayayan PKK’lılara ekmek verdi diye Kürt Maho’yu terör örgütüne yardım ve yataklık yapmakla suçlayıp hapse atarken, FETÖ’yü palazlandırıp devletin başına bela edenleri şirin tebessümlerle görmezden gelirse, bu mücadele samimi değildir demektir.
Unutmayın ki “Ne istedikler de vermedik, Ankara’yı parsel parsel sattık” şeklindeki itiraflar “bir terör örgütüne verilen” desteğin itiraflarıdır ve eğer karşınızdaki yapının bir terörist yapı olduğuna kesin olarak inanıyorsanız gereğini yapmanız gerekir. Yapmıyorsanız, Gülen’ciler sizin için hala bir hayır kurumu demektir.
Bu yaman çelişki içinde olduklarından dolayıdır ki, ABD, Gülen’in iade dosyasına cevap bile vermiyor.
Yani karşılarında “devlet tarafından beslenip, büyütülen ve DEVLETİN ALTINI OYMASI İÇİN yine bizzat DEVLETİ YÖNETENLER tarafından her türlü destek verilen bir örgüte “bunlar terörist, bunlar terörist, biz yeni fark ettik, aman Allah’ım affet bizi” diye çığlıklar attığınız zaman karşınızdaki ülkelere bu saçma sapan tezadın gerekçelerini anlatmanız lazım.
Anlatmadığınız ya da anlatamadığınız için de kimse sizi ciddiye almıyor.
Terör örgütünün siyasi ayağının kutsal bir koruma altına alınması, “sorumsuz, sorunsuz ve dokunulmaz” kabul edilmesi ve bu kutsal yapının, kutsal mensuplarından hiç kimseye en küçük bir zarar gelmemesi, FETÖ’ye karşı verilen mücadelenin ne kadar samimiyetten uzak olduğunu da gösteriyor.
Nereden bakarsanız bakın olay gaflet ve ihanet ve dalalettir.
Yirmi yıldan beri yapılan uyarıları dinlememek İHANETTİR.
Devletin göz göre bu Amerikancı sahte Müslümanlara teslim edilmesi GAFLETTİR.
FETÖ ile mücadele ediyorum diye gerçek FETÖ’cülere dokunmamak DELALETTİR.
Bütün bunları dünyanın gözü önünde yapıp milleti ahmak yerine koymak REZALETTİR.
Adalet, çifte standardı bırakırsa ADALETTİR.
Devlet ancak bu oyuna dur derse gerçek anlamda DEVLETTİR.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.