Dünkü yazımızda, günümüzde son teknoloji kullanılarak yapılan nükleer santrallerin kazalara ve nükleer serpintilere karşı son derece sağlam olduğundan bahsettik. Hatta Fransa ve İtalya gibi ülkelerdeki santrallerin sebze ve meyve tarlalarıyla bitişik inşa edildiğini vurguladık.

Dünyada 400? ün üzerinde nükleer santral vardır. ABD, Fransa, İngiltere gibi gelişmiş ülkelerin son zamanlarda nükleer santral inşa etmemelerinin tek sebebi yeni santrallere ihtiyaç duymamalarıdır. Bu ülkelerin yeterince santralleri vardır, bunlardan asla vazgeçmemişlerdir ve asla da vazgeçemezler. Fransa?nın, yaklaşık olarak %75?lik enerji ihtiyacı, ABD?nin %25?lik enerji ihtiyacı nükleer enerjiyle karşılanır.

Günümüzde bir de rüzgar enerji santralleri ortaya atılmıştır. Bu yeni enerji sistemi 4,6 cent/kW e enerji üretmektedir. Bu sistem çok ucuza enerji üretmektedir. Elbette ki inşasına karşı değiliz, yapılmalıdır. Ancak şu unutulmamalıdır ki hiçbir enerji, nükleer enerjiye alternatif değildir. Nükleer ener~|~ji 2,5 cent/kW e enerji üretmektedir. Aynı zamanda rüzgar panellerini için geniş arazilere ihtiyaç vardır.

Nükleer enerjiye barajlardan üretilen enerji de alternatif olamaz. Çünkü en başta barajlarımız dönümlerce arazimizi sular altında bırakmıştır, üstelik yetersizdir. Türkiye?nin en büyük barajı Atatürk Barajı? dır. Bu barajın gücü 2400 MWh tir. Verimi ise %50 ile 1000 MWh tir. Akkuyu? ya yapılması tasarlanan nükleer enerji santralindeki 8 adet reaktörün gücü ise 8000 MWh civarındadır. Buna göre; 8 adet Atatürk Barajı = 1 Akkuyu nükleer santrali (Enerji bakımından) olur.

Nükleer reaktör yakıtı olarak genelde U235 kullanılır. Yakıt reaktife girmeden önce doğal radyoaktiftir.

1kg nükleer yakıt, 2 milyon litre benzine eşdeğerdir.

Bir gram aktif maddenin reaktörde yakılmasıyla 900.000 katrilyon Erg?lik enerji açığa çıkar. Bu da 25.002.000 kWh/1g güce eşittir.

Bu rakamlar hiç de küçümsenecek rakamlar değildir. Nükleer enerji aleyhindeki tepkiler halkımızın bilinçsizliğinden ileri gelmektedir. Reaktörler, diğer enerji kaynaklarına oranla daha tehlikesiz, daha yararlı, daha ucuz ve daha çevrecidir.

Yine Nükleer enerji karşıtlarının en önemli soruları ?Nükleer atıklar ne yapılacaktır? sorusudur. Reaktörlerin atık maddeleri, toprağın altına betonlanarak, çeliklenerek veya kurşunlanarak bırakıldığı taktirde izole edilir, zamanla zararsızlaşır.

Ülkemiz; stratejik açıdan çok önemli bir yerdedir. Uluslararası gücümüzün sürekliliği için nükleer enerji santralleri şarttır.

Bugüne kadar nükleer santral konusunda ciddi bir adım atılamamasının en büyük nedeni, her açıdan dışa bağımlı bir halde olmamızdan gelmektedir. Bir hayal uğruna peşinde koştuğumuz AB ve ekonomik geleceğimizi ipotek altına alan IMF son derece stratejik olan bu santrallere müsaade etmemektedir.

Şu unutulmamalıdır ki, hiçbir Batılı ülke, kendilerinin ihtiyaç duydukları kadar yapabildikleri nükleer santrallerin Türkiye?de inşa edilmesini istemez.

Uranyum ve Toryum gibi radyoaktif maddelerin ülkemizde rezervlerinin dışarıya bağımlı kalmayacak kadar çok olduğunu düşünürsek ?en zengin Toryum yatakları Türkiye?dir? bu son derece ucuz ve çevreci olan santrallerin ülkemizde açılmasına çok geç kalınmıştır.

Tabii ki her şey de olduğu gibi bu da bağımsız bir iradenin yapabileceği bir icraattır. Şu an ki iktidarın bunu yapabilmesi mümkün değildir.

IMF?ye hayır diyen ve AB hayali uğruna koşmayan, Milli bir duyarlılığa sahip bir anlayışın, yani Prof. Dr. Haydar Baş ve Bağımsız Türkiye Partisi kadrolarının başaracağı bir iştir. Artık gerçekleri görmenin zamanı gelmedi mi?
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner122

banner121