Hoşgörü diyalog diyerek kitleleri, siyasileri, STK’ları, devletin kurumlarını uyuttular. Bu öyle bir diyalog masalı idi ki herkes hoşgörü ninnileri ile uyutuldu. Darbe sesleri, uçak bombaları, tank mermileri, helikopter saldırıları ile uyanınca “ne oluyoruz?” dendi.
Erzurum Lalapaşa Camii’nde hâlâ duvara asılı bir veciz söz var: “Gafleti çok olanın Devleti zail (yok) olur” diye…
Bu ne gafletmiş ki çeyrek asırdır sürmüş. Toplumun tüm kesimlerini kuşatmış… Esnafından askerine, siyasetçisinden sendikacısına… Sanatçısından futbolcusuna… Hocasından, müftüsünden, artistine…
Hoşgörü ve diyalog masalı, küresel barışa katkı derken devleti, askeri, milleti hangi badireye sürüklemek istedikleri anlaşılabildi mi?
Sivilinden askerine, işadamından siyasetçisine herkes F. Gülen’le ilgili bir fotoğraf karesinde olmak için yıllardır çırpındı. Arşivler bu konuda çok zengin… Herkes Feto’cu olmuştu… Meşhur Abant toplantıları, diyalog iftar ve toplantıları, Türkçe Olimpiyatları vd. renkli simalara tanık olmuştu.
Sadece ve sadece Prof. Dr. Haydar Baş ve Kadrosu bu hareketin, salt bir cemaat hareketi olmadığını 1998’den beri, belgeleri, bulguları ve delilleri ile kamuoyuna sundu.
Her kesime ABD–Vatikan eksenli bir ajan faaliyeti ile karşı karşıya olunduğunun belgeleri aktarıldı. İnancımıza, devletimize, ordumuza, vatanımıza ve milletimize, medeniyetimize karşı hoşgörü–diyalog–barış maskesi ile bir ihanetin sürdürüldüğü anlatıldı.
O gün bu tespiti, önemsemeyenler, küçümseyenler, hadi ordan kıskanıyorsunuz, çekemiyorsunuz diyenler (ama istisnasız her kesimden) bugün ekran ekran dolaşıp büyük laflar ediyorlar.
Bu Feto örgütü mensupları, siyasilerin kendilerine sundukları devlet imkânlarını kullanarak, Haydar Baş ve kadrosuna, kurumlarına acımasızca iftiralarla saldırdılar. Linç girişimine giriştiler, hiçbir siyasi arkamızda durmadı, duramadı.
28 Şubat’ın gerçek mağduru nasıl Haydar Baş ise, 1997 sonrası 18–19 yıllık dönemde de en çok mağdur edilen yine O olmuştur. Bu paralel yapı, her alanda hukuksuz ve ahlâksız saldırıların, linç girişimlerinin tetikçisi olmuştur.
Bugün milletçe bir ve beraber olma zamanıdır. Asker–sivil, devlet–millet kaynaşma zamanıdır. Doğru… Zaten Haydar Baş Bey’in 40 yıldır söylediği bu… Ancak “Haydar Hoca haklıymış” demek yetmez, özür beyanının ötesinde, Türk Milleti’nin Prof. Dr. Haydar Baş ile birlikte bir gelecek inşa etmesi gerekmektedir.
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
cemal 5 ay önce

Allah razi olsun hocam hislerimize tercüman oldunuz. Prf Dr Haydar Bas hocamiz ve sevenlerinden haric herkes sorumlu vede sucludur bu feto konusunda.

Avatar
MEHMET BEY 5 ay önce

aynen dosdogru düşünceler hala prof doktor haydar hoca yı yok sayıyorlar çünkü herseke akıl danışıyorlar iştihare yapıyorlar tek haydar hoca mıza danışmıyorlar anlamadık gitti