Başbakan Davutoğlu, Artvin Cerattepe’de AKP yanlısı bir şirketin maden çıkartma girişimine halkın tepki göstermesi üzerine şunları söyledi: “Bütün Artvinlilere ve çevrecilere sesleniyorum: Gelin bu iki prensipte anlaşalım. Çevreyi koruyacağız, yeraltı zenginliğimizi de ekonomimize katkı olarak sunacağız. Bu ikisi uzlaşmaz hedefler değil.”
Ortadaki ÇED raporunun olumsuzluğuna, binlerce ağacın kesilecek olmasına, madenin özel şirketçe işletileceği ve devletin gelirinin yüzde 1’den fazla olmayacağı gerçeğine rağmen hükümetin ‘çevreyi koruyacağız, madenleri ekonomiye kazandıracağız’ savunması masaldan ibaret.
Çevreyi koruyacaksınız da Artvin Orman İşletme Müdürlüğü neden izinsiz ve uygunsuz kesim yapıldı diye ‘üzerindeki bütün siyasi baskıya göze alarak’ şirkete dava açtı?
Jeofizik Mühendisleri Odası Yönetim Kurulunun yaptığı açıklama sağır kulakların işitmesi için manifesto niteliğinde…  Cerattepe’de halkın taleplerine kulak verilmesi çağrısında bulunulan açıklamada şu ifadeler kullanıldı: “Cerattepe’de yapılmak istenen maden işletme faaliyetleri sonucunda, Çoruh Vadisi’nin etrafında yer alan bir büyük botanik bahçesinin yok edileceği, doğa koruma alanlarının tahrip edileceği, binlerce ağacın kesileceği, yörenin morfolojik özelliklerinden kaynaklı olarak heyelan riskinin artacağı açıktır. Madencilik faaliyeti yürütülecek saha, içme suyunun sağlandığı kaynağa çok yakındır. Tema Vakfı’nın 2007-2011 yılları arasında sürdürdüğü Kaçkar Dağları sürdürülebilir orman kullanımı ve koruma projesi kapsamında özellikle dikkat çektiği bölge, dünya doğa korumada öncelikli en önemli 25 sıcak noktadan birisidir.”
Yani ortada maden çıkarma adı altında tam bir tabiat kıyımı var.
Diğer bir şaşkınlığı da Davutoğlu’nun “yeraltı zenginliklerimizi ekonomimize katkı olarak sunacağız” cümlesinde yaşadık. AKP hükümeti yeraltı kaynaklarımızı milli ekonomimize değil yabancı ülke ekonomilerine sunmak için elinden geleni yaptı. 
İktidara gelir gelmez, yerli kaynaklarımızı yabancı sermayenin emrine vermek için kanunlar çıkardı.  05.6.2003 tarihinde çıkan Doğrudan Yabancı Yatırımları Teşvik Kanunu ile yerel kaynaklarımız yabancı sermeyenin emrine verilmiş, hemen ardından 3.07.2003 tarihinde çıkartılan kanunla 1924 tarihli Köy Kanunu’nda değişiklik yapılarak yabancı maden şirketlerinin Türk topraklarını talan etmesi için yasal zemin hazır hale getirilmiştir.
Bugün Rio Tinto’dan Cominco’ya, Al Darado Gold’tan Anatolia Minerals’ten kadar yüzlerce firmanın bu topraklardaki maden kıyımı işte böyle başladı. Türkiye’nin en mahrem arazilerini yabancı sermayeye peşkeş çekenler ve bu peşkeşten devletin katkısını adeta sıfıra indirenler bugün “yeraltı zenginliklerimizi ekonomimize kazandırmaktan” bahsediyorlar.
Cerattepe’de aynı zamanda Kanadalı Cominnco ve Immet Mining firması da maden talanı için hükümetin ruhsat verdiği firmalar arasında yer alıyor. Ancak Rize Bölge İdare Mahkemesi’nin olumsuz kararından dolayı şu an beklemedeler.
Bu süreçte bir anda AKP’nin en büyük finansörlerinden Cengiz İnşaat devreye girdi. Daha doğrusu “devreye sokuldu.” İktidarı finanse eden bir özel şirketin maden talanı için Artvin halkının, devletin askeri ve polisi ile karşı kaşıya bırakılması utanç verici bir durum.
Türkiye’de yıllardan beri “maden” konusunu baş tacı yapan Prof. Dr. Haydar Baş’ı dinlemeyenler, madenlerin en önemli gelir kaynaklarımızdan biri olduğunu görmezden gelenler, bugün Artvin dağlarında, devletin ve milletin menfaati için değil,  kendi yandaş şirketlerinin çıkarı için doğa kıyımına girişiyorlar.
Haydar Hoca’yı bir defa olsun anladınız diyeceğim ama onu da yanlış anladınız!
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner100