…(Dünden devam)
Dünkü yazımızda sevgili Peygamberimizin, “Ehl-i Beyt’im Nuh’un gemisi gibidir; ona binen kurtulur; uzak duran boğulup helâk olur.” Hadisi şerifinden yola çıkarak, Hz. Nuh’un (a.s.) hayatının bizler için ibretlerle dolu olduğunu anlatmaya çalışmıştık. 
Günümüzde ise Hz. Peygamber’in (s.a.v.) bu çağrısını bizlere hatırlatan ve Müslümanlar arasında kardeşliği tesis etmeye çalışan Prof. Dr. Haydar Baş hocamızın üstlenmiş olduğu misyonun ne denli ulvi olduğunun altını çizmiştik.  
Devam edelim…
Nûh (a.s.) asla yılmadan, tebliğ vazifesine devam ettiği hâlde, onların bir türlü imana gelmeyeceklerini iyice anladı. Bunun üzerine mealen şöyle dua ettiği Kur’ân-ı Kerim’de bildirilmektedir: 
“Nuh (a.s.) dedi ki: “Ey Rabbim! Yeryüzünde, hareket eden hiçbir kâfiri bırakma! Eğer sen onları bırakırsan, kullarını dalâlete, sapıklığa sürüklerler. Hem bundan sonra onların çoluk çocuğu olmaz. Olsa bile çocukları fâcir ve küfürde pek ileri kimseler olurlar. Ey Rabbim! Beni, anamı, babamı, mümin olarak evime girenleri, erkek, kadın bütün müminleri mağfiret eyle, bağışla, zâlimlerin (kâfirlerin) ise ancak helâk ve hüsrânlarını arttır.” ve “(Nuh a.s. dua edip) dedi ki: Yâ Rabbi! Gerçekten kavmim beni tekzip etti. Beni yalanladı. Artık benimle onların arasındaki hükmü sen ver. Beni ve beraberimdeki müminleri kurtar.” 
Nuh (a.s.)’ın bu duası üzerine, Allahü Teâlâ şöyle vahy etti: 
“Nuh’a vahy olundu ki; kavminden daha önce îmân etmiş olanların dışında hiç kimse îmân etmeyecek. O hâlde sen, kavmin seni yalanladıkları için ve sana ezâ verdikleri için mahzûn olma, kederlenme ki; onlardan intikam alma vakti gelmiştir. Nezâretimiz altında ve vahy ettiğimiz, bildirdiğimiz şekilde bir gemi yap! Zâlimler (kâfirler) hakkında bana dua etme. Zîrâ onlar (suda) boğulacaklardır.”  
Nuh (a.s.) kendisine gönderilen vahiy üzerine hemen bir gemi yapmaya başladı. Geminin yapılmasında Cebrâil (a.s.), Allahü Teâlâ’nın emri üzerine yardımcı oluyor ve nasıl yapılacağını tarif ediyordu. Nuh (a.s.) ve iman eden müminler de geminin yapılmasında çalıştılar. Geminin inşasını gören putperestler; “Şimdi de marangozluğa mı başladın?” diyerek alay ediyorlardı.
Nuh (a.s.): “Ey insanlar! Ben size doğru yolu göstermek için Allah tarafından görevlendirildim. Allahü Teâlâ’ya itaat ediniz. Ben sizin hayır ve iyiliğinizi istiyorum. Siz bilmiyorsunuz ama, Allah’ın azabı en kısa zamanda büyük bir tufan şeklinde gelecek. Bildirdiklerime inanmayan herkes helâk olacaktır. Şu yaptığım gemi, iman edenlerin binip kurtuluşa ereceği gemidir. Allah’a iman etmeyen âsiler suda boğulacaktır. Kurtulmayı isteyen iman etsin ve benimle yolcu olsun. Bu benim, herkesin duyması gereken son sözümdür.”
İnsanlar; “Ey Nuh, uzun yıllardan beri bu sözleri söylüyorsun. Şimdi de kuru bir çöl ortasında büyük bir gemi yaptın. Bizi tufanla korkutuyorsun, biz sana da söylediklerine de inanmıyoruz.” dediler.
Nihâyet geminin yapımı tamamlandı. Hazret-i Nuh, emrolunduğu gibi kendisine iman edenleri ve kendisinden faydalanılan hayvanların her cinsinden erkek ve dişi olmak üzere birer çift gemiye aldı. 
Gemiye binecekler hazır olunca hazret-i Nuh onlara, Allahü Teâlâ’nın ismiyle gemiye binmelerini söyledi. Bütün müminler, o azgın kâfirlerin gözleri önünde Hazret-i Nûh ile gemiye bindiler.
Nuh aleyhisselam her hayvandan birer çift alıp, iman edenlerle birlikte gemiye yerleştikten sonra, gökten çok şiddetli bir yağmur yağmaya ve yerden de sular fışkırmaya başladı ve her şey suya gark oldu. Sular dağları aştı. Gemi, dağlar gibi dalgalar arasında kaldı. Nuh (a.s.)’a inanmayan putperest kavim boğularak helak olup gitti.
Tufan başladığı sırada Nuh (a.s.) îmân etmeyen oğlu Yâm’a (Kenan), iman edip gemiye binmesini söyledi ise de oğlu; “Dağa çıkar sudan kurtulurum.” deyip binmedi. Bir dalga gelip onu da boğdu.
Boğulanlar arasında hazret-i Nûh’un hanımı da vardı. O da iman etmemişti. Tufan altı ay devam etti. Altı ay sonra Allahü Teâlâ’nın “Ey arz! Suyunu yut ve ey gök suyunu tut...” emriyle yağmur kesilip sular çekildi. 
Nuh (a.s.)’ın gemisi Muharrem ayının onunda aşûre günü Cûdi Dağı üzerine oturdu. Bundan sonra insanlar Nuh (a.s.)’ın üç oğlundan türedi. Bu bakımdan Nuh (a.s.)’a ikinci Âdem denildi.
* * *
Arife tarif gerekmez. Zaten sevgili Peygamberimiz (s.a.v.) Ehl-i Beyt’ini Nuh’un gemisine benzeterek sonraki nesillere hayati önemde bir tarifte bulunuyor. Müslümanların kurtuluşunun Ehl-i Beyt gemisine binmekte olduğunu bizlere anlatıyor. Müslümanlar arasında fitnenin, ayrılığın, kavganın, ölümün kol gezdiği günümüz dünyasında, helak olup gitmemek için Nuh’un gemisine ihtiyacımız var. İnananlara kılavuz olacak ve onların sapıtmasını önleyecek bakış açısını kazandıracak şeyin Ehl-i Beyt olduğunu anlıyoruz. 
Yani sevgili okurlar, herkesin kendi kafasına göre bir yol tutturamayacağını, Peygamberimiz Hz. Muhammed (s.a.v.) bildiriyor. 
Allah (c.c.) bizleri Nuh’un gemisinde olanlardan eylesin. Âmin.
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner100