Türkiye, AKP iktidarında ilk büyük darbeyi kendilerini Nur Cemaati olarak adlandıran ve Said Nursi’nin öğretilerini benimseyen Fetullah Gülen ve şakirtlerinden yedi.

İkinci büyük darbe de kendisini Nakşibendîliğin Halid-i Bağdadi kolundan olarak tanımlayan, aslen Yahudi kökenli olduğunu bildiğimiz Barzani’den geldi.

Yani Sayın Cumhurbaşkanımızı ilk aldatan Nurcular ikinci aldatan da Nakşiler oldu.

Hâlbuki tarihi biraz geriye sardığımızda hem Nurcuların hem de Nakşilerin sicilinin epey bozuk olduğunu görüyoruz. Devletimizin ve milletimizin güçsüz olduğunu düşündükleri dönemlerde, bu iki şer odağının hemen faaliyete geçtikleri tarihi bir vakıadır. Kendilerini İslami bir hareket olarak gösterdikleri halde bunların üzerindeki asıl irade emperyal güçler olmuştur.

93 Harbi’nden yenilgiyle çıkmamızın akabinde Nakşi Mevlana Halid’in halifesi Şeyh Ubeydullah, bu süreçte isyan etmişti. Osmanlı şaşkındı; Bektaşilerin yerine dini bir güç haline dönüştürdüğü tarikatın bir şeyhi başkaldırmıştı; bu bir ilkti.

Şeyh Said isyanı da Nakşi şeyhinin başlattığı bir başka isyandır. Görünürde isyan din adına yapılmıştı, fakat isyanın oyun kurucusu İngilizler olmuştu. Musul ve Kerkük’ü ana vatana katmak üzere olan Türkiye, bu isyanla mücadele ederken Musul ve Kerkük’ü kaybetti.

1919 yılında kurulan Teali İslam Cemiyeti mensupları da, Milli Mücadelenin ve Kuvayı Milliye hareketinin karşısında yer almışlardı. Kurucusu İskilipli Atıf olan bu cemiyetin üyeleri arasında Said Nursi de bulunmaktaydı.

Menemen olayı ise Nakşi şeyhi Esat’ın adamları tarafından gerçekleştirilmişti. Yedek subay olay Kubilay silahsız bir şekilde yanlarına giderek isyana son vermelerini istemiş, fakat gözü dönmüş caniler tarafından caminin avlusunda başı kesilerek şehit edilmişti.

Tarih sayfalarımız bu tür ihanetlerle doludur.

Dinlerarası Diyalog’un Vatikan projesi olduğunu haykıranlara kulaklarını tıkayan bu iktidar, emperyalist güçlerin Barzani aracılığıyla oynağı Kürt kartını da tüm uyarılara rağmen görmezden geldi.

Tıpkı Dinlerarası Diyalog gibi Barzani’nin izlediği yol haritası da emperyal bir proje. Birinin piyonu Nurcular, diğerinin piyonu da Nakşiler. Her ikisinin hedefinde de Türkiye var. Her ikisi konusunda da iktidar kanadı uyarıldı. Uyarılara kulak tıkayan iktidar yüzünden Türkiye, her ikisinden de darbe yedi.

Hem Nurcuların hem de Nakşilerin ortak özelliği Atatürk düşmanı olmalarıdır. Çünkü Atatürk kazandığı milli mücadeleyle Sevr hayali kuran bu büyük emperyal oyununu bozmuş ve heveslerini kursaklarına tıkamıştı. İsyanlar da zaten bundan sonra başladı fakat Atatürk, bu hain planları da bozdu. Kürt’üyle Türk’üyle, Alevi’siyle Sünni’siyle bu milleti uyguladığı siyaset ile bir ve beraber yaptı.

Onun için diyoruz ki, Mustafa Kemal Atatürk, bu ülkenin çimentosudur, birlik harcıdır. Atatürk’e düşman olmak ise bu birlik harcını yok etmek isteyen emperyalistlerin uşağı olmaktır.

15 senelik AKP iktidarında çok güvendikleri Nurculardan ve Nakşilerden yenen bu darbeler umulur ki iktidar sahiplerini akıllandırmıştır. Atatürk’ün çizmiş olduğu istikamette milli politikaları aramayanlar, her zaman hüsran olmaya mahkûmdur.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner100