1 Kasım 2015 seçimlerinde yüzde 69.5 oranında AKP'ye oy veren Adıyamanlı çiftçiler, "Adıyamanlının tek geçim kaynağı olan tütüne dokunmayın" diyerek tütünü yasaklayan yasa tasarısına tepki gösterdi. 
Fındık fiyatlarına tepki gösteren fındık üreticileri de geçtiğimiz ay çuval çuval fındığını yakmıştı. 1 Kasım seçimlerinde fındıkçılıkta öne çıkan Ordu'da AKP'ye yüzde 63.3, Giresun'da yüzde 61.8, Samsun'da yüzde 63.7, Trabzon'da ise yüzde 66.8 oranında oy çıkmıştı.
Şeker pancarına kota uygulayarak NBŞ dediğimiz Nişasta Bazlı Şeker'in önünü açan ve pancar üreticilerini toprağa küstüren AKP'ye Konya'da yüzde 74.4, Tokat'ta yüzde 59.6, Afyonkarahisar'da yüzde 63.4, Yozgat'ta ise yüzde 64.8 oranında oy verildi. 
Tekstil ve konfeksiyon açısından, yağ açısından stratejik önemi olan pamukta da maalesef dışa bağımlı hale getirildik. Beyaz altın olarak tanımlanan pamuk, siyasi iktidarın IMF ile yaptığı stand-by anlaşması sonucu artık üretilmez oldu. Bunun neticesinde de ülkemiz açık pazar haline getirildi. Buna rağmen pamuğun en çok üretildiği Şanlıurfa'da 1 Kasım seçimlerinde AKP'ye yüzde 64.6 oranında oy çıktı. Denizli de pamuğun en çok üretildiği illerimizden biriydi, burada da AKP'ye yüzde 45.5 oranında oy çıktı. 
Buğdayın ana vatanı olan Türkiye, bir zamanlar tahıl ambarı olarak bilinirdi. AKP iktidarının beceriksiz tarım politikaları yüzünden her yıl 4 milyon ton buğday ithal eden bir ülke konumuna düştük. 4 milyon hektarlık tarım alanımız yok oldu gitti. Türkiye'de en çok buğday yetişen illerin başında Konya gelirdi. Yukarıda da belirttiğimiz gibi Konya, 1 Kasım seçimlerinde yüzde 74.4 oranında oy vererek AKP'yi ödüllendirirken kendisini de cezalandırmış oldu. Aslında sadece kendisini değil, dışa bağımlı hale geldiğimiz için Türkiye'yi de cezalandırmış oldu. 
Bakliyat konusunda da dışa bağımlılığımız devam etti. Para kazanamayan çifti üretimi bırakınca ABD’den Etiyopya’ya kadar birçok ülkeden nohut, mercimek, kuru fasulye ithal etmek zorunda kaldık. 
Son 25 yılda yeşil mercimek ekim alanımız yüzde 94, kırmızı mercimek yüzde 71, tütün yüzde 69, nohut yüzde 60, soya yüzde 50, kuru fasulye yüzde 48, şeker pancarı yüzde 29, pamuk yüzde 28, patates yüzde 25, buğday ve arpa yüzde 18 daraldı. Üretim eksikliği nedeniyle ithalat da giderek arttı. 
Tohum konusunda yapılan yasal düzenlemelerle de tamamen dışa bağımlı hale getirildik. 
2010-2016 yılları arasında et ithalatına ise toplam 4.4 milyar dolar para harcandı. Bu paralar vatandaşın cebinden çıkıp elin cebine girdi. 
Prof. Dr. Haydar Baş'ın tarım politikalarını, değil Türkiye'de dünyada duymayan kalmadı. Seçim çalışmalarında BTP Genel Başkanı'nın köylere kadar giderek çiftçilere tarım politikasını anlattığına defalarca şahit oldum. Kotaların kaldırılacağını, ürünün fiyatının çiftçiler tarafından belirleneceğini, tohumu daha toprağa atmadan yarı parasının peşin ödeneceğini; kalanını ürünü teslim ettiğinde alacağını ve çiftçinin malını satma diye bir derdi olmayacağını, çiftçinin ürününün devlet tarafından sigortalanacağını ve kaybolan yıllarımızın telafi edilmesi için 5 yıl boyunca gübrenin ve mazotun devlet tarafından karşılanacağını herkese söyledi. Sonuç olarak Türk çiftçisi, tarımı bitiren politikalara yukarıda belirttiğim oranlarda oy vererek hem kendisini hem de Türkiye'yi cezalandırdı. 
Şu sıralar bir savaşla karşı karşıya olan ülkemizin, askerini doyuracak gıdayı bile ithal ediyor olması sizce doğru mu?
Türkiye'nin içinde bulunduğu bu acı tablo, çiftçisinden emeklisine, memurundan işçisine kadar sandıkta yapılan tercihlerin neticesidir. O yüzden iktidara kızmayı bırakın da zor olanı yapın, yani kendinizi hesaba çekin.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner100