Hz. Fâtıma ve İmam Ali'nin evladı olan Hz. Hüseyin, Ehl-i Beyt'tir.

İmam (a.s.) ahlaken doruk noktada bir mü’mindir. Şehitlerin efendisidir.

Doğumu Hz. Peygamber (s.a.v.) tarafından annesi, Hz. Fâtıma'ya müjdelenen İmam Hüseyin'in adı bizzat Cenab-ı Hak tarafından koyulmuştur.

Meryem oğlu İsa'dan ve Hz. Hüseyin'den başka ana rahminde altı ay kalarak dünyaya gelen olmamıştır.

Hz. Hüseyin doğduğunda süt emmemiştir.

“Hüseyin (a.s.) ne Fâtıma'nın (a.s.), ne de başka bir kadının sütünü emmişti. Resûlullah’ın (s.a.v.) yanına getirilir ve o başparmağını ağzına koyar ve o da kendisini üç gün boyunca tok tutacak kadar emerdi. Böylece Hüseyin'in (a.s.) eti Peygamberimizin (s.a.v.) etinden, kanı da Peygamberimizin (s.a.v.) kanından beslenerek gelişti." (Kuleyni, Usul-i Kâfi, c.1, s.842)

"Hz. Hüseyin'in (a.s.) doğumundan bir yıl sonra on iki melek Resûlullah’a (s.a.v.) nâzil olup şöyle dediler: Kabil'in Habil'in başına getirdiği şeyin aynısı oğlun Hüseyin'in başına gelecek; Habil'e verilen sevabın aynısı Hüseyin'e verilecek."

Devamla şöyle diyor: "Kabil'e verilen azabın aynısı da Hüseyin'in katiline verilecektir."

Gökteki bütün melekler Resûlullah’a (s.a.v.) nâzil olarak başsağlığı diliyorlar, Hüseyin'in (a.s.) şehit düşeceği toprağı O'na gösteriyorlardı.

Resûlullah (s.a.v.) da şöyle dua ediyordu: "Allah’ım, Hüseyin'e yardımda bulunmayanları zelil et! O'nu öldürenleri öldür ve onları da dilediklerinden mahrum kıl!"

Cennet gençlerinin efendisi olan Hz. Hüseyin'in dedesine olan benzerliği hakkında Hz. Ali (a.s.) der ki: "Hasan (a.s.) Resûlullah’a (s.a.v.) göğsünden başına kadar olan kısmında, Hüseyin de (a.s.) bundan aşağı olan kısmında çok benzerdi.” (Ahmed b. Hanbel, Müsned, c.1, s.108; Tırmizi, Sünen, c.5, s.660).

Allah Resûlü, Hz. Hüseyin'in ümmet içindeki önemini pek çok hadisle müjdelemiştir:

Selman-ı Farisi şöyle anlatıyor: “Allah Resûlü’nün (s.a.v.) Hüseyin'i (a.s.) dizlerinin üzerine oturttuğunu gördüm, onu öpüyor ve şöyle buyuruyordu: Sen büyüksün, büyük birinin oğlusun ve büyük insanların babasısın. Sen İmam’sın ve bir İmam’ın oğlu ve İmamların babasısın. Sen Allah'ın hüccetisin ve Allah'ın hüccetinin oğlu ve Allah'ın hüccetlerinin babasısın ki, bunlar dokuz kişidir ve onların sonuncusu, onların Kaim’i (İmam-ı Zaman) olacaktır.” (Maktel-i Harezmi, c.1, s.146).

Ehl-i Beyt'in iki değerli mensubu Hz. Hasan ve Hz. Hüseyin çocukluk dönemlerinde Hz. Peygamber'in yanından ayrılmamıştır.

Ebu Hureyre naklediyor: “Resûlullah (s.a.v.) ile birlikte yatsı namazını kılıyorduk. Hasan (a.s.) ve Hüseyin (a.s.) de sırtının üstüne atlıyorlardı. Resûlullah (s.a.v.) başını secdeden kaldırınca onları yavaşça sırtından indiriyordu. Secdeye bir daha varınca, Hasan ve Hüseyin yine sırtına biniyorlardı. Nihayet namazı bitirince onları dizleri üzerine aldı. Ben de kalkıp, 'Ya Resûlallah (s.a.v.)! Onları annelerine götüreyim mi?' dedim.

O sırada bir şimşek çaktı ve ortalık aydınlandı. Resûlullah (s.a.v.) torunlarına, 'Haydi annenize gidin' dedi.”

Ebu Hureyre diyor ki: “Çocuklar annelerinin yanına varıncaya kadar şimşeğin aydınlığı devam etti.” (Heysemi, c.9, s.181).

Muhammed b. Hanefiye, Hz. Hüseyin'i şöyle anlatır: "Hüseyin (a.s.) bizim en âlimimiz, içimizde en halim (ağır başlı) olanımız ve akrabalık olarak Resûlullah’a (s.a.v.) en yakın olanımızdır. O dinde derin kavrayış sahibi (fakih) bir İmam’dı.” (Biharu’l-Envar, c.10, s.140).

“Aşura günü İmam Hüseyin'in (a.s.) sırtında bir iz görüldü. İmam Zeynelabidin'e o izin ne olduğu sorulunca, şöyle buyurdu: Bu iz, dul kadınlara, yetimlere ve yoksullara sırtında götürdüğü yiyeceğin bıraktığı izdir.” (İbn Şehraşub, Menakıb eserinden).

İmam Hüseyin, günde bin rekât namaz kılardı.

İmam Zeynelabidin’e sordular: "Baban İmam Hüseyin'in (a.s.) evladı neden azdır?”

İmam cevaplarında şöyle buyurdu: “Ben nasıl doğduğuma şaşıyorum çünkü babam İmam Hüseyin (a.s.), her bir gece ve gündüzde bin rekât namaz kılardı.” (Sünni İbn Abdirabbih, İkdu’l-Ferid eserinden).

İmam Hüseyin cömertlikte, takvada, ilimde, ibadette, şecaatte doruk noktada bir örnektir.

İmam'ın bir nasihati ile bitirelim:

“Ben günahkâr bir adamım. Günaha karşı direnemiyorum. Bana öğüt ver" diyene buyurdu ki: “Şu beş şeyi yapabiliyorsan, dilediğin günahı işle. Birincisi Allah'ın rızkından yemeyebiliyorsan, istediğin günahı işle.

İkincisi, Allah'ın egemenliğinin altından çıkabiliyorsan istediğin günahı işle.

Üçüncüsü, Allah'ın seni göremeyeceği bir yer bulabiliyorsan, istediğin günahı işle.

Dördüncüsü, ölüm meleği canını almak üzere geldiğinde, ona engel olabiliyorsan, istediğin günahı işle.

Beşincisi, cehennem bekçisi Malik, seni cehenneme koyduğu zaman, cehenneme girmeyebiliyorsan, istediğin günahı işle.” (Biharu’l-Envar, c.78, s.126).

Allah şefaatlerinden ayırmasın.

Yarın Hz. Hüseyin'in neden kıyam ettiğini anlatacağız.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Necmiparlayan 2 ay önce

Amin Allah razı olsun hocam Allah ömrüne bereket versin başımızdan ayırmasın

Avatar
Yeşim güler 2 ay önce

Saygı değer hocam insanlar hiç değişmemiş hatta daha da sapkın olmuş daha öncekileri İslam dini olmadan Allahın dinî ezelden vardır şimdi ise İslam adı altında yapılıyor hakla haklı ile olmak dileği ile saygılar

Avatar
cemal 2 ay önce

Ehlibeyti anlamak yasam hissetmek Sizin kapinizdan gecer Hocam. Allah Annenize Babaniza gecmislerinize rahmet etsin Mekanlari cennet olsun.