Ehl-i Beyt imamlarının 4’üncüsü İmam Ali bin Hüseyin'dir. İbadet edenlerin süsü anlamına gelen Zeynelabidin ve çok secde eden anlamına gelen Seccad lakapları onu anlatır. 
Bir gün ve gecede 1000 rekât namaz kılan büyük İmam, alnında yaptığı secdelerin eseri olan nasırları her sene kesmek zorunda kalacaktır. Bir imamdan diğerine geçen vasiyet, şehitlerin efendisi İmam Hüseyin'den İmam Zeynelabidin'e geçtiğinde kendiyle ilgili mührü kaldırdı ve okudu: “Başını eğ ve sus. Evinden çıkma ve ölüm gelinceye kadar Allah'a ibadet et.”
İmam Zeynelabidin'in hayatı incelendiğinde bu vasiyete uyduğu için, açık kıyam yolunu değil de dua ve nasihatler ile halkı irşad ettiği göreceksiniz. Mübarek babası ile ömrünün 22 yılını geçiren İmam, imamet makamıyla şereflendikten sonra bu vazifesini 57 yaşına kadar sürdürecektir.
İmamet makamına babası İmam Hüseyin şehit edildiği anda geçmiş olan Ali bin Hüseyin'in imamlığına ilk itiraz amcası Muhammed b. Hanefiyye'den gelmiştir:
İmam Zeynelabidin (as), Muhammed bin Hanefiye'nin “Ben Hasan ve Hüseyin'den sonra emir-ül mümininin en büyük oğluyum ve Ben imamlığa daha layığım, onu Bana bırakman daha doğru olur” talebi üzerine Hacer'ül Esved'i hakem kılmıştır.
“Nitekim Hacer'ül Esved'in yanına gittiler. İmam, Muhammed'e dönüp dedi ki: Sen daha büyük olduğuna göre ilerle ve ondan tanıklık etmesini iste.”
Muhammed gidip iki rekât namaz kıldı ve imamet kendi hakkı ise ona tanıklık etmesini istedi, taş cevap vermedi. Daha sonra İmam Seccad kalkıp iki rekât namaz kıldıktan sonra seslendi:
“Ey taş! Ey Allah'ın evinin ziyaretçilerine şahit kılınan... Eğer imametin Benim hakkım olduğunu ve Allah'ın her kulunun Bana itaat etmesi gerektiğini biliyorsan şahitlik et de amcam imamette hakkı olmadığını öğrensin”
Hacer'ül Esved fasih bir Arapçayla konuşmaya başladı: “Ey Muhammed b. Ali, imamet hakkında Ali bin Hüseyin (as) ile cedelleşme. Senin ve bütün kulların Ona itaat etmesi farzdır. Onun sözünü dinle, ona itaat et.”
İmam Seccad'ın yaşadığı dönem, masum İmam'a karşı halifenin çekinmeden zulmettiği bir devirdir. Halife Abdülmelik, sırf ona eziyet olsun diye elleri zincirli bir şekilde esir muamelesi ederek İmam'ı yanına aldırmıştır.
Zühri şöyle der: “Abdülmelik bin Mervan, Ali bin Hüseyin'i, Medine'den Şam'a ihzar ettiği gün, İmam'ı zincirlenmiş ve bir grup memurun kontrolünde gördüm. İmam'ı selamlayarak yanına girdim. Eli ayağı zincirle bağlanmış olduğu halde bir odada olduğunu gördüm.
Bu manzara beni ağlattı ve 'keşke sizin yerinizde ben olsaydım ve sizde esenlik içinde olsaydınız' dedim.
İmam buyurdu: 'Ey Zühri, elimde ve ayağımda gördüklerinin Beni rahatsız ettiğini mi düşünüyorsun? Eğer bunun olmamasını isteseydim, yapabilirdim. Sen ve senin gibiler böyle bir duruma düşseydi, Allah'ın azabını hatırlamanız için olacaktı.' Bunu dedikten sonra el ve ayaklarındaki zincirler kendiliğinden açıldı ve bana 'Sadece Medine'deki iki evde onlarla bu durumda olacağım' dedi. Dört gece geçti, muhafızlar hayretler içinde gelip, zincirler yerinde duruyor ama İmam'ı bulamıyoruz. Oysaki hiç uyumuyor ve hep onu gözlüyorduk.”
Halifelik makamı ile naspedilmiş imamın birbirinden ayrıldığı dönemden itibaren, masum imamların siyaset anlayışı Allah tarafından kendilerine verilen, hak ettikleri bu makamı ümmete anlatmakla şekillenmiştir.
İmam Zeynelabidin, kendinden önceki naspedilmiş imamlarla karşılaştırıldığında en ağır baskılara maruz kalmıştır. Siyaset olarak, dedesi İmam Ali, amcası İmam Hasan, babası İmam Hüseyin gibi, mevcut halifenin yanlışlarına karşı ciddi tavır içindedir.
Onun dönemi baskıların çok arttığı bir süreç olduğu için direkt açık bir müdahale yerine, halkı dualarında verdiği mesajları ile Halife'nin yanlışlarına ve bozuk düzene karşı bilinçlendirmeye çalışmıştır.
Halife'nin Ehl-i Beyt soyuna karşı cinayetlerinin aleni şekilde yapıldığı bu dönem için İmam Muhammed Bakır şöyle buyurur: “Bu cinayetler Muaviye zamanında ve İmam Hüseyin'in şehadetinden sonra doruk noktaya ulaştı. Öyle ki, her şehirde bizim sevenlerimiz öldürülüyor, ithamlar yüzünden el ve ayakları kesiliyordu. Bizi sevdiğini söyleyen herkes zindana atılıyor, malı yağmalanıyor ve evi yıkılıyordu.
Nitekim Hüseyin'in katili Ubeydullah bin Ziyad'ın zamanı geldi, sonra Haccac derken masum imamlar bölük bölük kılıçtan geçirildi. Birinin zındık ve kâfir adı alması, 'Ali'yi sevendir' diye anılmasından çok daha iyi göründü.”
Kendinin ve yanındakilerin hürriyetlerinin kısıtlandığı, devamlı surette canlarına kastedildiği ortamı bakın nasıl anlatmıştır. 
Sahife-i Seccadiye isimli dualarının toplandığı dua kitabında, 49. duası: “Nice düşmanlar düşmanlık kılıcını üzerime çekti; hançerinin ağzını Benim için biledi; keskin tarafını Benim için inceltti; öldürücü zehirlerini Benim için sulandırdı. Fakat ey Allah’ım! Sen ne kadar yüce ve kutlusun, onun içinin hainliğini ve gizlediği şeyin çirkinliğini görünce, hazırladığı tuzak çukuruna tepetaklak kendini düşürdün.”
İmam Seccad, babası İmam Hüseyin'in intikamını almak için harekete geçen Muhtar es-Sakafi ayaklanmasına karşı sessiz kalmıştır. Ancak Muhtar, Ubeydullah'ın başını gövdesinden ayırarak İmam Seccad'a gönderdiğinde, “Allah Muhtar'ı mükâfatlandırsın ve ona hayır versin” buyurmuştur.      
Dualarının yer aldığı Sahife-i Seccadiye'de, kâmil insanın yetişmesi için gerekli ölçüler ve mevcut siyasete karşı nasıl davranılacağı ile ilgili işaretler vardır.
Bu dua kitabı, düşüncelerin dile getirildiği ilmi bir kıyamdır.     
Hukuk Risalesi ise hakları anlatır.
İmam Zeynelabidin, Emevi devletinin baskı ve zulmüne rağmen, gerek İmam Hüseyin'in şehadetini devamlı surette anarak ve gerekse duaları ile yetiştirdiği talebeleriyle bir Ehl-i Beyt mektebi oluşturmuştur.
İmam, Muharrem ayının 25. günü, Velid bin Abdülmelik'in zehirletmesi ile şehadetle şereflenmiştir.
Tarihte eşine zor rastlanır bir sabır ve direnç göstererek hak davasını tamamlamıştır.
Allah şefaatinden ayırmasın. (Geniş bilgi için Prof. Dr. Haydar Baş'ın İmam Zeynelabidin eserine müracaat edilebilir.)
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Nazlı tektaş 12 ay önce

Elinize sağlık muhterem hocam. Sizin değerinizi görecek göz,anlayacak akıl versin bu millete ! Çok geç olmadan !...

Avatar
cemal 12 ay önce

Ehlibet sevgisini askini gönüllere nakseden Prf Dr Haydar Bas hocamiz bir tarafta, yezit taraftari olmakla övünenler bir tarafta. hersey cok acik ve net. Allahim Yezit korkusundan imanlarini satanlarin düstügü duruma düsürme bizleri. amin Allah ömrüne bereket versin Muhterem Hocam.

Avatar
hişam 12 ay önce

Yazılarınız olmasa " ya bu asırda nasıl davranmak icap eder ölçü nedir" soruları cevapsız kalacaktı. Ömrunuze Allah bereket versin

Avatar
slm 12 ay önce

Rabbimin Selamı Ehl-i Beytin ve 12 imamımızın üzerine olsun. Bize bu kapıyı açan Haydar Hocamın üzerine olsun. Haydar hocamı sevenlerin üzerine olsun. Amin

Avatar
vhg 12 ay önce

Hakkı batıldan ayırmak için ortaya koyduğunuz bu değerli bilgiler kurak gönüllerimize yeşerten su niteliğindedir..Ömürünüz bereketli olsun rehberim..

Avatar
Nurcan 12 ay önce

Bilmediklerimizi öğreten mürşidimiz, hocamız, rehberimizsiniz. Allah sizden razı olsun ve dualarınızı kabul buyursun.

banner100