Bu haber kez okundu.

11 AYIN SULTANI RAMAZAN VE HAYAT
İnsanoğlunun son derece kıymetli ve önemli olmasına rağmen farkında olmadığı nimetlerin başında zaman gelir. Zamanı kim, nasıl tarif ederse etsin, ben bir bakıma zaman "insanın bizzat kendisidir" diye de anlıyor ve öyle kabul ediyorum.

Bu manada zamanın her anı insanın bizzat kendisinden bir parça olduğu için anı heder etmek,, boşa harcamak damla damla da olsa durdurulamayan bir kanamadan farksızdır. Genel çercevede böyle ifade edebileceğimiz zamanın bir de özel anları, özel dilimleri ve özel vakitleri vardır. Günün seher vakti gibi... Haftanın Cuma'sı da öyle... Gecelerden Mirac, Mevlid, Berat ve Kadir Gecesi... Bunlar öyle gecelerdir ki, dünyamızı aydınlatırlar. Aylardan Cenab?ı Hakkın "Benim ayım" dediği Receb, Peygamberimize ait olan Şaban ve Cenab?ı Hakk'ın, "Kullarımındır" dediği Ramazan. Halk arasında 3 aylar dediğimiz bereket, mutluluk, af mağfiret ve kurtuluş ayları... ve ardından Ramazan ve Kurban bayramları...

Ve elbette her ferdin ve milletin kendisi açısından çok özel ve~|~ önemli olan tarihler, zamanlar... Ergenekon Destanı, Malazgirt Zaaferi, İstanbul'un fethi, Çanakkale, Kurtuluş ve İstiklal Savaşları... Tarihten günümüze binlerce destanın yaşandığı ve yazıldığı anlar. Bunların her biri kitaplara sığmayacak kadar özellikler, yücelikler, güzellikler ve engin manalar taşımaktadır. Ve şimdi biz ve bütün insanlık bu zaman nimetini "Ramazan" dilimi içerisindeyiz. Yukarıda ifade ettiğimiz gibi, "zamanın insanın bizzat kendisi" olduğu gerçeğinden yola çıkarak Ramazan'ın her anını incelemek, görmek ve tanımak bir manada insanı incelemek, görmek ve tanımakla eş değerde olacaktır. Diğer bir ifadeyle Ramazan'ın her anında ve diliminde insanoğlu gerçek hayatın ta kendisi ve onu besleyen, büyüten, koruyan yücelten manayı ve ruhu bulur. Bir yudum su ile de olsa sahura kalkmak ve akşam iftar anına kadar oruç tutmak. İşte Ramazan'ın birinci ögeleri... Ardından daha niceleri...

Sadece bu aya mahsus ve bütün insanları çoluk?çocuk demeden camilere taşıyan teravih namazları. 20 rekat olmasına rağmen büyük bir zevkle, huşu ile kılanın bu teravihlerin bir de hatimle kılındığını düşünün. Tam manasıyla bir namaz ve Kur'an ziyafeti. Yine halk arasında "mukabele" dediğimiz evlerde ve camilerde okunan hatm?i şerifler. Başta Erzurum olmak üzere ülkenin bir çok yerinde asırlardan beri okunarak, devam edegelen "binbir hatimler".

Ve yine bir Ramazan bereketi olarak sokaklara, caddelere, meydanlara taşan Cuma namazları cemaatleri... Binlerin, milyonların, ve milyarların Allah'ın huzurunda secdeye kapanışları. Allah'a açılan ellere ve O'na yönelen niyazlar, yakarışlar ve dualar. Bir başka canlılık, bereket de vakit namazlarında. Camiler daha dolu, daha kalabalık, saflar daha sık...

Bir başka heyacan ve bir başka tatlı telaş da iftar için. Kimbilir belki de iftar sofrası sadece her çeşitten nimetlerin bolca ortaya konduğu sofradan ziyade başta aile fertleri olmak üzere toplumun bütün fertlerinin dargınlığı, kırgınlığı bir tarafa bırakarak birilerinin sevgi dolu hasletlerini, birilerinin de hasret dolu sevgilerini sofraya koyarak buluştukları, kucakladıkları, barıştıkları, bir başka iftar ziyafetleridir. Başta fakirler olmak üzere kimsesizlerin, yolcuların gariplerin, misafirlerin, komşuların, hısımların, akrabaların ve dostların yeniden hatırlandığı farkına varıldığı ve böylece bütün toplumun ülke çapında bir iftar ziyafetinde bir araya gelerek toplu barışların, huzurlaın ve sevinçlerin yaşandığı anlardır bu iftar sofraları...

Bir taraftan günahına, hatasına, yanlışına pişman olup, tevbe edenler, bir taraftan namaza, oruca, Kur'ana, zikre başlayanlar, bir taraftan eksiklerini tamamlayıp ibadet hayatını zenginleştirenler, bir taraftan hayır ve hasenata yönelenler, el emeği, göz nuru ve alın teri ile kazandıklarını ailesinin de dışında başkalarıyla paylaşanlar, yetimlere, öksüzlere, düşkünlere, hastalara, yoksullara uzanan eller... İşte dünyanın arayıp bulamadığı insanlık, medeniyet bu...

Ve elbette içinde Kadir Gecesi bulunmayan bir aydan daha hayırlı Kadir Gecesi...

Sadece Ramazan'ı değil, bütün zamanları ve bütün mekanları kurtaracak ve yüceltecek gece... Meleklerin arz semasını dolduğu gece...

Ve nihayet Kur'an ayetlerinin indirildiği gece. Bu gece Kur'an gecesi. bu ay Kur'an ayı. Yani bu ay, hak ile batılın, adaletle zulmün, aydınlık ile karanlığın, iyilikle kötülüğün ayrıldığı, belirlendiği bir aydır. Bu ay hem mağfiret, hem rahmet ve hem de kurtuluş ay'ıdır. Her şeye rağmen günahların, isyanların, polisiye vakaların azaldığı, toplum huzur ve güvenliğinin daha bir üst noktalara taşındığı bir aydır. Önce müminler olarak, sonra bütün insanlık olarak Ramazan'ı, orucu, bütün ibadetleri ve Kur'anı anlamayı Allah nasip etsin..

İster dini açıdan, ister sosyal açıdan... Yeter ki doğruyu görebilelim.
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner100