Bu haber kez okundu.

Abdulkadir geylani'den sohbetler

 

~|~ Ey Aziz,
     Cenab?ı Hakkm aziz kıldığı ve birçok ilahî nimetlere erme şerefine nail eylediği kimse...
     Bilesin ki...
     ? "Allah?ü Teala, dilediğine hidayet eder ve zatı nuruna ulaştınr." (24/35)
     Yukandaki cümle bir Ayet?i Kerime mealidir. Bir feyz kaynağıdır. O feyz bulutlarmdan; şahud şimşekleri çaktığı zamanı düşün... Neler olacağım tahmin eyle ve :
     ? "Allah rahmetim dilediğine tahsis eder." (3/74)
     Mealindeki yüce kelamın yapacağı inayet sayesinde, vuslat rüzgarlarının daima başında döndüğünü de düşün... Anlamaya çalış... Ve neler olabileceğini anlatacağız, dinle...
     îşte o zaman; kalb sahasında üns reyhanları kokmaya başlar... Ve o reyhanlar; bir cennet bahçedeki gibi, boylandık?ça boylanır ve etrafa kokular saçmaya başlar... Ve o bahçede :
     ? "Ey Yusüf'e olan hasretim." (12/ 84)
     Nağmeleri ile şevk bülbülleri ötme?ye başlar... Ve sırlar aleminde; iştiyak şuleleri panidamaya başlar...
     Artık efkar kuşları? azamet fezasında kanatlanır... Ve çevikliğin son haddiyle uçmaya başlarlar...
     Bunlara marifet hali ve marifet alemi adı verilir... Bu alem uçsuz bucaksız vadilerle doludur. Orada; üstün akla sahip olanlar dahi yolunu bulup, devam edemez... Şaşırır... Sonra orada öyle korkulu haller tecelli eder ki...
     Bir bakarsın; yüce bir heybet eli kalkmış; basında bekliyor... Tepene ha indi; ha inecek... Bu manzara karşısında; kavrayışın temelinden sarsılır...
     Sonra bakarsın ki, başka bir alem başlamış... Perdelerin ötesinden sesler yükseliyor... Hem de heybetli sesler... Ona kulak mı dayanır ki?... Ve derin manasını sezende yürek mi kalır ki?... Tahayyül et:
     ? Gerçek manasıyla Allah'ı takdir edemediler..." (6/91)
     Mealindeki yüce manaya hangi kulak dayanır? Bu yumuşatılmış mana ya doğrudan doğruya, seni muhatab alsaydı; ne yapardın o zaman?... O anda can vermez miydin?...
     Bu mana denizi çok engindir... Orada azimet sefineleri yüzer... îçinde ise; Hak yolcuları... Onlar için, ne dalganın önemi vardır; ne de çeşitli deniz tehlikelerinin... Sakın o yolcuları taşıyan sefineleri küçük sanmayasın...
     îşte onun tarifi:
     ? "O sefineler; dağlar gibi. dalgalar arasından süzülür gider... O, yolcuları çeker; götürür." (11/42)
     Ve bu yüce manalar taşıyan cümle; aynı zamanda o yolcuların sefine yelidir... Yelkenlerini iter.
     Düşün... Bir daha... bir daha düşün...   ? "Onlar Allah'ı; Allah da onları sever..." (5/54)
     Bu Ayet?i Kerimenin delalet ettiği derin manayı düşün... O mana engin bir denizdir... Ve bu denizin adı; aşk denizidir. Mahabbet, sevgi denizidir. Mahabbet ehli, bu denizde yelkenlisin! açar... Ötelere doğru yol almaya başlar... Yelkenli sefi?nelerinin; bir sağa, bir sola yatması, onları korkutmaz... Dalgalar onlan yoldan alamaz...
     Dağlar gibi dalgalar gelir; onları altı?na almak ister... Fakat inayet?i Hak onları korur. Onlar da bunu bilir. Yine de yalvarmadan edemezler; herbiri:
     ? "Ya Rabbi, beni mübarek bir menzile indir. Çünkü menzil sahiplerinin hayırlısı sensin..." (21/101)
     Diyerek yalvarmaya 'başlar... Bu menzil ne olabilir ki?... Lika ve
     Hazret?i Hakka yakınlıktan başka..,. Ne
     var ki, her yerde olduğu gibi burada da
     istidadlar konuşur...
 Yalvarırlar... Yakanrırlar... Ama:
     ? "O kimseler ki, haklannda tarafımızdan iyilik fermanı çıkmıştır..." (21/ 101)
     Cümlesindeki manadan o başka elde bir şey yoktur... O yolda kaybolan canları kim arar ki?... Kesilen başları kim sorabilir ki... Yalnız, kurtulması mukadder olanlar kurtulur... Çünkü ezelî istidad öyle gelmiştir...
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner100