02 Ekim 2005 Pazar 00:00
161 Okunma
Abdülkadir Geylani'den Sohbetler / Yalandan sakınmak...
Onun bu sözü üzerine, Bestâmi de kendisine şunları söyledi: Kalbini temizle de namazı dilediğin yerde kıl!... ~|~ Riyâyı hakkıyla ancak muhlis (ihlâslı kişi) ler bilir. Onlar bir zamanlar onun içinde idiler. Sonra ondan kurtuldular. Riyâ, Allah dostlarının yolunda bulunan bir geçittir. Onların o geçitten mutlaka geçmeleri lâzımdır...
Riyâ, ucüp ve nifâk, şeytanın okları cümlesindendir ki, onları kalplere atar...
Mürşidlere koşunuz. Onlardan, İzzet ve Celâl sahibi Allah'a götüren yolda seyretmeyi öğreniniz. Bu yol, onların sülûk ettiği ve Allah'a vâsıl olmak için düştükleri bir yoldur. Onlardan nefsin, hevâi arzuların ve menfi mizaçların âfetlerini sorunuz. Mürşitler, nefsin ve hevâi duygu ve arzuların âfetlerini misalleriyle birlikte kavrayıp açıklamışlar, gâilelerini ve meyvelerinin ne zaman derileceğini hakkıyla tanımışlar, sırf bunları kavrayabilmek için bu bahiste bir zaman kalmışlar, nice zaman sonra ise riyâya da, nefse de, hevâi arzulara da... tamamen galebe çalmışlar ve hâkim olmuşlardır. Şeytanın sendeki kibir ve gururu ile aldanma. Nefsin okları ile hezimete uğrama. Zirâ hiç şüphe yok ki, nefs seni şeytanın okları ile oklar. Şeytan sana ancak nefs târikiyle tesir edebilir, bir şeyler yapabilir. Cin şeytanları sana ancak insan şeytanları vasıtasıyla tesir edebilir, seni ancak insan şeytanları vasıtasıyla delâlete düşürebilir. İnsan şeytanları ise nefsdir, kötü arkadaşlardır.
Bu düşmanlara karşı, İzzet ve Celâl sahibi Allah'a sığın, O'ndan yardım iste. Zirâ hiç şüphe yok ki, O sana yardım edecektir. O'nu bulduğun, O'nun katındaki gördüğün ve O'ndan hazzını aldığın an ise hemen O'nun huzurundan ayrıl. Hemen aile efrâdına ve diğer insanlara koş. Onları ellerinden tutarak Allah'a götür. Onlara de ki:      ? Aile efradınızla birlikte hepiniz bana geliniz!...
Yusuf Aleyhisselâm, hem mülke, hem de saltanata ermek sûretiyle muzaffer olduğu zaman, âile efrâdına şöyle demişti:
... Bütün âlinizi bana getirin (Yusuf Sûresi, Ayet 93).
Mahrum kişi, İzzet ve Celâl sahibi Hak'tan mahrum kalan ve hem dünyada, hem de ahirette O'ndan uzak bulunan kişidir. İzzet ve Celâl sahibi Allah insanlara inzal buyurmuş olduğu ilahi kitaplarından birinde şöyle der:
Ey âdemoğlu! Eğer benden mahrum kaldın isen her şeyden mahrum kaldın demektir...
İzzet ve Celâl sahibi Allah senden nasıl uzak bulunmasın ve sen O'ndan nasıl mahrum olmayasın ki, sen, O'ndan ve O'nun mümin kullarından kaçıyorsun. Hem de sözünle fiilinle onlara ezâ ederek, zâhirinle ve bâtınınla onlardan yüz çevirerek. Resulullah sallalâhu aleyhi ve sellem, kendilerinden rivâyet edilen bir hadislerinde şöyle buyururlar:
Mümine eziyet etmek, Allah nazarında, Kâbeyi on beş defa yıkmaktan daha büyük bir cürümdür.
Dinle. Vah sana! ey İzzet ve Celâl sahibi Allah'ın kullarına ezâ etmekten geri durmayan kişi! Kendilerine ezâ ettiğin o insanlar; Allah'a îmân etmekte, Allah için sâlih ameller işlemekte, Allah'ı tanımakta ve O'na güvenip dayanmaktadırlar. Vah sana ki, yakında öleceksin, kendi irâdenin haricinde evinden çıkarılacak, kendisiyle böbürlenip durduğun o malından mülkünden koparılacaksın. Artık o malın mülkün sana fayda vermediği gibi, üzerinden mesuliyeti de kaldırılmayacak...
Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner100