Bu haber kez okundu.

‘Af, kulun azizliğini artırır’
İmam Gazali Hazretleri şöyle buyurdu:
“Affetmek, bir şeye hak kazandıktan sonra ondan geçip bağışlamaktır. Kısas veya o yüzden gelecek maldan geçmek ve borçluyu affetmek gibi...
Af üzerinde birçok âyet-i kerime ve hadîs-i şerif vardır. Onlardan birkaçını sayabiliriz:
‘Af yolunu tut.’ (Araf, 199).
‘Affetme haliniz, takvaya daha yakındır.’ (Bakara, 237).
Hadîs-i şerifler:
‘Varlığımı elinde tutan hakkı için, söyleyeceğim üç şey gerçektir. Böyle olduğuna yemin de edebilirim: 1- Hiçbir sadaka malı eksiltmez; sadaka veriniz. 2- Bir kimse, Allah rızası için gördüğü zulmü bağışlarsa, kıyamet günü, Allah onun izzetini artırır. 3- Kim, bir dilencilik yolu tutarsa; Allah ona karşılık fakirlik kapısını açar.’
‘Tevazu insana yükseklik verir. Tevazu yolunu tutunuz ki, Allah sizi yükseltsin. Af kulun azizliğini artırır. Affediniz ki, Allah size izzet vere. Sadaka mala bol bereket getirir. Sadaka veriniz ki, Allah’ın rahmetine eresiniz.’
‘Bir kimse, kendine zulmedene beddua ederse kabul olur.’
Rıfk; iyi, hoş, yumuşak davranmak, karşısındakini hoş tutmak mânâlarına gelir. Hiddet, sert muamelenin zıddı sayılır. Hilm sahibi olmak, iyi huyun semeresini bulmak sayılır. Anlatacağımız iki hadîs-i şerif bu mânâyı daha iyi anlatır.
Hz. Aişe rivayet ediyor: ‘Rıfk babından bir kimsenin az nasibi olsa, ona dünya ve âhiretin hayırlı işlerinden nasip verilmiş sayılır. Rıfka dair bir hazdan mahrum olan ise, dünya ve âhiretin hayrından nasibini yitirmiş olur.’
‘Allah, bir hane halkı için iyilik dilerse, onlara rıfk halini verir.’
Hased ise, içte beslenen düşmanlığın sonucudur. Bu iç düşmanlık da, bir öfkenin sonucudur. Hasedin kötülüğünü şu hadîs-i şerif bize iyi anlatır: ‘Ateşin odunu yakıp kül ettiği gibi, hased de iyilikleri yer bitirir.’
Hasedin gerçek mânâsı, bir Müslüman kardeşin elinde bulunan ilâhî nimetin zevalini istemektir. Ondaki nimeti, görmeyen zevalini istemez, kendisi için de aynı şeyin olmasını temenni eder... Böyle olunca hasedin adı değişir, gıpta olur. Bunu da şu hadîs-i şeriften anlıyoruz:
‘Mümin gıpta eder, münafık ise hased eder.’
Arz edeceğimiz âyet-i kerime ile hasedin mânâsını daha iyi anlamaktayız:
‘Ehl-i kitaptan birçoğu şu isteği hased olarak kalbinde besler: Ne olurdu sizi imandan sonra, küfre dÖndürebilselerdi.’ (Bakara, 109). Allah-ü Teâlâ onların bu isteğini bir hased olarak bildiriyor.
‘Allah-ü Teâlâ, bazılarınıza daha değerli ihsanda bulunmuştur. Aynı şeyin size gelmesini temenni etmeyin.’ (Nisa. 32).
Bu âyet-i kerimede yasak olan nimetin aynen intikalini temenni etmektir. Ama onun elindekini değil, ona benzer bir nimetin verilmesini, Alla-ü Teâlâ’dan niyaz yollu istemek, kötü değildir. Eğer dinî bir meselede ise çok iyidir.”
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner100