Bu haber kez okundu.

‘Ali, Allah’a açılan tek kapıdır’
Muhammed b. Velîd şöyle rivayet etmiştir:
Bize Said el-A’rec anlattı ve dedi ki: Ben ve Süleyman b. Halid Ebu Abdullah (Ca’fer Sâdık aleyhisselâm)’ın yanına gittik. İmam, biz bir şeyden söz etmeden konuşmaya başladı ve dedi ki:
“Ey Süleyman! Emir’ül-Mü’minin Ali b. Ebu Tâlib (aleyhisselâm)’dan ne geldiyse onu al ve o, neyi nehyettiyse ondan sakın. Muhammed (sallallahu aleyhi ve âlihi)’ye verilen üstünlük ve faziletin benzeri, ona da bahşedilmiştir. Muhammed (s.a.a.) ise Allah Azze ve Celle’nin yarattığı bütün varlıklardan üstün kılınmıştır. Koyduğu hükümler hususunda Ali’yi ayıplayan bir kimse, Allah Azze ve Celle’yi ve Resûlü’nü ayıplayan bir kimse gibidir. Küçük veya büyük bir meselede Ali’nin kararını reddeden kimse şirkin sınırına yaklaşmış olur.
Emir’ül-Mü’minin (aleyhisselâm) Allah’a açılan tek kapıydı. O, Allah’a giden tek yoldu. Ondan başka yola girenler, helak oldular. Birbiri peşi sıra gelen Hidâyet İmamları için de aynı özellik geçerlidir. Allah, onları arzın rükünleri kılmıştır ki, yeryüzü, üzerindeki varlıklarla birlikte sarsılmasın. Onlar, yerin üstündeki ve altındaki varlıklara sunulan kusursuz kanıtlardır. Emirü’l-Mü’minin (aleyhisselâm) şöyle derdi: ‘Ben, Allah Azze ve Celle tarafından cennet ve cehennemin taksimcisiyim. Ben Faruk-i Ekber’im. Ben asâ ve damga sahibiyim. Bütün melekler, Rûhu’l-Kudüs ve resuller, Muhammed (sallallahu aleyhi ve âlihi)’nin üstünlüğünü ve faziletini ikrar ettikleri gibi benim de üstünlük ve faziletimi ikrar etmişlerdir. Ben de onun konduğu mesnede benzer bir mesnede konulmuşum. Bu, Allah Azze ve Celle’nin belirlediği bir mesnettir. Resûlullah, kıyamet günü çağrılır ve giydirilir. Ben de çağırılır ve giydirilirim. O’na sorulur, konuşması istenir. Bana da sorulur, benim de konuşmam istenir. Ben de O’nun söylediği gibi söylerim. Bana öyle özellikler verilmiştir ki, benden önce hiç kimseye benzerleri verilmemiştir. Ben, ölümleri, musibetleri, soyları ve Kur’ân’ı bilirim. Benden önce olanlar gözümden kaçmadı ve benim yanımda olmayanlar da benim için gayb sayılmazlar. Allah’ın izniyle müjde veriyorum ve O’nun tayin etmesiyle görevimi yapıyorum. Bütün bunları Allah Azze ve Celle, izniyle benim için mümkün kıldı.’”
Muhammed b. Fudayl, Ebu’l-Hasân (Ali b. Musa aleyhisselâm)’dan, “Yoksa onlar, Allah’ın verdiği şeyler için insanlara hased mi duyuyorlar?” (Nisa, 54) âyetiyle ilgili olarak şöyle rivayet etmiştir:
“Biz, haset edilen insanlarız.”
Humran b. A’yen şöyle rivayet etmiştir:
Ebu Abdullah (Ca’fer Sâdık aleyhisselâm)’a, “İbrahim soyuna kitabı verdik” (Nisa, 54) ifadesini sordum. 
Buyurdu ki: “Burada peygamberlik kastedilmiştir.”
“Hikmeti verdik” (Nisa, 54) ifadesini sordum.
“Bununla anlama ve hükmetme kastedilmiştir” dedi.
“Onlara büyük bir hükümranlık bahşettik” (Nisa, 54) ifadesini sordum.
“Bununla da itaat kastedilmiştir” dedi.
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner100