11 Ekim 2013 Cuma 00:02
942 Okunma
Ali’yi sevmek, Ehl-i Beyt’i sevmektir
İbn Hişam, kendi rivayet zinciri ile İmam Ebu Câfer’den (a.s.) şöyle rivayet etti:
“Resûlullah (s.a.v.) Mekke’nin fethi sırasında, Ben-i Cüzeyme kabilesini İslam’a davet etmek üzere Hâlid b. Velid’i gönderdi. 
Onu savaşması için göndermemişti. Ancak Hâlid kabileye saldırdı. Onlar da korktukları için, silahlarını alıp ona karşı koydular. Hâlid bunu görünce, ‘Silahlarınızı bırakın. Çünkü insanlar Müslüman oldular’ dedi.
Onlar da onun sözüne güvenerek silahlarını bıraktılar. Ama Hâlid onlara hainlik etti. Ellerinin arkadan bağlanmasını emretti. Sonra onları kılıçtan geçirdi. Böylece birçok insanı öldürdü. Kabilenin başına gelenler Resûlullah’a (s.a.v.) haber verilince çok üzüldü. Ellerini açarak şöyle dua etti: ‘Allah’ım! Hâlid’in yaptıklarından berî olduğumu Sana bildiriyorum.’ Peygamber (s.a.v.), Ali’yi (a.s.) çağırdı ve şöyle dedi: ‘Şu kavmin yanına git! Durumlarını araştır ve cahiliye geleneğini ayaklarının altına al.’
Ali (a.s.) yola çıktı, kabilenin bölgesine vardı. Yanında bir miktar mal vardı. Öldürülenlerin kan bedellerini verdi. Zâyi olan mallarını tazmin etti. Hatta zâyi olan köpek yalağına kadar tüm zararlarını tazmin etti. Bedeli ödenmemiş kan veya mal kalmadı.
Elinde bir miktar para kaldı. Ali (a.s.) onlara dedi ki: ‘Bedeli ödenmemiş kan veya malınız kaldı mı?’ ‘Hayır’ dediler. 
Bunun üzerine dedi ki: ‘Bu artan malı da size veriyorum. Resûlullah’ın (s.a.v.) bilip de sizin bilmediğiniz bir hususa ilişkin bir ihtiyat olarak onu da size bırakıyorum.’
Böylece bütün malı onlara verdi ve olayı Resûlullah’a (s.a.v.) anlattı. 
Hz. Peygamber (s.a.v.), ‘Doğru ve güzel yaptın’ dedi. Sonra kıbleye dönerek ellerini açtı. Ellerini o kadar yukarı kaldırmıştı ki koltuk altları görünüyordu. Şöyle diyordu: ‘Allah’ım! Hâlid b. Velid’in yaptığından berî olduğumu Sana bildiriyorum.’
Resûlullah (s.a.v.) bu sözü üç kere tekrarladı.” (es-Siretu’n-Nebeviyye, İbn Hişam, c. 2, s. 429-430).
***
İmam Ali’yi (a.s.) sevenler, Ehl-i Beyt’i sevenlerdir. Ehl-i Beyt’i sevenler de, imamet vazifesini yüklenen imama maddî ve mânevî yardımı esirgemeyen mü’minlerdir. Bu konu ile ilgili olarak İmam Bâkır (a.s.) şöyle buyurmuştur:
“Ali’nin (a.s.) sevenleri, bizim velayetimiz uğruna mal harcayan, bizim sevgimiz uğruna birbirini seven ve bizim egemenliğimizin ihyâsı için birbirlerini ziyaret eden kimselerdir. Onlar öfkelendikleri zaman zulmetmezler. Hoşnut oldukları zaman ölçüsüz davranmazlar. Komşuları için bereket, karıştıkları topluluk için selamet ve esenliktirler.” (Tuhafu’l-Ukûl, s. 220).
“Ali’nin (a.s.) sevenleri bilge ve ağırbaşlı olur. Dudakları kurudur, zühdün izleri yüzlerinde görülür.” (Bihâru’l-Envâr, c. 5, s. 189)
Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner100