Bu haber kez okundu.

Allah, her varlığa lâyığını verir
45. İLKE:
Kur’an–ı Kerim ayetlerinden, aklın, birtakım fiillerin iyi ve kötü olduklarını idrak etme gücüne sahip olduğu anlaşılmaktadır. Bu nedenle Allah Teâlâ, insanların akıl ve vicdanını hükmetmeye çağırarak şöyle buyuruyor:
“Biz Müslümanları suçlular gibi yapar mıyız hiç, neyiniz var, nasıl hüküm veriyorsunuz (öyle)?!” (Kalem, 35–36).
Yine şöyle buyuruyor:
“İyiliğin karşılığı, yalnız iyilik değil midir?” (Rahmân, 60).
Burada cevap vermemiz gereken bir soru söz konusu olmaktadır. Allah Teâlâ Kur’an–ı Kerim’de şöyle buyuruyor: 
“O, yaptığından sorulmaz ama onlar, (kullar) sorulurlar.” (Enbiyâ, 23).
Şimdi burada akla takılan soru şudur: Allah Teâlâ kendisini sorguya tâbi tutulmaktan üstün görmektedir. O hâlde O, yaptığı fiillerin hiçbirinden sorumlu tutulmaz. Oysa aklî iyilik ve kötülüğe göre, eğer Allah’ın kötü bir iş yaptığı kabul edilecek olursa, “Neden yaptın?” diye sorguya tâbi tutulması gerekir.
Cevap: Allah’ın sorguya tâbi tutulmamasının nedeni, O’nun hekim oluşu, işlerini bir hikmet üzere yapışıdır. İşleri hikmet üzere olan bir fâil ise, hiçbir zaman kötü bir iş yapmaz ve sürekli hikmet, güzel iş yapmanın gereğidir; dolayısıyla bu soru tamamen yersizdir.
46. İLKE:
İlahî adaletin tekvin, teşri ve ceza kanunlarında çeşitli tecellileri vardır; aşağıda her birini ayrı ayrı açıklayacağız:
a– Tekvinî Adalet: Allah Teâlâ her varlığa lâyık olduğu şeyi verir; yaratırken ve icat ederken hiçbir zaman kabiliyetleri görmezlikten gelmez. Kur’an–ı Kerim şöyle buyuruyor:
“Rabbimiz, her şeye yaratılışını verip sonra onu doğru yola iletendir.” (Tâhâ, 50).
b– Teşriî Adalet: Allah, manevî kemâlâtı kazanmaya layık olan insanı, peygamberler göndererek ve din kanunları vaz’ ederek hidayet eder ve yine insanı gücünün yetemeyeceği şeyle mükellef kılmaz. Nitekim şöyle buyuruyor:
“Allah adaleti, ihsanı, akrabaya vermeyi emreder; fahşâdan, münkerden ve bağy(azgınlık)den men eder. Öğüt almanız için size böyle öğüt verir.” (Nahl, 90).
Adalet, iyilik ve akrabalara yardımda bulunmak insanın kemâle ermesine neden olduğu ve geri kalan üç amel ise, onun alçalmasına sebebiyet verdiği için, ilk üç fiili farz kılmış ve son üç fiilden de alıkoymuştur.
Yine Allah’ın, insanı gücünün yetmeyeceği şeyle mükellef etmeyeceği hakkında şöyle buyuruluyor:
“Biz hiç kimseye gücünün üstünde bir şey teklif etmeyiz.” (Mü’minûn, 90).
c– Cezaî Adalet: Allah Teâlâ mükâfat ve ceza bakımından hiçbir zaman mü’min ve kâfire, iyi ve kötüye bir gözle bakmaz. Her insana hak ettiği ve lâyık olduğu mükâfat ve cezayı verir. Dolayısıyla, peygamberler vasıtasıyla tekliflerini insanlara tebliğ edip hücceti tamamlamadıkça, kesinlikle onları cezalandırmaz. Nitekim şöyle buyurulmaktadır:
“Biz elçi göndermedikçe (hiçbir kimseye) azap edecek değiliz.” (İsrâ, 15).
Yine şöyle buyuruluyor:
“Kıyamet günü için adalet terazileri kurarız. Hiç kimseye bir haksızlık edilmez.” (Enbiyâ, 47).
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner100