23 Şubat 2015 Pazartesi 00:03
889 Okunma
Allah Resûlü'nün sünneti hüccettir
140. İLKE: 
Hz. Resûl-i Ekrem'in (s.a.a.) sünneti, O Hazretin ashabından bir grup tarafından gelecek nesiller için kaydedilip nakledilmiştir ve O Hazretin sözleri, davranış ve takriri (onayı) gibi hüccettir ve ona uyulması gerekir. Dolayısıyla, eğer bir sahabi Hz. Resûlullah'ın (s.a.a.) sünnetini naklederse, hüccet olma şartlarına sahip olduğu durumda, herkes onu kabul edip ona uygun hareket eder. Yine bir sahabi, bir Kur'anî terimi açıklarsa veya Hz. Resûl'ün (s.a.a.) asrıyla ilgili olayları ya da başka bir şeyi naklederse, onun da sözü yukarıda değindiğimiz şartla kabul edilir. 
Ancak, eğer bir sahabe ayet veya sünnetten çıkardığı kendi görüş ve istinbatını söyler veya ondan, Hz. Resûlullah'ın (s.a.a.) sünneti mi, yoksa onun kendi ictihad ve görüşü mü olduğu belli olmayan bir söz nakledilirse, bu durumda o söz hüccet olmaz. Çünkü müctehidin görüşü diğer müctehidler için hüccet değildir. 
İşte bu nedenle sahabenin sözüne uymada, onun görüş ve ictihadıyla Hz. Resûlullah'ın (s.a.a.) sünnetini nakletmesi arasında fark gözetmek gerekir. Ehl-i Beyt Ekolü, sahabenin sözüne, ancak Hz. Resûl-i Ekrem'in (s.a.a.) sünnetini naklederse uyar. 
 141. İLKE: 
Her Müslüman'ın, inanması gereken bütün meselelerde kesin bilgi edinmesi gerekir. Bu konuda, kendisi kesin bilgi edinmeden diğerlerine uyması câiz değildir. Usûl ve itikadî meselelerin külliyatı sınırlı olup, akıl bakımından her birinin açık bir delili olduğundan, herkesin akaid ilkeleri hakkında kesin bilgi edinmesi kolaydır. Oysa fıkhî ahkâm ve furuâtın dairesi geniş olup, onlar hakkında kesin bilgi edinmek için birçok ön bilgilere gerek olduğundan, insanların çoğu onu elde edemezler. İşte bu nedenle fıtratın ve aklın gereği olarak, şeriat hükümlerinde ulema ve müctehidlere müracaat etmeli, bu vasıtayla dinî mükellefiyetlerini yerine getirmelidirler. İmam Ca'fer döneminde insanlar ilim öğrenmek için İmam'ın mektebine başvuruyor, o da herkesin ilminden istifade etmesini temin etmeye çalışıyordu. 
Esasen insan, ilmî bir fâil olup işlerini ilme dayandırmaktadır. Eğer kendisi ilim edinirse, ona uyar; aksi durumda diğerlerinin ilminden yardım alır. 
Burada, gerekli tüm şartlara sahip olan müctehidi taklid etmenin, bir nevi uzman ve bilirkişiye müracaat etmek olduğuna ve bunun millî, kavmî vb. taassuplardan kaynaklanan temelsiz taklitlerle hiçbir ilgisinin olmadığına dikkat etmek gerekir. 
Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner122

banner121