28 Ağustos 2009 Cuma 00:00
227 Okunma
Allah'a güvenip tevekkül etmek
Yahya b. Mürre şöyle anlatıyor:
Hz Ali geceleri mescide gidip nafile namaz kılardı. Biz de onu korumak için nöbet tutardık. Bir keresinde namazını bitirdikten sonra yanımıza gelerek
"Burada niçin bekliyorsunuz?" diye sordu.
"Seni korumak için" dedik. ~|~

 

"Peki, beni göktekilere karşı mı yoksa yerdekilere karşı mı koruyorsunuz?" dediğinde de
"Seni yerdekilere karşı koruyoruz" diye karşılık verdik. Bunun üzerine o şunları söyledi:
"Şunu biliniz ki gökte hüküm verilmedikçe yeryüzünde hiç birşey olmaz. Hiç kimse de yoktur ki kaderi gelinceye kadar iki melek tarafından korunup muhafaza edilmiş olmasın. Kaderi geldiğinde ise melekler o kişi ile kaderi arasından çekilip onları başbaşa bırakırlar. Benim üzerimde de Allah tarafından görevlendirilen çok kuvvetli bir koruyucu vardır. Ecelim geldiğinde bu koruyucu aramızdan çekilecektir. Şunu da biliniz ki, kişi başına gelmesi takdir olunan şeylerin gelip kendisini bulacağına ve takdir olunmayan şeylerinse asla başına gelmeyeceğine inanmadıkça imanın tadına varamaz".
Hz. Ali hayatının son gecesinde hiç bir yerde rahat edemiyor ve yerinde duramıyordu. Aile efradı onun bu halinden kaygıya düşerek kendi aralarında fısıldaşmaya başladılar. Sonra da bu hususta onunla konuştular. Hz. Ali şunları söyledi:
"Hiçbir kul yoktur ki beraberinde kendisini gelecek tehlikelere karşı koruyan iki melek bulunmasın. Bu durum takdir olunan gelinceye kadar böyle devam edecektir. Kader geldiğinde melekler onunla kaderi arasından çekilirler!"
Hz. Ali bunları söyledikten sonra mescide gitmek üzere evinden çıktı ve yolda vuruldu. Muratoğulları kabilesinden bir kişi mescitte namaz kılmakta olan Hz. Ali'nin yanına gelerek
"Ey Ali! "Dikkatli ol! Çünkü bizim kabileden bazı kimseler seni öldürmek istiyorlar" dedi. Hz. Ali de ona şunları söyledi:
"Her insanın yanında, kader gelinceye kadar kendisini koruyacak olan iki melek bulunur. Kader geldiğindeyse bu iki melek o insanla kaderi arasından çekilirler. Ecele gelince, o, çok muhafazalı ve sağlam bir koruyucudur."
? Hz. Ali'ye
"Seni korumamızı ister misin?" diye soruldu. O da
"Her kişinin koruyucusu kendi ecelidir" buyurdu.
 İki kişi aralarındaki bir anlaşmazlıktan dolayı Hz. Ali'ye müracaat ettiler. O da onları dinlemek üzere bir duvarın dibine oturdu. Bunun üzerine o iki kişiden biri:
"Ey Mü'minlerin Emîri! Dikkatli olun, arkanızdaki duvar yıkılacak gibi duruyor" dedi. Hz. Ali ise hükmünü verdikten sonra kalktı. Kalkışından az sonra da duvar yıkıldı.
***
 Abdullah b. Mes'ud ölüm döşeğindeydi. Hz. Osman onu ziyaret ederek
"Nerenden şikayetçisin?" diye sordu. İbn Mes'ud
"Günahlarımdan!" dedi. Hz. Osman bu kez
"Canın ne istiyor?" diye sordu. Abdullah b. Mes'ud
"Allah'ın rahmetini!" karşılığını verdi. Hz. Osman
"Sana bir doktor çağırayım mı?" dedi. Abdullah
"Bu hastalığa yakalanmama zaten doktor sebep olmuştur" diye cevap verdi. Hz. Osman'ın
"Sana maaş bağlatmamı ister misin?" sorusuna da
"Benim maaşa ihtiyacım yoktur" karşılığını verdi. En sonunda Hz. Osman'ın
"Senden sonra kızların ne ile geçinecektir?" diye sorması üzerine de şunları söyledi:
"Sen benim kızlarımın fakir düşmelerinden mi korkuyorsun? Ben onlara her gece Vâkıa Sûresi'ni okumalarını emrettim. Çünkü Hz. Peygamber'in 'Vâkıa Sûresi'ni her gece okuyan kimse asla fakirlik ve geçim sıkıntısı çekmez!' buyurduğunu işittim."

Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner122

banner121