10 Nisan 2015 Cuma 00:02
916 Okunma
Allah’a ve Resûlüne yardım edenlerin hakkı

Resûlullah, Medine’ye döndüğünde Allah şu ayeti indirdi: “Bilin ki, ganimet olarak elde ettiğiniz şeylerin beşte biri muhakkak Allah’ın, Resûlü’nün, yakınlarının, yetimlerin, yoksulların ve yolda kalmışlarındır. Allah’a ve hak ile bâtılın birbirinden ayrıldığı ve iki ordunun karşı karşıya geldiği günde kulumuza indirdiğimize iman ediyorsanız (ganimeti böyle paylaşın).” (Enfal, 41).

“Allah’ındır” diye buyurduğu söz, aynen insanların dediği şu söze benzer: “Bu, Allah’ın ve senindir.” O maldan Allah için özel bir pay ayrılmaz. Bu yüzden Resulûllah ganimeti beş kısma böldü. Allah’ın payını, onunla Allah’ın adının yüceltilmesi (diriltilmesi) ve kendisinden sonra da bu payın vârislerine intikal etmesini Kendisi aldı. Bir payı Abdulmuttalib’den olan akrabaları için, bir payı Müslüman yetimler için, bir payı da yoksullar için ayırdı. Geri kalan payı da ticaretten başka bir gayeyle sefere çıkan Müslümanlar için ayırdı. İşte bunlar Bedir Savaşı ve kılıçla ele geçirilen ganimetin bölünmesi ile ilgili olan ganimetin bölünmesi ile ilgili olan olaylardı.

At ve deve koşturmadan (yani savaşmaksızın düşmanın teslim olmasıyla) alınan ganimetlere gelince, mesela şöyledir; Muhacirler (Mekke’den) Medine’ye geldiklerinde Ensar (Medineli Müslümanlar) ev ve mallarının yarısını onlara bıraktı. Muhacirler o gün yüz kişiye yakın bir cemaati oluşturuyorlardı. Resûlullah (Medine yakınlarındaki), Ben-i Kurayza ve Ben-i Nadir Yahudilerini mağlup edip mallarını ele geçirdiklerinde şöyle buyurdu: “Eğer Muhacirleri kendi ev ve mallarından uzaklaştırmak istiyorsanız, bu malları sadece onların arasında taksim edeyim? Ama eğer mal ve evlerinizi (eskisi gibi) yine onların elinde bırakmak istiyorsanız, bu malları onlarla sizin aranızda taksim edeyim.” 

Ensar Resûlullah’a şöyle cevap verdi: “Bu malları onlar için taksim ediniz. Ve hem de bırakınız onlar ev ve mallarımızda bizimle ortak olsunlar.”

Bu esnada Allah, şu ayeti nâzil etti: “Onlardan (yani Ben-i Kurayza ve Ben-i Nadir Yahudilerinden) Allah’ın Peygamberine verdiği fey’e gelince, siz buna karşılık (bunu elde etmek için) ne deve sürdünüz, ne de at…” (Çünkü bu iki grup at ve deve sürmeye gerek duyulmayacak kadar Medine’ye yakındı).

“Bu mallar, yurtlarından hicret eden yoksullara aittir. Onlar, Allah’tan bir fazl (lutuf ve ihsan) arayıp, Allah’a ve O’nun Resulü’ne yardım ederlerken yurtlarından ve mallarından sürülüp çıkarılmışlardır. İşte bunlar sâdıkların ta kendileridir.” (Haşr, 6-8).

Allah, bu ganimetleri Peygamber ile birlikte Medine’ye gelen sâdık Kureyşli Muhacirlere tahsis etti. Resûlullah ile birlikte yurtlarından hicret eden (Kureyşli olmayan) diğer Arap muhacirlerini ise “mal ve yurtlarından sürülüp çıkarılanlar” diye buyurarak istisna etti. Çünkü Kureyş hicret eden kimselerin mal ve yerlerine el koyuyordu. Ama diğer Arap kabileleri hicret eden kimseler için aynı şeyi yapmıyorlardı. 

Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner100