Bu haber kez okundu.

‘Allah’ım Beni Ali’siz bırakma’
Uhud’dan sonra Kureyş, Müslümanlara bitirici bir darbe vurmak amacıyla bir kez daha hazırlıklara başladı. Bu amaçla diğer cahiliye mensubu kabileler ile ve de Yahudîler ile ittifaklar yapıldı. Nihayet sayıları on bini buldu. Bu on binlere Ebu Süfyan komutanlık ediyordu. (es–Es–Sîret’ül–Halebiyye, 2/631).
Selman–i Farisî Medine’nin etrafında hendek kazmayı önerdi. Bazı Kureyş atlıları hendeğin kimi dar noktalarından karşı tarafa geçmeyi başardılar. Hz. Ali bazı Müslümanlarla birlikte ileri çıktı ve Kureyşlilerin atlarını geçirdikleri gediği kapattı.
Amr b. Abduvedd er meydanına çıktı ve Müslümanlara meydan okudu. Resûlullah (s.a.a), “Bunun karşısına çıkacak biri var mi?” dedi. Hz. Ali, “Ben varım, ya Resûlallah!” dedi. Resûlullah (s.a.a) onu oturttu. Amr ikinci ve üçüncü kez karşısına çıkacak er istedi. Hz. Ali’den başka ona cevap verecek kimse çıkmadı. Her seferinde de Resûlullah (s.a.a) Hz. Ali’yi oturtuyordu. (es–Sîret’ün–Nebeviyye, İbni Hişam, 3/224; Tarih–i Taberî, 3/172; el–Kâmil Fi’t–Tarih, 2/180; es–Es–Sîret’ül–Halebiyye, 2/318). Daha sonra Peygamberimiz (s.a.a) Hz. Ali’nin başına kendi sarığını sararak, kendi kılıcını kuşandırarak ve kendi zırhını giydirerek Amr’ın karşısına çıkmasına izin verdi. Ardından ellerini kaldırarak şöyle dedi: “Allah’ım! Ubeyde’yi Bedir günü, Hamza’yı da Uhud günü aldın. Bu da kardeşim ve amcamın oğlu Ali’dir. Beni yalnız başıma bırakma ve sen mirasçıların en hayırlısısın.” (Mevsuat’ut–Tarih’il–İslâmî, 2/491–492; Şerh–u Nehc’il–Belâğa, 19/61’den naklen. el–Menakıb, Harezmî, 144; es–Es–Sîret’ül–Halebiyye, 2/318).
Ali savaş meydanına çıktı. O çıkmadan önce Resûlullah (s.a.a) şöyle demişti: “İmanın tamamı küfrün tamamının karşısına çıktı.” Hz. Ali, Amr’a dedi ki: “Ey Amr! Sen cahiliye içindeyken, bir kimse beni üç şeye çağırırsa, bunlardan en azından bir tanesini kabul ederim, derdin. Ben seni, Allah’tan başka ilah olmadığına ve Muhammed’in Allah’ın Resulü olduğuna şahitlik etmeye davet ediyorum.” Dedi ki: “Bunu geç.” Hz. Ali dedi ki: “Kabul etseydin, senin için hayırlı olurdu.” Ardından şöyle dedi: “Geldiğin yere geri dön.” “Hayır! Kureyş kadınları dünya durdukça bunu anlatıp dururlar” dedi. Hz. Ali dedi ki: “Atından in, vuruşalım.”
Amr, atından indi ve geri dönmeyeceğinin bir göstergesi olarak atını öldürdü. Sonra Hz. Ali’ye doğru yöneldi. İki savaşçı vuruşmaya başladı. Amr Hz. Ali’ye bir kılıç indirdi. Hz. Ali kalkanı aracılığıyla bu darbeyi savuşturdu. Fakat kılıç kalkana saplanmış ve Hz. Ali’nin başı yaralanmıştı. Ardından Hz. Ali boynuna bir kılıç indirdi ve Amr kanlar içinde böğürerek yere yığıldı. Onun yere yığıldığını gören Hz. Ali tekbir getirdi. Onun arkasından Müslümanlar da tekbir getirdiler. Vuruşma Amr’ın yere yıkılmasıyla son bulmuştu. Müttefikler bu ağır darbeyi dehşet içinde seyrettiler. Gözlerine inanamadılar. Çünkü bir kimsenin Amr b Abduvedd’i öldürmeye cesaret edebileceğini beklemiyorlardı. Artık yüreklerine derin bir korku düşmüştü. Hiç kimse böyle bir saldırıyı, meydan okumayı tekrarlamaya cesaret edemedi. 
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner100