30 Kasım 2014 Pazar 00:23
919 Okunma
‘Allah’ım, beni itaatine yönelt’

Bir şahıs İmam Sâdık (a.s.)’ın huzuruna vararak şöyle dedi: “Kur’an-ı Kerim’de tevilini bilmediğim iki ayet vardır.”
İmam (a.s.), “Hangi ayetlerdir?” dedi.
Biri, “Beni çağırın (dua edin) size icabet edeyim” (Mü’min, 60) ayetidir. Oysa ben Allah’ı çağırmama rağmen duam kabul olmuyor.”
“Allah’ın, vaadine aykırı hareket ettiğini mi sanıyorsun?”
“Hayır!”
“Öyleyse ne demek istiyorsun?”
“Bilmiyorum.”
“Diğer ayet hangisidir?”
“Neyi infak ederseniz, Allah onun yerine bir başkasını verir” (Sebe, 39) ayetidir.
“Allah’ın vaadine sadık kalmadığını mı sanıyorsun?”
“Hayır!”
“Öyleyse ne demek istiyorsun?”
“Bilmiyorum.”
“İnşaallah bu konuyu sana açıklayacağım. Eğer Allah’ın emrettiği şeye itaat ettikten sonra O’nu çağırsaydın sana icabet ederdi. Ama sen Allah’a muhalefet ve isyan etmektesin, o da sana icabet etmiyor.
İnfak ettiğin şeyin yerini başka bir şeyin doldurmadığı sözüne gelince; eğer helal yolla kazanarak yerinde infak etmiş olsaydın, bir dirhem bile olsaydı Allah onun yerine bir başkasını verirdi. Eğer O’nu dua metoduyla çağırsaydın, günahkâr bile olsaydın yine sana icabet ederdi.”
“Dua metodu nedir?”
“Farzı edâ ettiğinde Allah’ı ulularsın, ta’zim edersin ve edebildiğin kadar O’nu medhedersin, Peygamber’e (s.a.a.) salât gönderirsin, O’na çokça salât gönderirsin, risaletini tebliğ ettiğine şehadet edersin, Hidayet İmamlarına salât gönderirsin. Allah’a hamd u sena, Hidayet İmamlarına salât ve selamdan sonra Allah’ın sana iyiliklerini, güzel ihsanıyla imtihanlarını, sana verdiği nimetlerini, sana yaptığı güzel işlerini hatırlayarak bunlara karşı Allah’a hamd ve şükredersin. Daha sonra hatırladığın günahlarına bir bir ve hatırlamadığın günahlarına ise genel olarak itiraf edersin. Bütün günahlarından Allah’a tevbe ederek, tekrar günaha dönmeyeceğine karar verirsin. O günahlardan pişmanlık duyarak doğru bir niyet, korku ve ümitle Allah’tan bağışlanma diler ve şunları söylersin: Allah’ım! Ben günahlarımdan dolayı senden özür ve bağışlanma diliyorum, Sana tevbe ediyorum. Öyleyse beni itaatine yönelt, beni bana farz kıldığın, yani Seni hoşnut eden her şeye muvaffak kıl. Şüphesiz ben, kendisini nimetlendirmediğin halde Senin itaatinden birine ulaşan, onu yapmaya muvaffak olan hiç kimseyi görmedim. Öyleyse, bana öyle bir nimet ver ki, onunla rızvanına ve cennetine ulaşayım.” (Biharu’l-Envar, c.93, s.319; Felahu’s-Sâil, s.38; Uddetu’d-Daî, s.16).
Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner100