Bu haber kez okundu.

Anadolu'da ölüm ve geleneklerimiz-III
Mezar esas şeklini alır, baş ve ayak tarafına taşlar dikilir üzerine bir kova kadar su dökülür.

Cemaat oturur. Hocalar devreye girer daha önceden okunmuş olan hatimler ve mezar başında okunmuş aşr?ı şerifler bağışlanır.Telkin verilir. Bazı yörelerde telkin cemaat gidince yalnız verilse de Anadolu'da genelde cemaat hazır iken yüksek bir ses tonuyla verilir. Cemaat bu telkin verilişini çok önemle ve duygu ile dinler. Bilir ki gelecek bir zaman diliminde aynı telkini toprak altında dinleyecek. Tasavvuf kültüründe "Rabıta?ı mevt" denilen ölümü düşünme hali en mükemmeli bu sırada yapılır.

Eskiden evlerin apartman kültürüne dönüşmediği zamanlarda, taziye dilekleri topluca evlerde yada eve yakın alanlarda yapılırdı. Ama şimdilerde böyle bir imkan olmadığı için mezarın yakınında müsait bir yerde birince dereceden yakınlar dizilir; cemaat birer birer taziye dileklerinde bulunur. Dua ve niyazlarda bulunurlar. Cemaata şerbetçiler tarafından o yörenin meşhur içeceği olan meyan şerbeti ikram ed~|~ilir. Cenaze evine doğru yola çıkılır. Evde misafirlere helva ve ekmek ikramında bulunulur. Tatlı yiyecek ikramında umulan ölüm acısının azaltılmasıdır.

Bilen insanlar tarafından burada da Kur'an?I Kerim ve dua ziyafeti çekilir.

Mülk suresi mutlak okunur. Ölünün kabir azabından kurtuluşu umulur. Dost ve akrabalar cenaze evini mesken tutmuştur. En az bir hafta boyunca burada yenilir, içilir, yatılır. Cenaze evindeki yemeklerin temini dışarıdan eş ve dostlar tarafından karşılanır. Cenaze evinde en az üç gün kazan kaynamaz. Bu da gelenektendir. Böylece cenaze sahipleri bir büyük külfetten kurtulmuş olurlar.

Bu birliktelik sayesinde akrabalık ve dostluk bağları kuvvetlenir. Niceleri hidayete yol bulur. Velhasıl rahmete gark olur, ölüsü... dirisi!...

Son zamanlarda maalesef pek uygulanmayan ancak benim çok önemsediğim eski bir gelenekten bahsetmeden geçemeyeceğim. "Laht" denirdi adına... vefat eden kişinin mezarı üç gece imsak ile şafak (güneş doğumuna yaklaşık yarım saat kala) arası eş dost ve akrabalar tarafından ziyaret edilirdi. Elerde aydınlatma fenerleri, lambaları alınır mezarın etrafına oturulup Kur'an?ı Kerim ve dualar okunur. Bilhassa Yasin?i Şerif ve Mülk Suresi okunur. Etraf sessiz ve sırlarla dolu... Bir avuç insan diri ve muktedir; toprağın altı sessiz ve çaresiz ne olduğu bilinmez. İnsanlar okuyor, dinliyor ve tefekkür ediyor. Henüz birkaç saat önce aralarından ayrılan kişinin anılarıyla hayat ve ölüm arasında gel gitler yaşanmaktadır. Aman Allah'ım bu ne acayip bir hal... Fert fert bütün katılımcılar etki alanı içindedirler. Laht denilen gizem dolu bu gelenek ölüden çok diriler için konulmuş muhteşem bir vakıaydı. Şimdilerde bu adet yok edildi.

Şimdi daha iyi anlıyoruz...Güzel Anadolu'muz üzerinde oynanan oyunları. Çünkü burada bir toplumu ayakta tutan her şey vardı. Bu millet gelenek edindiği her şeyi dininden almıştır. "O eskidendi" diyerek ne olur gelenek ve göreneklerimizden vazgeçmeyelim. Unutmamalıyız ki yok edilmek istenilen toplumlar geçmişlerinden koparılırlar.

* Gönül?İzzettin?Sena?Cemile KEPEKÇİ
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner100