22 Nisan 2007 Pazar 00:00
169 Okunma
Asıl maksat Allah'ın rızası
Allahü Teala insanı yarattığı zaman bize sordu: "Ben sizin Rabbiniz değil miyim?"... Biz de; "Evet, Rabbimizsin" dedik. ~|~

"Şimdi beni görüyorsunuz. Müşahede ediyorsunuz. İnkarınız mümkün değil. Sizi dünya denilen yere göndereceğim. Asıl orada 'Sen benim Rabbimsin' diyeceksin ki kıymeti olsun." Şimdi bizi burada, bu alemde Cenab?ı Hak deniyor. Neyle deniyor?
Hayırlarla deniyor. Servet veriyor, sıhhat veriyor, mevki veriyor, rütbe veriyor. Bazen hastalık veriyor, çile veriyor, meşakkat veriyor, fakirlik veriyor, sıkıntı veriyor. Hepsi de deneme içindir. Kula burada düşen iki husus var. Bütün bu hayırlar karşısında şükredip; "Sen ne güzelsin ey Rabbim. Ne kadar iyisin, lütufkarsın" der. Nimetle değil de Rabbi onu farklı yoldan denedi. Çile verdi, fakirlik verdi, hastalık verdi. Orada da ne yapacak? Sabredecek. "Niye beni böyle deniyorsun?" deme hakkımız yok. Hangisi hakkımızda hayırlıdır, onu biz bilemeyiz.

Asıl gaye Allah'ın rızasını kazanmaktır. Nitekim hem günümüzde, hem geçmişte, hayırlara boğduğu kulları, kulluk yapacağı yerde, O'nu hiç tanımamıştır. Ama şer ile denediği kulları hep O'nun kapısında, O'nu anıyor. Bazen o şer, kulun rıhletinde, vuslatında, hayır diye gördüklerimizden çok daha faydalı oluyor. Onun için ayet?i kerimede Allah: "...Sizin için daha hayırlı olduğu halde bir şeyi sevmemeniz mümkündür. Sizin için daha kötü olduğu halde bir şeyi sevmeniz de mümkündür. Allah bilir, siz bilmezsiniz." (Bakara, 2/216) buyuruyor.

Bu dünya hayatında, işimize gelen oldu mu, "kazandık" diyoruz. Belki de kaybediyoruz. "Kazandık" ölçüsü Allah'ın rızası ile birlikte olursa muteberdir. Kazandığın şey, eğer Allah'ın rızasını sana kazandırıyorsa o muteberdir. Onun için niyetlerimizi Allah'ın rızasına endeksleyeceğiz ki, yaptığımız her işte kazançlı çıkalım.
Ölüm korkusunu yenmenin en güzel yolu Allah'a kavuşmayı arzu etmektir. Evvela yapmamız gereken; itikadımızı sağlam bir itikat haline getirmektir. İnanç çok mühim. İnancında bozukluk olursa işler sarpa sarar. Bakınız Allah Kur'an'ında imandan bahisle hep gayb olan hususlardan bahsediyor. "Gayba inananlar." (Bakara; 2/3).
Allah'a kavuşmayı çok istemeliyiz. Ölüm korkusunu yenmenin en güzel anahtarı, Allah'a kavuşmayı arzu etmektir. Çünkü, can bedende oldukça Allah'la beraber olmak mümkün değil. Bu tenden bu can çıkacak ki O'nunla olasın. Onun için O'na kavuşmayı arzu etmek, bu arzuyu geliştirmek, ölüm endişesini ve korkusunu yok eder. Ayetle sabit, Hz. Yusuf (as), kadınlar topluluğuna girdiği zaman, onun güzelliğini, onun cemalini gören kadınlar, ellerindeki meyveyi keserken parmaklarını kesiyorlar, farkında bile olmuyorlar. Acıyı duymuyorlar. (Bkz. Yusuf; 12/31).

Sen o güzel olan Rabb'ına kavuşmayı murat ederken, bir yandan da "işte şimdi ben öleceğim, hayatım sona erecek vs." gibi şeyleri hesap edemezsin. Senin gözün, gönlün O'na takıldı ya, artık O'na gitmek istersin. İşte işi bu boyutta anlamak ve ele almak lazım.

Bunun için de ne gerekiyor? Allah'ı çok zikretmek gerekiyor. O'nu istemen için bir yolun olması lazım. Zikir ile ilgili yazılmış bütün eserlerde Cenab?ı Hakk'ın, kulun kalbine tecellisinden bahsedilir. Sevgi, sevda o tecellidedir. Muhabbet oradadır. Zikrullah ile birlikte kulun kalp alemi fetholunur. Allah'ın muhabbeti o kulun kalbine iner. Cenab?ı Hakk'ın sevgisi sende hakim olursa Allah'ın emrettiği hususlara itaatsizlik söz konusu olur mu hiç? Bütün emirlerine itaat gelişir. Emirlerine itaat geliştiği için dediklerini öğrenmek istersin. "Acaba ne buyurdu benim Rabbim?" O zaman Kur'an'ını okumayı seversin. Kur'an?ı Kerim'de Allah'ın beyanları var. Anlattıkları var.

Ayet?i kerimeler, Hak ile senin aranda bir şifredir. Bir düğmedir. Okumaya başladığın an O'nunla sohbet ediyorsun. Manasını ister anla, ister anlama. Halin değişiyor. Kuş gibi hafif oluyorsun.
İbrahim Hakkı Hazretleri gibi:
"Hoştur bana Senden gelen,
Ya hil'atu yahut kefen,
Ya gonca gül yahut diken,
Lütfun da hoş kahrın da hoş"
demeye başlıyorsun. Bunu deyince de, manasını bilmediğin ayetlere baktığın, okunduğu zaman onu adeta hisseder gibi oluyorsun.
Kur'an'ın ruhuna vâkıf olmak ancak zikrullah ile mümkündür.
Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner100