20 Aralık 2001 Perşembe 00:00
235 Okunma
Bayram mendili
Cazibe IRMAK

Geride bıraktığımız bayramın hatırasına...

Ramazan bayramının ilk günüydü. Yılların verdiği alışkanlıkla yine henüz gün doğmadan kalkmıştı Emine Hanım, bayram sabahını ayakta karşılayabilmek için. Çevrenin sessizliği içinde minarelerden yükselen sabah ezanını dinlerken yüreğini bir huzur ve sükunet kaplamıştı. Ancak sabah namazından sonra içinde yalnızlığın verdiği bir burukluk hissetti. Yalnızlık o sabah daha bir yüklü biçimde çökmüştü sanki yüreğine. Gözlerine dolan yaşlarla yürüdü penceresinin önüne doğru. Penceresini yavaşça açarak dışarıyı seyretmeye başladı. Beklediği kimse yoktu aslında. Yurtdışında çalışan oğlu ile torunu bir hafta önce kendisiyle telefonla görüşerek, izin alamadıkları için bayramda gelemeyeceklerini bildirmişlerdi.

Emine Hanım yıllar öncesinin bayram hatıralarını gözünün önünde canlandırarak dalgın dalgın sokağı seyretmeye devam etti. Sonra kahvaltı yapmak geldi aklına. Pencerenin önünden çekilerek mutfağa doğru yürüdü. Anc~|~ak bayram sabahı tek başına bir şey yemek canı istemedi. Özellikle torununu çok özlemişti. Onun bayram hediyesini bile günler öncesinden hazırlamıştı. Yeniden pencerenin önüne gelirken sıkıntılıydı. Bayramını kutlayacak bir kimse, bir tatlı söz, bir güleryüz bekliyordu besbelli..

Camiden çıkan insanlar evlerine dağılmaya başladığı sırada bir çocuk gözüne ilişti. Çevresine bakınarak yürüyen çocuğun kimi aradığını düşündü Emine Hanım. Çocuk, penceresine doğru yaklaştıkça torununa duyduğu özlem biraz daha arttı. Torununa benzettiği çocukla konuşmak isterken yüreği heyecandan çarpıyordu. Çocuk da pencereden bakan Emine Hanımı görmüştü daha uzaktayken. Tam pencerenin önüne gelince ikisi bir anda göz göze gelerek bir süre bakıştılar. İlk sözü çocuk söyledi:

?Bayramınız mübarek olsun teyze.

?Senin de bayramın mübarek olsun oğlum. Allah nice bayramlara yetiştirsin, diyerek karşılık verdi Emine Hanım.

Çocuk biraz ürkek, çekingen bir tavırla elindeki çantadan bir mendil çıkararak sordu:

?Mendil satıyorum, almak ister misiniz teyze? Belki torununuz vardır, armağan verirsiniz.

?Torunuma hediye almıştım, ama bir mendil daha alayım, diyen Emine Hanım, mendilin parasını verirken; lokum kutusunu getirmeyi de ihmal etmedi.

Çocuk Emine Hanımın ikrâmına teşekkür ettikten sonra merakla Emine Hanımın yüzüne bakarak sordu:

?Neden ağlıyorsunuz teyze, bayram sevinç günü demekmiş?..

?Seni görünce torunumu hatırladım. Onu çok özlediğim için gözyaşlarımı tutamadım.

?Torununuz nerede?

Emine Hanım içini çekerek "Çok uzaklarda" dedikten sonra; bakımsızlıktan yüzü solgun görünen çocuğun adını sordu.

İlgi ve sevgiden yoksun çocuğun gözlerinde sevinç ışıltıları görülmeye başladı.

?Adım Murat, diye yanıt veren çocuk;

?Ramazn ayında hep bu mendillerden sattım, elimde birkaç tane kaldı, dedi. Emine Hanım sordu:

?Mendil satmanı kim istedi?

Murat, içindeki özlemi duyurmak için sesini biraz yükselterek coşkuyla,

?Ben istiyorum teyze. Okul harçlığımı kazanmak için satıyorum bu mendilleri.

?Okumayı çok seviyorsun öyle mi?

?Evet, hem de çok seviyorum. Okulumu bitirince mesleğim olacak. O zaman anneme kavuşacağım, ona bakacağım.

?Annen nerede şimdi?

?Annemle babam ayrıldı. Ben babamın yanındayım, annem ise köyde.

Emine Hanım, bir an düşündü: "Demek bayram gününü sevdiklerinin özlemiyle geçiren yalnızca ben değilim. Bu çocuktan ibret almalıyım. Oyun çağında geçim derdine düşmüş üstelik." Sonra derin bir nefes alarak,

?Dünyada acı ve tatlı herşey insanlar içindir. Bunları aşmamız için sabırlı olmamız gerek. İsteklerimize, nimetlere kavuştuğumuz zaman ise Allah'a şükretmeyi de bilmemiz lazım, dedi ve ekledi:

?Torunumu özlemişken Allah seni karşıma çıkardı. Seni çok sevdim, torunumun yerine koydum Murat.

?Ben de sizi çok sevdim teyzeciğim, diyerek gülümsedi Murat.

?Sevgimiz; bayramın neşesi, güzelliği olsun, diyen Emine Hanım, hemen odaya döndü. Az sonra elinde bir paketle Murat'ın yanındaydı.

?Buyur Murat, sana bayram hediyem...

Murat; mahçup, titreyen bir sesle sordu:

?Sağolun ama bunu siz torununuza almadınız mı?

?Evet ama, sana kısmet oldu. İyi günlerde giy gömleğini. Murat, teşekkürlerini belirten sözleri; sevgi, saygı, dostluk, minnet dolu bakışlarıyla ayrıldı Emine Hanım'ın yanından.

Emine Hanım, o yıl daha önce yaşamadığı başka bir bayram sabahı yaşamıştı. Önceki yıllarda kendi yakınlarıyla birlikte kutladığı bayramı, bu kez daha önce tanımadığı bir çocukla kutlamıştı. Murat'ın arkasından bakarken yine düşünceler oluştu zihninde. Artık duygusallıktan uzak, açık ve net biçimde, daha berraktı düşünceleri.

"Bugün, Murat annesinden ayrı olduğunu söyleyerek bana sabırlı olmamı hatırlattı. Ne güzel idealleri var gelecek için. Yapmak istediklerini gerçekleştirmek için şimdiden hayatın yükünü omuzlarında taşıyor. Ama o yılmıyor, güçlü ve cesaretli. Ben neden kendimi bu kadar aciz ve güçsüz hissettim mübarek bayram sabahı?.. Rabb'imin verdiği bunca nimete karşı şükretmem gerekti oysa.

Murat, bana bayram sevincini yaşattı yüreğindeki tertemiz sevgiyle. Sevgi bu kadar yüceyken bencillik mi ettim yoksa önce; yalnızca torunuma saklayarak sevgimi. Murat, gerçekten çok şey öğretti bana; sanki "beni de sev" diyen gözlerindeki gülümseyişle. Ve ben sevgimi tutsak etmeyerek karşılık verdiğim için mutluyum. Hepimizin bildiği ve Murat'ın da söylediği gibi ?bayramlar sevinç günü? bayramlar, kırgınlığın son bulduğu barış, dostluk günleri. En önemlisi yardım elini uzatarak sevindirme zamanı. Paylaşmak kısaca tüm güzellikleri sevgi, saygı ortamında. Evet bayramlar Yüce Allah'ın bize hediye sunduğu özel bir anlamı ve yüksek bir değeri bulunan günler. Bayramların değerini bilerek tüm çocuklara bayramın güzelliğini yaşatmak ise biz yetişkinlerin görevi olmalı."

Emine Hanım, bu düşüncelerinden kapısının zilinin çalmasıyla sıyrıldı birden. Yalnızlıktan kurtulduğu için Allah'a şükrederek kapıyı açtı. Misafirlerini karşılarken onlara sunduğu; sevincini belirten gülümseyişi ve içten sevgisinin anlatımı tatlı sözleriydi.
Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner100