27 Aralık 2001 Perşembe 00:00
662 Okunma
Bir Leyla-ü mecnun hikayesi
Fatıma LEYLA

Bana bir de sen anlatma Leyla ile Mecnun'u diyor satırlar. Kaç defadır yazıldın çizildin, namın büyük küçük herkesin dilinde. Ama, beni de bu zevkten mahrum etme ne olur, seni anlatayım.

Biz ki var olduk, aşk da var oldu. Aslında maddenin nüvesi olan zerreler de aşk için dönmekte. Tüm kainat Alemlerin Sahibinin sevgisi, Habibullah (sav) yüzü suyu hürmetine yaratıldı, yani aşk için, aşk ile...

Necid çölleri... Sessizliğin en büyük ses, yalnızlığın en içten dost olduğu bu yerde başladı herşey. Kays, adı Mecnun'a çıkan aşık, çılgın aşık... İlahi sırrı, insanların ayna olup Yaradan'ın kendisini onda temaşa ettiğini anladığı o gün eksikliğin de farkına varmış ve aynaya aksetmeyen görüntüyü aramaya başlamıştı. Evet, öteki yarısı yok gibiydi.

?Gam tuzağıdır varlık, hür olmak yokluktadır. Ey cefacı dünya, bildim sendeki kederin çokluğunu, keder çekmeğe arkadaş isterim.

Aşk ateşi önce maşuka, ondan aşığa düşer derler. Zamanın içinde bir anda saklıdır gönüllerin b~|~irliği, nitekim de öyle oldu. Ama ilahi takdir öyle ki vuslatın hazzına eren her yiğit gün geçmeden firkat ile uyumak zorunda. Ama bu kez ayrılık tez başlamıştı Kays için ve Leyla'ya şimdi şöyle söyleniyordu:

?Kendimi vermek istiyorum ecele, ilgilenmiyor "canını Leyla'ya verdin" diyor. Yok kimse bu derd-i dilden âgâh, bu derd-i dil ile neyleyeyim ah!

Madenin mıknatısa ulaşması, cevherin öze kavuşması ne ise öyledir vuslat, öylece çekiştedir. Uçsuz bucaksız çöllerde, dağlarda, taşlarda, bayırlarda bu kuvvetin tesiriyle dolanan Kays aslında Leyla'ya koşuyordu farkında olmadan. Her ne kadar yönden bihaber olmasıyla nereye gittiğini bilmese de... Her ne kadar aşk dilini anlayan biri çıktı diyerek dilindeki yanık ezgiyi akseden dağın kendiyle konuştuğunu zannetse de... Bunların hepsi Leyla'yı aramada olduğunun işaretiydi. Bu işaretleri anlamayanlar ise Kays'ın bu hallerine delilik dediler, adı çıktı Mecnun'a. Mecnun çılgın demek, deli demek.

Peki Leyla ne demek? Geceye dair, gece gözlü demek. Belki de gece bahtlı olmanın diğer ifadeleri bunlar. Mecnun çöllerde iken, Leyla evde hapsedilmişti. Kimseyle konuşmasına, görüşmesine izin verilmiyordu, hatta ağlaması da yasaklanmıştı. Geceler, ah geceler... Gece bakışlı Leyla'yı kendinden ayıran onunla kılan geceler yok mu? Pervanelerini dağıtıp mumuyla başbaşa kalırdı ve şöyle seslenirdi ona;

?Sen nasıl bir cana sahipsin ki hem ateşte hem de suda boğuluyorsun. Oysa benim bildiğim o ki, aşk senin hayat suyun. Sırrın nedir ey mum, birazcık bana da ver! Ver ki yanmak zevke dönüşsün. Ben hem vefada sana benzerim hem cefada. Hatta belki bu ikisinde de senden üstünüm. Sen yalnız geceleri yanarsın, bense gece gündüz. Sen yaşlar dökerek her mecliste sırrını açığa vurursun, bense sırrımı saklayarak yaşlara boğulurum, ser verir sır vermem! Sen başın kesildikçe canlanır hayat bulursun. Benimse hayatta olduğum her an adeta başım kılıçtan geçirilir.

İşte Leyla, işte Mecnun. Mecnun'un olgunluğu Leyla'dan, Leyla'nınki Mecnun'dan. Peki ya ayrılık gecesinin vuslat seherini bulması nicedir?

Leyla yol hazırlığı yaptı, sahra yolunu takip edecek bir hac kervanına katıldı. Çöllerde Mecnun'u aramak için kafileden ayrılınca devesiyle bir yol tutturdu kendine. Yönünü bilmeden ilerliyordu.

devamı yarın
Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner122

banner121