Bu haber kez okundu.

Bir 'modern bilim' hikâyesi-IX
Mehmet MARUF

R. Garaudy'e göre Rönesans sonrası Batı; bilimi Endülüs yoluyla İslam medeniyetinden yararlanırken, bilimi alırken hikmeti almamış bundan dolayı kendisi çıkmaza girdiği gibi beşeriyeti de peşinden sürüklemiştir. İnsanlığın gerçek mutluluğu ise akıl yoluyla olan bilimsel ve teknolojik ilerlemenin nübüvvetten gelen hikmetin rehberliği ışığında yol alması ile mümkündür.

Bütün bunlardan sonda biz "Endülüs olmasa Rönesans olmazdı" derken ezilmişlik duygusundan kaynaklanan "Batı her şeyini bize borçlu!" hezeyanından hareket etmiyoruz. Amacımız bugün kendini beşeriyetin yüz akı, bilim ile teknolojinin tek sahibi ve hamisi, uygarlığımızı borçlu olduğumuz yegane kaynak olarak sunan Avrupa'nın bu maskesini yırtmaya çalışmak ve "kültürel emperyalist" yönünü ortaya koymaktır. Ayrıca metinlerde geçen "Batı" kavramı bir coğrafyanın değil, Roma hukuku, Yunan felsefesi ve Hıristiyanlık dininden zuhur eden bir zihniyetin adıdır.

Sonuç:

Kendisini Etna yanardağına atan Empedokles,~|~ hipokondriak ve depresif olan Newton, korkunç bir yalnızlık içerisinde yaşayan ve hayatını şiddetli bir ruh çöküntüsü ile noktalayan Nitzsche, dünyaya bir mana veremeyen ve hayatı problematik sayan Schopenhauer, kendisini ölüm tutkusundan kurtaramayan, sonunda intihar eden Kleist, uzun yıllarını tımarhanede tek başına daracık bir odada geçiren Hölderlin ve Schumannler, Hemingwayler, Van Gogh'lar, Freud'lar...

Modern batı kültürü kendi insanına mutluluk ve huzur verememiştir. Acaba bunda bilimi normal kulvarından çıkararak ona seküler bir mantık ve materyalist bir kimlik kazandıran Avrupa merkezci bilim anlayışının payı var mıdır? Sorumuza ışık tutacak hayatı "Tolstoy" yaşamıştır.

"İtiraflarım" isimli kitabında çocukluğundan itibaren hayatın anlamını sorguladığını belirten Tolstoy, ömrü boyunca bu anlamı çok değişik yerlerde aramış, fakat bunların hiç birinden tatmin olamamıştır. Rusya'da büyük toprak sahibi zengin bir ailenin çocuğu, ülkesinin ünlü yazarı, şan, şöhret ve paranın haddinden fazla sahibi olduğu halde ruhsal bir bunalım içindedir.

Hayattaki hiç bir şeyden tatmin olmamaya başlayan Tolstoy büyük sıkıntılar içinde sürekli aynı sorularla yüzyüze gelir. Yaşantısının anlamına yönelik en temel soru biçimi olan ne için yaşamak, ya da neden yaşamak sorularına bir türlü ikna edici cevaplar bulamaz. Sonunda bunalımlarına ait çareyi modern bilimde aramaya karar verir. Ve şöyle der:

Sorularıma cevabı her yerde arayıp durdum. Üniversitede geçirdiğim hayat sayesinde, bilginler alemiyle ilişkiye geçip, çeşitli bilim alanlarındaki en büyük bilginlere ulaştım. Fakat (modern) bilimin, hayatın bu sorularına verdiği cevaptan başka bir şeyi olmayışına inanamadım. Bana öyle geliyordu ki, hayatıyla hiç bir ortak yanı olmayan iddialarını büyük bir vakâr ve ciddiyetle ispatladığını gördükçe, ben herhangi bir şey anlamıyordum. Uzun süre bilime karşı bir ürkeklik taşıdım. Ve sandım ki, onun benim sorularıma verdiği cevaplarının uygun olmayışında suç bilimde değil, benim cahilliğimdedir. Bu benim için şaka ya da oyun değildi, bütün hayatım buna bağlıydı. İşte böylece kendiliğinden şu kanaate vardım: Benim sorularım her türlü bilginin temelini oluşturan yegane geçerli sorulardır; suç bende ve sorularımda değil, bu soruları cevaplayacağını sanan bilimdedir...
Anahtar Kelimeler:
modern bilim hikâyesi ıx
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner100