25 Ocak 2015 Pazar 00:22
1049 Okunma
‘Bu kap, Kâim’in kabıdır’

İki şefkatli eş olan Hz. Ali (a.s) ile Hz. Fâtıma (a.s) evin işlerini kendi aralarında taksim ettiler. Hz. Fâtıma (a.s) evin içindeki yani hamur yapmak, ekmek pişirmek, evi süpürmek gibi işleri yapmayı üstlendi. Hz. Ali (a.s) da odun getirmek ve yiyecek temin etmek gibi evin dışındaki işleri üstlendi.
Bir gün Hz. Ali (a.s) Hz. Fâtıma (a.s)’a şöyle buyurdu: “Ya Fâtıma! Evde yiyecek bir şey var mı?”
Hz. Fâtıma (a.s), “Hayır! Allah’a and olsun ki, üç gündür çocuklarım Hasan, Hüseyin açtırlar ve kendim de bir şey yemedim” buyurdu.
Hz. Ali (a.s): “Neden bana söylemedin?”
Hz. Fâtıma (a.s): “Babam Resûlullah (s.a.a), sizden bir şey istememi nehyetmiştir ve buyurmuştur ki: Amcaoğlundan asla bir şey isteme. Bir şey getirdiğinde al, aksi takdirde O’ndan bir şey isteme!”
Hz. Ali (a.s) (bu sözleri duyduktan sonra) evden dışarı çıktı ve yolda birisiyle karşılaştı. Ailesine yiyecek temin etmek için o adamdan bir dinar borç aldı. Bu esnada o sıcak havada Mikdad b. Esved’i çok perişan ve üzgün bir halde gördü. Bunun üzerine ona, “Ne oldu? Neden bu sıcak vakitte evden dışarı çıkmışsın?” diye sordu.
Mikdad, “Açlık beni evden dışarı çıkarmıştır; çocuklarımın ağlama seslerini duymaya tahammül edemedim” dedi.
İmam (a.s), “Ben de bunun için evden dışarı çıktım. Ben bu dinarı az önce borç aldım, onu sana veriyorum ve seni kendime tercih ediyorum” buyurdu.
Sonra parayı Mikdad’a verdi, kendisi ise eli boş eve geri döndü. Eve girdiğinde Resûlullah’ın (s.a.a) evde oturduğunu, Fâtıma’nın (a.s) da namaz kılmakla meşgul olduğunu ve aralarında ise üstü kapalı bir şeyin bulunduğunu gördü. Fâtıma (a.s) namazını bitirdiğinde, yanlarında bulunan şeyin üzerinden örtüyü kaldırınca, içerisi et ve ekmekle dolu bir kâse olduğunu gördüler.
Peygamber (s.a.a) şöyle buyurdu: “Fâtımacığım! Bu yemek sizin için nereden gelmiştir?”
Fâtıma (a.s) cevaben, “Allah tarafından gelmiştir; Allah Teâlâ dilediğine hesapsız rızk verir” dedi.
Bu esnada Hz. Peygamber (s.a.a) Hz. Ali’ye bakarak şöyle buyurdu: “Senin ve Fâtıma’nın öyküsü gibi olan bir kimsenin öyküsünü beyan edeyim mi?”
Hz. Ali (a.s): “Evet” dedi.
Hz. Peygamber (s.a.a) şöyle buyurdu: “Senin misalin Zekeriyya’nın misali gibidir. Zekeriyya mihrapta Meryem’in yanına vardığında, onun yanında bir yemek görünce, ‘Ey Meryem! Bu yemek neredendir?’ diye sordu. O da cevaben, ‘Allah katındandır; Allah istediğine hesapsız rızk verir’ dedi.”
İmam Bâkır (a.s) şöyle buyurmuştur: “Onlar (İmam Ali ve ailesi) o kaptan bir ay boyunca yemek yediler. Bu kap, Kâim’in (Hz. Mehdi’nin), içerisinde yemek yiyeceği kabın aynısıdır; bu kap şimdi bizim yanımızdadır.” (Bihar, c.14, s.198; c.43, s.31).
Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner100