14 Eylül 2015 Pazartesi 00:01
1408 Okunma
Bu tebliğ ancak Hz. Ali’ye aittir
Resulullah (s.a.a) mübarek risaletini tebliğ etmeyi ve İslâm’ı Arap Yarımadası’nın dört bir yanına yaymayı sürdürdü. Aynı zamanda şirki askerî açıdan da geriletme faaliyetlerini kesintisiz olarak devam ettiriyordu. Müslümanlar sağlam ve kuralları belirlenmiş ilişkilerin egemen olduğu bir ümmet olmuşlardı. Belli bir toprakları ve sınırları belirlenmiş bir ülkeleri vardı. Şirkin artık dikkate alınır bir gücü kalmamıştı.
Şirkin tasfiye edilmesi kaçınılmazdı. Bu sırada Tevbe Suresi nazil oldu. Burada Peygamberimizin (s.a.a) müşriklere karşı, onlarla yaptığı antlaşmalara ve ahitlere karşı takınacağı tavır belirleniyordu. Bu ültimatomu ve bu ilâhî bildiriyi duyurmanın en uygun yeri Kâbe’ydi. En uygun zaman da zilhiccenin onuncu günüydü. Çünkü o gün yarım adanın her tarafından gelen müşrikler o gün orada toplanırlardı. Bu amaçla Peygamberimiz (s.a.a), Ebu Bekir’i insanların başında hac yapmak ve Tevbe suresini tebliğ etmek üzere görevlendirdi. O gün “Mescid��"i Şecere” olarak bilinen “Zu’l Huleyfe” denilen yere varınca, Peygamberimize (s.a.a) vahiy geldi ve Ebu Bekir yerine Ali b. Ebu Tâlib’i (a.s) göndermesi emredildi. Bunun üzerine Peygamberimiz (s.a.a) Ali’yi (a.s) gönderdi ve ayetleri Ebu Bekir’den alıp kendisinin tebliğ etmesini emretti. Ali (a.s) Peygamber’in (s.a.a) devesine binerek Mekke’ye doğru yola çıktı. Yolda Ebu Bekir’e yetişti. Ebu Bekir devenin gürültüsünü duyunca deveyi tanıdı ve korkmuş bir hâlde dışarı çıktı. Resûlullah’ın (s.a.a) geldiğini zannetti. Gelen Hz. Ali’ydi. Hz. Ali ayetleri ondan aldı. Ebu Bekir, kendisinin hakkında Peygamber’i kızdıracak bir şeyin nazil olmasından korkuyordu. Dedi ki: “Ya Resûlallah! Benim hakkımda bir şey mi indi?” Peygamberimiz (s.a.a), “Hayır” dedi. “Ancak Bana, o ayetleri Benim veya Benden olan birinin tebliğ etmesi emredildi.” (el��"Kâmil Fi’t��"Tarih, İbn��"i Esir, 2/291, Fedail’ul��"Hamse Min’es��"Sihah’is��"Sitte, 2/343).
Hz. Ali (a.s) Mekke’ye varıncaya kadar yoluna devam etti. İnsanlar hac mevsimine özgü ibadetlerini yerine getirmek üzere toplanınca, Tevbe Suresi’nin ilk ayetlerini onlara okuduktan sonra şöyle seslendi: “Bu yıldan sonra hiçbir müşrik Mekke’ye giremeyecektir. Kâbe çıplak olarak tavaf edilmeyecektir. Müşriklerden kimin Peygamber’le imzaladığı bir antlaşması varsa, bu antlaşma belirlenen süreye kadar geçerlidir.” (el��"Bidaye ve’n��"Nihaye, İbn��"i Kesir, 5/45).
Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner100