07 Eylül 2014 Pazar 05:19
591 Okunma
Bütün faziletler İmam’da toplanır
İmam Rıza (a.s.) buyurdu ki:
“İmam, zamanının tek adamıdır. Hiç kimse onun düzeyine erişemez ve hiçbir âlim, onunla boy ölçüşemez. Onun alternatifi olmaz, benzeri ve eşi olmaz. Fazilet sıfatıyla belirginleşir, bütün faziletler onda toplanmış olur. Ama o, bunları isteyerek veya çalışarak elde etmiş değildir. Bilâkis bu faziletleri veren, yüce bahşedici olan, Allah tarafından ona özgü kılınmış özelliklerdir. Böyleyken kim imamı tanıyabilirmiş veya onu seçebilirmiş? Heyhat! Ne yazık ki, akıllar saptı, düşler şaşırdı, dimağlar hayretlere düştü, gözler kamaştı, ulular küçüldü, hikmet sahipleri şaşkına döndü, düşünürler yetersiz kaldı, hatipler suskun kalakaldı. Öz akıl sahipleri cahilleşti, şairlerin dili dönmez oldu, edipler çaresiz kaldı, söz ustaları ne söyleyeceklerini bilemez oldu. Onun bir özelliğini vasfetmekten, onun bir faziletini nitelemekten aciz kaldılar. Acizliklerini ve yetersizliklerini itiraf ettiler. Böyleyken onun bütünüyle vasfedilmesi veya derinliğine nitelendirilmesi ya da onunla ilgili bir hususun anlaşılması, hele hele onun yerine geçen birinin bulunması ve ona ihtiyaç bırakmaması mümkün müdür? Nasıl ve nereden? O, elleriyle tutmak isteyenler ve niteleyenler açısından gökteki bir yıldız gibi erişilmez olduğu halde, seçimle belirlenebilir mi? Akıllar bunun gibisini bulabilir mi? Yoksa siz, bunun gibisinin Muhammed’in (s.a.a.) Ehl–i Beyt’inden başka bir yerde bulunabileceğini mi sanıyorsunuz? Allah’a yemin ederim ki, nefisleri onlara yalan söylüyor ve asılsız, bâtıl arzuların peşine düşmelerine neden oluyor. Zor ve kaygan bir yüksekliğe çıktılar. Bu yüzden baş aşağı yere yuvarlandılar. Şaşkın ve yitik akıllarıyla, eksik ve sapkın görüşleriyle bir imam seçmek istediler ama bu girişimleri imamdan uzaklaşmaktan başka bir işe yaramadı. And olsun üstesinden gelinmeyecek bir işe kalkıştılar, bir iftira attılar, bu yüzden koyu bir sapıklıkla saptılar. Şaşkınlıkların girdabına düştüler; çünkü bilinçli olarak imamı terk ettiler. 

Allah’ın seçiminden, Resûlullah’ın (sallallahu aleyhi ve âlihi) seçiminden ve O’nun Ehl–i Beyt’inden yüz çevirdiler. Kendi seçimlerine itibar ettiler. Oysa Kur’ân onlara şöyle seslenmektedir: “Rabbin dilediğini yaratır ve seçer. Onların seçme hakkı yoktur. Allah onların yakıştırmalarından münezzehtir, yücedir.” (Kasâs, 68). Bir başka âyette de şöyle buyurmuştur: “Allah ve Resulü bir şeye hükmetti mi, artık mü’min erkek ve mü’min kadınların işlerinde seçme hakkı yoktur.” (Ahzâb, 36). Böyleyken imamı seçme işi nasıl onlara bırakılmış olabilir?”
Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner100