Bu haber kez okundu.

Camilerden dahi mü’min kanı aktı
Mesudî, Haccac’ın katliamları için şunları söylemiştir:
“Haccac yirmi yıl hüküm sürdü. Bu süre içinde öldürttüğü kişilerin sayısı yüz yirmi bini buldu! Savaşlarda öldürdükleri bunun dışında tabii.” (1 Mesudî, Murucu’z-Zeheb, c. 3, s. 166-167).
Haccac, Irak’ta halkı katlederek asayişi sağladıktan sonra Basra’ya geçti. Orada da camilerden kan akacak kadar çok insanın canını almıştır:
“Haccac, Şam ordusu ve taraftarlarından iki bin ve müferrik güçlerden oluşan dört bin askerle Basra’ya hareket etti. Basra’ya girerken yanına iki bin kişi aldı ve Cuma günü namaz vakti şehre girmeye karar verdi. Yanındakilere camiyi sarmalarını ve caminin on sekiz kapısından her birini yüz kişinin tutmasını, kılıçlarını elbiselerinin altına gizlemelerini emretti. ‘Camide sesler yükseldiği zaman dışarı çıkmak isteyenin kafasını, camiden gövdesinden önce çıkarın’ dedi.
Memurlar, kapıların yanlarına yerleşip, beklemeye koyuldular. Haccac, yüz kişi önde ve yüz kişi arkada olmak üzere silahlı iki yüz kişiyle birlikte camiye girdi. Hepsi de kılıçlarını elbiselerinin altına gizlemişlerdi, kendisi de kılıcını elbisesinin altına gizlemişti.
Haccac adamlarına talimat verdi: ‘Camiye girdiğiniz zaman ben cemaate konuşma yapacağım, onlar beni taşlayacaklar, emamemi başımdan çıkarıp dizimin üstüne koyduğum zaman kılıçlarınızı çekip hepsini kılıçtan geçirin!’
Bu plan üzerine namaz vakti geldiğinde Haccac, minbere çıkıp oturdu ve konuşmaya başladı:
‘… mü’minlerin emiri (Abdülmelik) beni şehrinizi yönetmem ve beytü’l-mal’i aranızda taksim etmem için atamıştır. Bana mazlumlara yardımcı olmamı ve zâlimleri cezalandırmamı, iyileri takdir edip, kötüleri cezalandırmamı emretmiştir.
Halife beni bu göreve atarken, iki kılıç verdi bana, biri rahmet kılıcı, diğeri azap ve ceza kılıcı. Rahmet kılıcı yolda elimden düştü ama azap kılıcı şu anda elimdedir!’
Halk minberde Haccac’ı taş yağmuruna tuttu. Bu sırada emamesini başından çıkarıp dizlerinin üzerine koydu. Bunu gören memurlar hemen kılıçlarına saldırdılar.
Cemaat can havliyle hemen kapılara yöneldi. Kapıdan dışarı adımını atan herkesin kafası gövdesinden ayrıldı. Böylece kaçmak isteyenler tekrar caminin içine geri dönmek zorunda kaldılar. Ama hiçbirisi öldürülmekten kurtulamadı. Öyle ki, caminin kapısından kan akıyordu.” (el-İmame ve’s-Siyase, c.  2, s. 32).
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner100