Bu haber kez okundu.

Can emniyeti esastır
Prof. Dr. Haydar Baş'ın kaleminden RAHMETEN?LİL ALEMİN

Bir insanı kasten ve haksız yere öldürenler, Allah indinde büyük vebal altında kalır, cehenneme sürüklenirler:

"Kim bir mümini kasten öldürürse cezası, içinde temelli kalacağı cehennemdir. Allah, ona gazap etmiş, lanetlemiş ve büyük azap hazırlamıştır."

Bir cana haksız yere kıymanın, İslâm hukukuna göre dünyevî cezası da mevcuttur. 'Kısas' hükmü, bunu ifade eder.

Can, ancak kendisinden daha değerli bir şey uğruna feda edilebilir. Bu ise, Allah yolunda cihad yahut i'lâ?yi kelimetullahtır:

"İnananlardan, özürsüz olarak yerlerinde oturanlar ile mal ve canlarıyla Allah yolunda cihad edenler birbirine eşit değildir. Allah mal ve canlarıyla cihad edenleri, mertebece, oturanlardan üstün kılmıştır..."

Sevgili Peygamberimiz (sav), can emniyetine büyük önem vermiş, birbirine kılıç çeken iki müminin ikisinin de azaba çarptırılacaklarını beyan etmiştir. Ölen de, öldüren de suçludur. Ölen de suçludur; zira fırsat bulsaydı, mümin ~|~kardeşini o öldürecekti.

İslâm, insan hayatına büyük önem vermiş, onu, Allah'ın binası olarak vasfetmiştir. Bu sebeple İslâm'a göre; "Bir masumun hayatı ve kanı, bütün insanlık için dahi olsa feda edilmez", düsturu esas olmuştur. Kur'ân?ı Kerîm, herhangi bir kimseye işlemediği suçtan dolayı eza?cefa edilmesini meneder:

"Mümin erkek ve kadınlara işlemedikleri ve yapmadıkları bir suçtan dolayı eziyet edip işkence eyleyenler, hem bir bühtan suçu işlemiş ve hem de çok açık bir günah yükünü yüklenmiş olurlar."

Bu sebeple, Resûlullah (sav) Vedâ Hutbesinde bütün kan davalarını kaldırdığını ilan etmiştir: "Eskiden (cahiliyet devrinden) kalma, bütün kan davaları tamamen kaldırılmıştır. Kaldırdığım ilk kan davası da Abdülmuttalib'in torunu Rebia'nın kan davasıdır".

Resûlü Ekrem (sav), tebliğ ettiği İslâm, kalplere ilkâ eylediği iman, vicdan ve merhamet şuuru ile yeryüzünde barışın, huzur ve sükûnun temelini atmıştır. En geniş anlamıyla can emniyeti, Resûlü Ekremin risaletiyle sağlanmıştır.

Günümüzde beyannamelerde yer alan "İnsanın hayat hakkı", Resûlü Ekrem'in (sav) tarihî Vedâ Hutbesinde bundan 14 asır evvel kâmil anlamda tarif edilmiş ve can emniyeti sağlanmıştı.

İslâm'ın hakim olduğu bir beldede, gayrimüslimler "zımmî" adı altında her türlü tecavüzden korunurlar. Canları, malları, namusları emniyettedir.

2. Mal emniyeti: Mal, 'canın yongası' kabul edilerek mukaddes sayılmış ve her türlü tecavüzden korunmuştur. Vedâ Hutbesiyle konu edilen bu mal emniyeti, İslâm'ın diğer düsturlarıyla da desteklenmiştir. Malın mukaddesliği, mülkiyet hakkını doğurmuştur. İnsanın malı, kendi rızası dışında veya meşru bir gerekçe olmadan elinden alınamaz.
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner100