26 Ağustos 2006 Cumartesi 00:00
386 Okunma
De ki:
İslamiyetin Mekke döneminde, inananlar ve inanmayanlar olmak üzere iki grup insan vardı. Müminler büyük işkencelere tabi tutuluyor, baskı görüyorlardı. ~|~

Mekke döneminde, Müslümanlar arasında bir münafık sınıfı yoktu. Çünkü Mekke devri bir çile ve meşakkat devri idi. Ancak, Medine devri farkılıydı. Çünkü bu devirde İslam bir yurt bulmuş, Allah'ın hükmü ve kuralları hakimiyet kazanmıştı. Manafık grubunun ortaya çıkışı işte bu devreye rastlar.

Düzelen şartlar, Mekke devrine kıyasla artan imkanlar, İslam'ın güç kazanmasından korkan bu bencil, korkak ve zayıf karakterli insanların, Müslüman kisvesi altında, müminler arasına nifak sokmaya başlamasına sebep olmuştur.
Aslında; kafirlerle münafıklar arasında düşmanlık ve küfürde bir farklılık yoktur. Şu var ki, münafıklar yalancıdırlar ve Müslümanların arasına nifak sokarlar. Bu sebeple Müslümanlar, İslam'a açıktan düşmanlık besleyen kafirlerden daha ziyade bu münafık grubundan zarar görürler. Nitekim Cenab-ı Hak, Münafikûn suresinin 4. ayetinde buyuruyor;
"Onları gördüğün zaman, kalıpları hoşuna gider. Konuşurlarsa, sözlerini dinlersin. Onlar, sanki elbise giydirilmiş kütüklerdir. Her gürültüyü aleyhlerinde sanırlar. Düşman onlardır. Onlardan sakının. Allah; onları kahretsin. Nasıl olup da döndürülüyorlar".

Münafıkların, Müslümanları bölmek ve aralarına düşmanlık sokmak için giriştikleri faaliyetlerden bazılarını nakletmek, karakterlerini çözmemize yardımcı olacaktır...
Hicretin 9. yılında çıkılan Tebük seferindeki ağır şartlar, münafıkların nifak ve ikiyüzlülüklerini ortaya koymaları için yeterli bir sebep olmuştur. Seferin yapılacağı yer, Müslümanların bulunduğu noktadan çok uzak bir mevkide idi. Mevsim itibariyle aşırı sıcaktı, hasat zamanıydı. Yürüyüş son derece çetindi... Bütün bu şartlar, Resulullah'ı, sefere çıkılacağını ashabına duyurmaya ve seferberlik ilan etmeye sevk etti. Bunu duyan ve şartların zorluğunu gören münafıklar İslam ordusuna katılmadıkları gibi, Müslümanların da gayretlerini kırarak onların kararlarını köreltme çabasına giriştiler. Tevbe Suresinin 81-82. ayetlerinde bu hususta şöyle buyurulmuştur: "Cihaddan geri kalanlar, Allah'ın Resulüne muhalefet ederek oturup, kalmalarına sevindiler. Allah yolunda canlarıyla, mallarıyla cihad etmeyi hoş görmediler. 'Bu sıcakta savaşa çıkmayın' dediler. De ki; 'Cehennem ateşi daha sıcaktır'. Keşke bilseydiler. Yaptıklarının cezası olarak artık az gülsünler çok ağlasınlar. Eğer Allah bu cihaddan sonra tekrar seni, geri kalan bu topluluğa döndürür de onlar da seninle cihada çıkmak için izin isterlerse, onlara şöyle de; 'Benimle beraber bir daha çıkmayacaksınız. Düşmana karşı benimle beraber savaşmayacaksınız. Çünkü daha önce savaşa çıkmayıp oturmayı istediniz. O halde geriye kalanlarla beraber oturun".

80 kişi Tebük seferine çıkmadı. Bunlardan üçü samimi Müslümandılar ve mazeretsiz olarak savaştan geri kaldıklarını itiraf ettiler. Resulullah'ın emriyle, 50 gün, Müslümanlar onlardan yüz çevirdiler. Kimse onlarla konuşmadı. Nihayet Allah, onları affettiğini bildirdi.
Münafıklara gelince, Resulullah (sav), onların zahiri mazeretlerini kabul edip, işlerini Allah'a havele etti. Nihayet Tevbe suresinin yukarıda naklettiğimiz ayetleri gelmiştir... 
Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner100