07 Ekim 2003 Salı 00:00
139 Okunma
Dünyanın gerçek yüzü
Dünya, önce yaldızlı şeylerle insanı aldatır, sonra helâk eder. İsa A.S.'a dünya, yaşlı, zayıf, çirkin fakat süslenmiş bir kadın suretinde görünmüş ve onunla şöyle konuşmuştur. İsa A.S. soruyor: "Kaç kere evlendin?" "Sayılmayacak kadar çok evlendim." "Bir kadın ömründe şu kadar evlenir. Sen sayılmayacak kadar çok evlendiğini söylüyorsun. Kocalarına ne oldu? Öldüler mi, boşandılar mı?" "Hiç boşama olmadı. Hepsini ben öldürdüm." "Geçmiş kocalarını teker teker nasıl öldürdüğünü düşünmeyip, onlardan ibret almadan seninle evlenecek yeni kocaların vay haline!"

A'la bin Ziyad (R.A.) şöyle buyuruyor: "Rüyamda yaşlı, derisi buruşmuş, fakat üzerinde her türlü süs ve ziynet eşyası bulunan bir kadın gördüm. İnsanlar etrafında toplanmış, şaşkın şaşkın onu seyrediyorlardı. Ben onların bu haline şaşırdım ve kadına kim olduğunu sordum. Kadın, "Yazık sana, beni bilemedin mi? Ben dünyayım" deyince, ben "Senin şerrinden Allah'a sığınırım" karşılığını verdim. Bunun üzerine kadın, "Benden kurtul~|~mak istersen, mala, paraya, şöhrete önem verme" diye konuştu.

Kalp gözünü aç!

Kur'an?ı Hakim'de, "Bu dünyada âmâ olan, ahirette de âmâ olur..." (İsra/72) buyurulmuştur. Yani bu dünyada güzel ahlâk ve sünnet?i seniyyeye sarılmadınsa, basiretini açıp aklını işletemedinse, öbür dünyada da öyle dirileceksin. Bu bakımdan tasavvuf ehli, baş gözünün değil kalp gözünün görmesini gerekli görür. Onun için kalp gözü açılmayan âmâdır ve ehl?i dünyadır. İşte dünya ile nefis meselesi budur. Kemalât, dede olmakta, çok para kazanmakta değil reşid olmadadır. Ehl?i tasavvufta reşid olmak, Rabbini bilmekle ve iman hakikatlarını idrak ile mümkündür. Onun için, yetmiş yaşında çocuklar, yirmi yaşında er kişiler vardır. Rasul?i Ekrem (A.S.) Efendimiz buyuruyor: "İnsanlar uykudadır, ölünce uyanırlar." Yani gafletten kurtulamazlar ve tabii ölümle diğer aleme geçerler. Gerçekte iki türlü ölüm vardır: Tabii ölüm ve kişinin kendi iradesi ile ölüm. Bu hadis?i şerife göre, tabii ölümle uyanmayı bekleme. Şimdiden rahmete ulaşacak hallere yapış ve iradî ölümle öl. Yani nefsinin arzularını kırmak için bir mürşid?i kâmilde terbiye ol. İtminan makamına ulaşmak, dünya vatanında iken nefse hakim olmakla olur. Bu da kalp görüşü yani firasetle olur. Kalp gözünün görmesinden maksat, nefsin ıslahıdır. Bunun çaresi gurur yurdundan çıkmaktır. Gurur sahiplerinin halleri, onların perdesidir ki bağ, bahçe, köşk, çiçek, havuz vs. ile meşgul oluyor, gönüllerini onlara bağlıyor ve ömürlerini onlara sarfediyorlar da, Kur'an?ı Kerim'de yazılı olan şu ilahi kelâmı hiç görmüyorlar: "Onlar, dünya hayatının görünen yüzünü bilirler. Ahiretten ise tamamen gafildirler." (Rum/7)
Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner100