07 Kasım 2015 Cumartesi 00:07
1247 Okunma
‘Düşüncesiz muhalifler gibi yüz çevirdiniz’
Hakemlerin kararı İmam Ali’ye (a.s) ulaşınca çok üzüldü. Sonra kalkıp insanlara hitap etti, içine düştükleri hatayı nasıl düzelteceklerini gösterdi. Daha önce kendilerine bu yönde nasihat ettiğini hatırlattı. Şöyle buyurdu: “Şefkatli ve deneyimli öğüt verenin öğütlerine karşı çıkmak, sonradan hasrete ve pişmanlığa dönüşür. Bu Hakem Olayına karşı kendi görüşümü size söylemiş, gerekli emri vermiştim. Derin düşünce birikimimden süzülüp gelen görüşümü size sunmuştum. Eğer sözlerime uysaydınız, bu duruma düşmezdiniz. Ama siz emirlerimi dinlemediniz; içi boş düşüncesiz muhalifler, emirleri kulaklarının ardına atan asiler gibi yüz çevirdiniz. Sonunda öğüt veren öğüt verişinden kuşkuya düştü ve çakmak taşı kıvılcım vermekte cimrilik etti. Ben ve siz Havazinli şairin şöyle dediği gibiydik: ‘Güneşin batmaya yüz tuttuğu sırada size emrettim/Ama siz ancak ertesi gün kuşluk vaktinde öğütlerimi anlayabildiniz.’
Haberiniz olsun! Hakem olarak seçtiğiniz bu iki adam (Ebu Musa Eş’arî ve İbn-i As), Kur’ân’ın hükmünü arkalarına attılar, Kur’ân’ın öldürdüğü hükmü yeniden dirilttiler. Her biri, Allah’ın yol göstericiliği olmaksızın kendi arzusuna uydu. Açık bir kanıta ve geçmiş, yerleşik, kabul görmüş bir geleneğe uymaksızın hüküm verdiler. Sonra verdikleri hüküm konusunda ihtilâfa düştüler. İkisi de doğruyu bulamadı. Allah, Resulü ve mü’minlerin salihi bu iki adamdan beridir. Hazırlanın, toparlanın; Şam’a gidiyoruz. Yarın inşallah ordu karargâhında hazır olun.” (Tarih-i Taberî, 4/57).
İmam Ali (a.s), Abdullah b. Abbas’a, Basra halkını, Muaviye’ye karşı savaşmak üzere kendisine katılmaya hazırlaması için haber gönderdi. Bunun üzerine Basra’dan gelen birlikler Kûfe birliklerine katıldı. Ne var ki, Basra ve Kûfe’den çıkan Haricîlerin toplanıp Nehrevan’a doğru hareket etmeleri, etrafta bozguncu hareketlerde bulunmaları, İmam’ın (a.s) adamlarını, onları bırakıp Şam’a doğru harekete geçmeleri durumunda yapacakları yıkımlar hususunda endişeye sevk etti. Bu yüzden İmam’dan (a.s) önce Haricîlerin çıkardıkları problemi halletmesini istediler. (Tarih-i Taberî, 4/57, 58 el Bidaye ve’n Nihaye, 7/286).
Haricîlerin can sıkıcı hareketleri arasında, hiçbir gerekçe yokken, Abdullah b. Habbab’ı ve karısını yakalayıp öldürmeleri, karısının karnını deşip içindeki yavruyu çıkarmaları gibi korkunç bir cinayet vardı. Ayrıca İmam’ın (a.s) kendilerine elçi olarak gönderdiği Haris b. Mürre el Abdî’yi de öldürmüşlerdi. (Tarih-i Taberî, 4/61 el Bidaye ve’n Nihaye, 7/286 el Fusul’ul Muhimme, 
İbni Sabbağ, s.108).
Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner100