Bu haber kez okundu.

Edebiyatımızın Güleryüzü
* TAŞ YAĞSIN

Süleyman Nazif, Basra valisi iken bozuk yolların yapılmasını emreder. Ne var ki çevrede yeterli taş bulunmadığından yol yapılamaz. Bu durumu Nazif'e ilettiklerinde, şair ellerini açarak dua etmeye başlar: "Allah'ım sana yalvarıyorum. Şu memlekete birazcık taş yağdır."

* NE YAZISI

Celal Nuri bey, Ati adında bir gazete çıkarmaktadır. Bir sohbet sırasında Süleyman Nazif'e, bugünkü gazetede ne yazdım biliyor musun? diye sorar. Üstadın cevabı iğneleyici olur: "Hayır bilmiyorum ama, bana öyle geliyor ki ne yazdığını sen de bilmiyorsundur!"

* İNATÇI KAFA

Süleyman Nazif, inandıklarını söylemekten çekinmeyen biriydi. Malta'ya sürülenler arasında Ziya Gökalp de vardır. Gökalp'i inatçı kişiliği yüzünden hiç sevmez. Bir gün dostlarına Gökalp'in intihar teşebbüsünü anlatır: "Üstad bir zamanlar hayatından bıkmış ve hayatına son vermek için kafasına bir kurşun sıkmıştı. Ama ne yazık ki rovelverden çıkan kurşun, kafasını delmeyip geri tepti."

* TEMİZ SU

Abdülhak Şinasi Hisar, son ~|~derece titiz ve hassas bir mizaca sahipmiş. Bu titizliği hastalık derecesine varmış. Hastalık kaparım diye kimseyle tokalaşmaz, mecbur kalınca da elini dezenfekte edermiş. Bir gün Süleyman Nazif'le bir lokantaya girip otururlar. Hisar, masadaki çatal kaşık ve bardağı bir güzel sildikten sonra garsondan suyu ister. Nazif, suyu getirmeye giden garsona bağırır: "Aman evlat suyu iyice yıkamayı unutma!"

* MEZARDAN SES

Süleyman Nazif'le Abdullah Cevdet hayatları boyunca birbirleriyle mücadele etmiş iki yazar. Nazif vefat edince Cevdet ara sıra şairin Topkapı'daki mezarını ziyaret edermiş. Bundan sonrasını bir edebiyatçı, dostlarına şu şekilde anlatmış. Abdullah Cevdet, bir gün Nazif'in kabrini ziyaret ederken mevtaya sorar: "Aziz arkadaşım, bir dileğin var mı?" Mezardan gelen ses Abdullah Cevdet'i ürkütür: "Teşekkür ederim, buralara kadar zahmet ediyorsun. Bir dahaki sefere gece yatısına beklerim."

* ÇOK SİNİRLİ

Toplantıya katılanlar çok sinirli bir dostlarından bahsediyorlardı. Söz konusu kişiyi yakından tanıyan Süleyman Nazif, "Delidir o" diyerek söze karışır. Nazif bununla da yetinmez: "Hayır ona deli demek yetmez. O bütün bir tımarhanedir."

* UYGUN KAFİYE

Süleyman Nazif'in de bulunduğu toplulukta şairliğe hevesli bir genç kazara yelleniverir. Delikanlı, iş anlaşılmasın diye sandalyesini ileri geri götürüp gıcırdatmaya başlayınca Nazif ona döner ve kulağına usulca fısıldayıverir: "Birinci mısraya kafiye mi arıyorsun evlat?"
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner100