Bu haber kez okundu.

Ehl-i Beyt Günlüğü
İmam Zeynelabidin (a.s), Emevilerin saray âlimlerinden olup kadılık ve fetva makamında oturan Muhammed İbn–i Muslim–i Zühri’ye yazdığı mektubunda şöyle demekteydi;
Küçüklük ve yaşlılık döneminde nimetleri ile seni rızıklandıran Allah’a nasıl şükredeceğine dikkat et. Beni en fazla korkutan şey, Allah’ın şu ayette buyurduğu gibi olmandır: “Onlardan sonra kitaba varis olan öyle bir nesil geldi ki, hem bu dünyanın geçici yararını alırlar da elbette ilerde yarlıganırız suçlarımız örtülür bizim, derler.” (A’raf/169)
Şüphesiz sen ebedi kalınacak bir evde değilsin, aksine göç ilan etmiş bir yurttasın. İnsan akranından sonra ne kadar baki kalabilir ki? Dünyada korku içerisinde olan kimseye ne mutlu! Ölüp de kendisinden sonra günahı baki kalan kimsenin hali de ne kötüdür!
Kısa bir mühlet verildiğine göre de çabuk davran. Zira sen, yaptığın işten habersiz olmayan biriyle karşı karşıyasın; seni koruyup kollayan, durumundan gaflet etmemektedir. Hazır ol ki, uzun yolculuk yaklaşmıştır. Günahını tedavi et ki, (ruhun) ağır bir şekilde hastalanmıştır.
Sanma ki (bu sözlerle) seni kınayıp azarlamak ve kusurlarını dile getirmek istiyorum. (Hayır!) Allah’ın, kaybettiğin isabetli görüşünü diriltmesini ve dininden unuttuğun şeyi geriye çevirmesini istiyorum ve Allah–u Teâla’nın Kur’ân’daki şu sözünü hatırladım ki: “Hatırlat, gerçekten de hatırlatmak mü’minlere fayda verir.” (Zariyat/55)
Yaşıtlarının ve tanıdıklarının öldüğünü ve onlardan sonra boynuzu kırık bir (koyun) gibi (yardımcısız) kaldığını unuttun mu? Bak, senin duçar olduğun duruma onlar da duçar oldu mu? Veya senin düştüğün uçuruma onlar da düştü mü? Veya senin hatırladığın hayra onlar da iltifat gösterdi mi? Ya da senin bildiğin bir şeyi onlar bilmiyorlar mıydı? Senin onlardan farkın halkın sana yönelmesi, senin fikrine uyup emrine itaat etmesi, helal bildiğin şeyi helal, haram ettiğin şeyi de haram kabul etmesidir. Senin bu durumun, bu makama lâyık olduğun için değildir. Bunun sebebi, halkın senin elinde olan dünya malına göz dikmesi, gerçek alimlerin olmayışı, cehaletin, makam ve dünya malı sevgisinin sana ve onlara galip gelmesidir. Bu konuda kendi cehalet ve aldanışının farkında değil misin? Halkın bela ve fitneye uğradığını görmüyor musun? Onları bu duruma düşüren ve aldatan sen oldun. Senin makamını görüp iş ve kazançlarından el çektiler.
Böylece, senin ilmi derecene ulaşmayı ve onunla elde ettiğin şeyi elde etmeği arzuladılar. Neticede bunlar, senin yüzünden derinliği idrâk olunmayan bir denize düşüp haddi ölçülmeyen bir belaya duçar oldular. Allah bize ve sana yardım etsin. Yardım eden de O’dur.
Bu denilenlerden sonra, (bu tehlikeden kurtulmak istiyorsan,) salih kimselere katılabilmen için her şeyden (mal ve makamından) yüz çevir; öyle salih kimseler ki, (açlıktan) karınları sırtlarına yapıştığı halde eskimiş elbiseleri ile defnedilmişlerdir; onlarla Allah arasında hiçbir perde yoktur. Ne dünya onları aldatabildi ve ne de onlar dünyaya aldandı; (âhirete) ilgi gösterip onu talep ettiler ve gecikmeksizin de maksatlarına erdiler. Eğer dünya senin gibi yaşlı, ilimli ve eceli yakın birisi yanında bu kadar değer kazanırsa, o zaman yaşı az, bilgisi yetersiz, düşüncesi zayıf ve aklı kâmil olmayan bir kimse nasıl kurtulabilir? “İnna lillah ve inna ileyhi raciun.” 
(Bu halimizle) Kime güvenelim?! Ve kime şikâyet edelim?! Biz keder ve üzüntümüzü ve sende gördüğümüz şeyi Allah’a şikâyet ediyoruz ve elinden çektiğimiz musibetleri de Allah’a bırakıyoruz.
Küçüklük ve büyüklük döneminde nimeti ile halk arasında seni besleyen Allah’a nasıl şükredeceğine, halk arasında dini ile sana haysiyet verene nasıl tâzim edeceğine, kisvesi ile seni örtenin kisvesini nasıl koruyacağına, kendisine yakın ve dergâhında hakir olmayı sana emreden kimseye nasıl yakın ve uzak olacağına dikkat et. Neden uykudan uyanmıyor ve yanlışlığından dolayı af dilemiyor da açıkça şöyle demiyorsun?: “Allah’a andolsun ki, ben şimdiye kadar bir defa olsun, Allah’ın dinini diriltmek veya batılı yok etmek için kıyam etmedim.” İşte bu ikrarın kendisi, ilmin yükünü omzuna bırakan Allah’a şükretmektir. Beni en fazla korkutan şey, Allah’ın buyurduğu şu kimseler gibi olmandır: “Onlardan sonra öyle bir soy geldi ki, namazı zâyi etti onlar, şehvetlerine kapıldılar, pek yakında onlar azgınlıklarının cezasıyla karşılaşacaklardır.” (Meryem/59)
Allah Kur’ân’ın yükünü senin omzuna bırakıp ilmini sana emanet vermiş ve sen ise onu zayi etmişsin. Seni duçar ettiği beladan bizleri kurtaran Allah’a hamd olsun.
Vesselam.
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner100