Bu haber kez okundu.

Ehl-i Beyt Günlüğü
İmam Ali (a.s.) Malik b. Eşter'e yazdığı emirnamede şöyle buyurdu:
"Şayet yüklerinin ağırlığından yahut bir afetten, yahut yağmurların, suların kıtlığından, veya topraklarının su altında kalmasından, yahut kuraklık istilasından şikayette bulunurlarsa tesirin umduğun bütün vasıtalara müracaatla dertlerini hafifletmeye çalış. Bu hususta hiçbir fedakarlık katiyyen sana ağır gelmesin. Zira bu öyle bir yatırımdır ki; ülkeni imar, vilayetini güzelleştirmeye sarf için, onlar bir gün o yatırdığın sermayeyi sana fazlasıyla iade edeceklerdir. Üstelik bu sebeple onların övgülerini kazanacak, haklarnda gösterdiğin adaletinden dolayı iftihar edebileceksin. Hem sen bu sermayeyi fazlası ile vereceklerine güvenerek veriyordun. Zira kendilerini hoşlukla refaha kavuşturduğun için vermiş olduklarının misillerini biriktireceklerine; adalet ve hoşlukla muamelen sebebiyle senden emin bulunduklarına güvenin vardı. Evet günün birinde yardımlarna dayanacağın bir hadise zuhur eder, bakarsın ki gönül hoşluğu ile bütün yükü, üzerlerine almışlar, taşıyorlar.
Sakın azamet (büyklük) seni onlarla uğraşmaktan alıkoymasın. Zira işlerin mühim olanlarını iyi gördüğün için ehemmiyetsizini yüzüstü bırakrsan mazur görülemezsin. Bu sebepten kendilerini düşünmekten geri durma ve zavallılara eşki çehre gösterme. Yine bunlardan olup da aşağı görülme veya başka kimselerin onları hesaba almamaları yüzünden, işleri sana kadar gelemeyenleri araştır. Sırf bunlar için Allah'tan korkan, alçak gönüllü ve emin bir adam tahsis et ki arada vasıta olsun ve onların işini sana bildirsin. Hasılı öyle çalış ki, Allah'ın huzuruna çıktığın zaman, 'Gücümün yettiğini sarfettim' diyebilesin. Halkın bu kesimi adalet ve yardıma, başkalarından ziyade muhtaçtır. Onun için herbirinin hakkını vermeye son derecede itina et.
Her ne kadar; niyyet halis olmak ve halkın selametine hizmet etmek şartıyla bu çalışmalarının hepsi Allah içinse de sen yine vakitlerinin en hayırlısını Allah ile arandaki durumlar için nefsine hasret. Allah rızası için eda edeceğin taatın en en başlıcası da Zat-ı İlahiye has olan farzlar yerine getirmekten ibaret olsun. Gecende ve gündüzünde bedeninden Allah'a ait bulunan kulluk hissesini ayır ve seni Cenab-ı Hak'kın yüce huzuruna yaklaştıran bu taatı, vücuduna her neye mal olursa olsun, eksiksiz ve gediksiz eda et. Şayet namazında halka imam olmuşsan sakın ne bıktıracak kadar uzun uzun ne de bir hayra yaramayacak gibi kıldırma. Çünkü halkın içinde öyleleri vardır ki, hastalık sahibidirler; öyleleri de vardır ki iş sahibidir. Peygamber (s.a.v) beni Yemen'e gönderirken, 'Onlara namazı nasıl kıldırayım?' demiştim. 'En zayıflarının namazı gibi, kıldır' ve ayrıca, 'Mü'minlere karşı çok merhametli ol' buyurmuşlardı."
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner100