Bu haber kez okundu.

Ehl-i Beyt Günlüğü
Hz. Ali’den (a.s.) şöyle nakledilmiştir: “Resûlullah (s.a.a.) beni (temsilcisi olarak) Yemen’e gönderdi. Ben, ‘Ya Resûlallah, benim daha yaşım küçüktür’ dediğimde, Allah Resulü elini benim göğsüme koyarak şöyle buyurdu: ‘Git; hiç şüphesiz Allah senin dilini sabit kılıp kalbini hidâyet edecektir.’ Ondan sonra ihtilaf edip de karşıma gelen iki hasım arasında vereceğim hüküm hakkında asla tereddüde düşmedim.” (El–Fusûlü’l–Mie, c.5, s.268).
Yine senetli bir şekilde Hz. Ali’den (a.s.) şöyle nakledilmiştir: “Resûlullah (s.a.a.), beni Yemen’e gönderdi. Ben, ‘Ya Resûlallah, beni onların arasında hüküm vermek için gönderiyorsunuz, oysa ben bir gencim ve nasıl yargılayıp hüküm vereceğimi bilmiyorum’ dedim. Bunun üzerine Allah Resulü eliyle benim göğsüme vurdu; sonra şöyle buyurdu: ‘Allah’ım, onun kalbini hidâyet et ve dilini sabit kıl!’ Ondan sonra iki kişi arasında verdiğim hiçbir hükümde tereddüde düşmedim.” (Fezâilü’l–Hamse, c.2, s.260; El–Menâkıb (Hârezmî), s.13; Kenzü’l–Ummâl, c.13, s.120; İhkâkü’l–Hak, c.8, s.39).
İmâm Ali’den (a.s.) şöyle nakledilmiştir: “Canıma and olsun ki, ben Hakka muhalefet eden ve yolunu sapmış kimselere karşı tavizkâr ve gevşek davranmayacağım.” (Nehcü’l–Belâğa, Hutbe: 24).
Resûlullah (s.a.a.) buyurdu ki: “Ali’den şikâyet etmeyin; zira o, Allah’ın zâtı hakkında katıdır ve müdâra ehli değildir.” (Behcü’s–Sebâğa, c.4, s.129; İhkâkü’l–Hak, c.4, s.244; Bihârü’l–Envâr, c.21, s.374).
Resûlullah (s.a.a.) buyurdu ki: “Ali, dinin direğidir.” Yine şöyle buyurmuştur: “Bu (Ali), Benden sonra hak uğruna insanlara kılıç sallayacaktır!” (El–Kâfî, c.1, s.354).
Senetli bir şekilde Esbağ b. Nübâte’den şöyle nakledilmiştir: “Beş kişiyi zina suçuyla Halife Ömer’in yanına getirdiler. Halife, onların her birisine şer’î had uygulanması için emir verdi. Orada hazır bulunan Hz. Ali (a.s.) şöyle buyurdu: ‘Ya Ömer, bu onların hakkında verilmesi gereken hüküm değildir.’ Ömer, ‘O hâlde (uygun) haddi onlara siz uygulayın’ dediğinde, Hz. Ali (a.s.), onlardan birisini öne alıp boynunu vurdu; diğer birisini recm etti; bir diğerine kırbaç haddi uyguladı; dördüncüsüne bir haddin yarısı kadar (elli kırbaç) vurdu; beşincisini ise mazur gördü ve serbest bıraktı. Bunu gören Halife Ömer, hayrete düştü; insanlar da şaşırıp kaldı. Ömer şöyle dedi: ‘Ey Ebe’l–Hasan, tek bir olayda suçlu olan beş kişiye ayrı ayrı beş hüküm uyguladın ki hiçbirisi diğerine benzemiyor (bunun sebebi nedir)?’ Hz. Emirü’l–Müminin (a.s.), ‘Bunlardan birincisi zimmî (İslam devletinde yaşayan kitap ehli) idi; (işlediği suç ile) zimmîlik vasfını kaybettiği için haddi kılıçtan başka bir şey değildi. İkincisi evli bir kişi olduğu için haddi recm idi. Üçüncüsü bekâr olduğu için haddi yüz kırbaç idi. Dördüncüsü köle olduğu için cezası kırbaç haddinin yarısı idi. Beşincisi ise akılsız bir deli idi (ve dolayısıyla her hangi bir cezayı hak etmemişti)’ buyurdu.” (Et–Tehzîb, c.10, s.50; El–Fusûlü’l–Mie, c.5, s.331).

Anahtar Kelimeler:
ehl i beyt günlüğü
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner100