Bu haber kez okundu.

Ehl-i Beyt Günlüğü
Bir gün Emirü’l-Müminin (a.s.) bir hizmetçisini birkaç kere çağırdı ama o cevap vermedi. İmam (a.s.) onu bulmak için dışarıya çıktığında onu evin kapısında buldu ve, “Neden bana cevap vermedin?” diye sordu; “Tembellik ve halsizlikten cevap vermedim; ayrıca beni cezalandırmayacağınızdan da emindim” dedi. Bu cevabı duyan Ali (a.s.) şöyle buyurdu: “Allah’a hamd olsun ki beni yaratıklarının, kendilerini emniyette gördükleri kimselerden karar kılmıştır.” Ardından köleye hitaben, “Hadi git artık, sen, Allah rızâsı için azatsın” buyurdu. (Bihârü’l-Envâr, c.41, s.48).
İmam Cafer es-Sâdık’tan (a.s.) şöyle nakledilmiştir: “Emirü’l-Müminin (a.s.), bir gün zimmî bir kâfirle yol arkadaşı oldu. Zimmî, İmâm’a (a.s.), ‘Ey Allah’ın kulu, nereye gidiyorsun’ diye sorunca, ‘Kûfe’ye’ buyurdu. Yollarının birbirinden ayrıldığı noktaya geldiklerinde, İmam (a.s.) onun gittiği istikamette yürümeye devam etti. Zimmî, ‘Hani sen Kûfe’ye gideceğini söylemiştin’ deyince, İmam (a.s.), ‘Evet, doğrudur’ dedi. Adam, ‘O zaman yanlış istikamete gidiyorsun’ dedi. İmam (a.s.), ‘Hayır, yolu biliyorum’ dedi. ‘Peki, neden benim gittiğim yöne döndünüz?’ dedi zimmî adam. İmam (a.s.) şöyle devam etti: ‘İyi bir yol arkadaşlığının adabından birisi de ayrılış sırasında yolcunun arkadaşıyla bir miktar yürüyüp onu uğurlamasıdır. Bizim Peygamberimiz (s.a.a.) bize böyle emretmiştir.’ Zimmî şaşırarak şöyle dedi: ‘Bunu gerçekten Peygamberiniz mi söylemiş?’ İmam (a.s.), ‘Evet’ buyurdu. Zimmî adam bu durumu ve bu sözleri duyup görünce, şöyle dedi: ‘Hiç şüphesiz, bunu yapanın (bu işi) değerli amellerindendir (güzel ahlakındandır); ben şehâdet ediyorum ki senin dinindeyim artık!’ Emirü’l-Müminin Ali’nin (a.s.) de kim olduğunu anlayınca adam Müslüman oldu.” (Hilyetü’l-Ebrâr, c.1, s.468; Bihârü’l-Envâr, c.41, s.53).
İmam Ali’nin (a.s.) dostları ve arkadaşlarından olan, Sa’saa b. Sûhân ve diğer bazıları İmam (a.s.) hakkında şöyle demişlerdir: “O bizim aramızda, bizden birisi gibiydi. Oldukça yumuşak ve mütevazı idi ve herkesi kendine cezbediyordu. Buna rağmen biz elleri bağlı başında kılıç sallanan bir esir gibi ondan çekiniyorduk.” (İhkâkü’l-Hak, c.18, s.152).
Yine şöyle rivâyet edilmiştir: “Hz. Ali (a.s.) bizzat pazara giderdi; hurma, un, tuz ve benzer eşyayı bazen elbisesinde, bazen de elinde (evine) taşırdı ve şöyle derdi: Ailenin ihtiyacı olan şeyleri, onlara taşımak kâmil insanın kemalinden bir şey eksilmez.” (İhkâkü’l-Hak, c.18, s.153; Bihârü’l-Envâr, c.41, s.54).
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner100