Bu haber kez okundu.

Ehl-i Beyt Günlüğü
İmam Cafer es–Sâdık’tan (a.s.) şöyle rivâyet edilmiştir: 
“Emirü’l–Müminin Ali (a.s.) bir gün bir bineğe bindiği hâlde ashabının arasına çıktı. Onlar İmam’ın (a.s.) arkasından yürümeye başladılar; bunu gören Ali (a.s.) onlara dönüp, ‘Bir ihtiyacınız mı var?’ diye sordu. ‘Hayır, ya Emire’l–Müminin’ dediler; ‘Ancak seninle birlikte yürümek hoşumuza gidiyor.’ Bunu üzerine, ‘Dağılın gidin. Hiç şüphesiz yaya birisinin binen birisiyle yürümesi, binen kimsenin bozulmasına ve yaya kimsenin zilletine yol açar’ buyurdu.” (Bihârü’l–Envâr, c.41, s.55; Câmi–ü Ehâdîs–iş Şîa, c.16, s.880).
Resûlullah (s.a.a.), “Ali tahammül açısından insanların en üstünüdür” buyurdu. (İhkâkü’l–Hak, c.15, s.410).
İbn Abbâs Resûlullah’tan (s.a.a.) nakletmiştir: “Eğer tahammül bir insan şeklini alsaydı, Ali olurdu.” (El–Fusûlü’l–Mie, c.4, s.184; Ferâidü’s–Simtayn, Hemvînî, c.2, s.68).
Hz. Ali (a.s.), hilâfetin elinden alınması ve bu konudaki tavrı hakkında okuduğu meşhur ‘Şıkşıkıyye’ hutbesinin bir bölümünde şöyle buyurmuştur: 
“… Düşündüm; kesilmiş elimle hamle mi edeyim; yoksa bu kapkaranlık körlüğe sabır mı edeyim? Hem de öylesine bir körlük ki ihtiyarları tamamıyla yıpratır; çocuğu kocaltır; inanan da Rabbine ulaşıncaya dek bu zulmette zahmet çeker. Gördüm ki sabretmek daha doğru; sabrettim; ettim ama gözümde diken vardı, boğazımda kemik; mirâsımın yağmalandığını görüyordum…” (Nehcü’l–Belâğa, Hutbe: 3; El–Müsteksâ, c.1, s.393; Zemahşerî, Kitâbu’l–Cemel, s.62; Mecmeü’l–Emsâl, c.1, s.197, Meydânî).
Hz. Ali’den (a.s.) nakledilmiştir: “Resûlullah (s.a.a.) buyurdu: ‘Ya Ali, insanlar ahirete meyilsizleşip dünyaya yöneldiğinde, miras malını sınır tanımaz bir şekilde yediklerinde ve malı bir yığma tutkusu ve hırsıyla yediklerinde, Allah’ın dinini aldatma vesilesi haline getirdiklerinde ve Allah’ın malını elden ele (haksız yere) dolaştırdıklarında ne yapacaksın?!’
Ben, ‘Ya Resûlallah, onları ve yaptıklarını bırakıp Allah’ın ve Resûlü’nün (bana) seçtiğini ve ahiret yurdunu seçerim. Allah’ın meşiyyetiyle Sana kavuşuncaya kadar dünya musibetleri ve arzularına karşı sabrederim’ dedim.
Bunun üzerine Resûlullah (s.a.a.), ‘Doğru söyledin ya Ali’ buyurdu ve, ‘Allah’ım, bunları Ali’ye nasip buyur’ diye dua etti.” (İhkâkü’l–Hak, c.8, s.614).
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner100