Bu haber kez okundu.

Ehl-i Beyt Günlüğü
Şii ve Sünnî kaynakların hemen hepsi İnsan suresindeki şu âyetlerin Hz. Ali (a.s.), Hz. Fâtıma (a.s.), Hz. Hasan (a.s.), Hz. Hüseyin (a.s.) ve Fizze ismindeki hizmetçileri hakkında nazil olduğu konusunda ittifak etmişlerdir: “Kuşkusuz iyiler de karışımı kâfûr olan dolgun bir kadehten içerler. Bir kaynak ki ondan Allah’ın kulları içerler, güzel yollar açarak akıtırlar onu. O kullar adaklarını yerine getirirler ve fenalığı salgın (olan) bir günden korkarlar. Düşküne, yetime ve esire seve seve yemek yedirirler. ‘Size sırf Allah rızâsı için yemek yediriyoruz. Sizden ne bir karşılık, ne de bir teşekkür bekliyoruz. Biz, sert ve belalı bir günde Rabbimizden korkarız’ derler. Allah da onları o günün fenalığından korur, yüzlerine parlaklık, gönüllerine sevinç verir. Sabırlarına karşılık onlara bir cennet ve ipekten elbiseler verir.” (İnsan, 5-17).
Ehl-i Beyt İmamlarının dışında İbn Abbâs, Mücâhid ve Ebû Sâlih gibi râviler de bunu rivâyet etmişlerdir. (Mecmeü’l-Beyân Tefsiri, c.10, s.404).
Rivâyet edildiğine göre Hz. Ali (a.s.) bir gün omzunda su tulumu taşıyan bir kadını gördü. Tulumunu ondan alıp kendisi onu kadının gideceği yere götürdü ve durumunu sordu. Kadın şu cevabı verdi: ‘Ali b. Ebî Tâlib benim kocamı sınırlardan birisine gönderdi ve bilahare kocam orada öldürüldü ve birçok yetim çocuğu geride bıraktı. Onları geçindirecek hiçbir şeyim olmadığı için zaruret icabı insanlara hizmet ederek, geçimimizi sağlamaya çalışıyorum.’ 
İmam (a.s.) ondan ayrıldı ve evine dönüp o geceyi üzüntülü ve kaygılı bir şekilde geçirdi. Sabah olduğunda, yiyecek dolu bir sepeti sırtlayıp, kadının evine doğru yola koyuldu. Yolda bazıları, “ver de biz taşıyalım” dediklerinde, “Hayır, kim Kıyâmet gününde benim vebalimi kim taşıyacak?!” buyurdu. Böylece sepeti kadının kapısına kadar getirip kapıyı çaldı. Kadın kapının arkasına gelerek “Kim o” diye seslendi. İmam (a.s.), “Ben kırbayı seninle taşıyıp getiren kimseyim. Kapıyı aç da çocuklar için getirdiğim şeyleri vereyim” dedi. Kadın, “Allah senden razı olsun ve benimle Ali b. Ebî Tâlib arasında hükmetsin” deyip kapıyı açtı. 
İçeri giren Ali (a.s.) şöyle buyurdu: “Şüphesiz ben sevap kazanmak istiyorum. İki şeyden birisini seçin, ya hamur hazırlayıp ekmek pişirin, ya da siz çocukları meşgul edin ben ekmek pişireyim.” 
Kadın, “Ben ekmek pişirmeyi daha iyi beceririm, ben ekmek pişirmeyi bitirinceye kadar, sen çocuklarla meşgul ol” dedi. Kadın unu hamur yapmaya koyuldu. Ali (a.s) de getirdiği eti pişirip etten, hurmadan ve başka şeylerden hazırladığı lokmaları çocukların ağzına koyuyor ve her defasında şöyle diyordu: “Yavrum, Ali b. Ebî Tâlib’i, sizin hakkınızdaki ihmalinden dolayı helal edin.” 
Kadın, hamuru hazırlandığında, “Ey Allah’ın kulu tandırı yak” deyince, Ali (a.s.) tandırı yaktı. Tandır iyice kızışıp harareti yüzüne vurduğunda şöyle diyordu: “Tat ey Ali, bu, dul kadınları ve yetimleri ihmal edenin cezasıdır.” 
O sırada Ali’yi (a.s.) önceden tanıyan bir kadın onu görünce, ev sahibi kadına şöyle dedi: “Yazıklar olsun sana bu Müminlerin Emiri (Ali)dir.” 
Kadın bunu duyunca telaşlanarak şöyle dedi: “Ey Emirü’l-Müminin, mahcubum senin önünde.” İmam (a.s), cevabında, “Hayır, ben sana mahcubum ey Allah’ın cariyesi; hakkınızda yaptığım ihmalden dolayı” buyurdu. (Bihârü’l-Envâr, c.41, s.52).
Anahtar Kelimeler:
ehl i beyt günlüğü
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner100