Bu haber kez okundu.

Ehl-i Beyt Günlüğü
İbn Abbâs'ın hadisinde şöyle geçmektedir:
"Mikdâd, Hz. Ali (a.s.) ile karşılaşıp ona, 'Üç gündür ben hiçbir şey yemedim' deyince, Emirü'l–Müminin (a.s.) dışarıya çıkıp kendi zırhını beş yüz dirheme sattı. Paranın bir miktarını Mikdâd'a verip, şaşkın bir vaziyette oradan ayrıldı. Yolda göçebe kılıklı birisi, Hz. Ali'ye, 'Şu deveyi benden veresiye olarak satın al' diye seslendi. İmam (a.s.) deveyi yüz dirheme ondan satın aldı. Göçebe adam ayrılınca, bu sefer başka bir göçebe çıkıp, 'Şu deveyi 150 dirheme bana satar mısın?' deyince, İmam (a.s.) da sattı. Ardından kapıda durup, 'Ey Hasan ve Hüseyin, gidin şu göçebeyi bulun getirin' dedi. Bu arada Allah Resulü (s.a.a.) Hz. Ali'yi (a.s.) gördüğünde, yüzünde tebessüm olduğu hâlde, 'Ey Ali, deveyi satan göçebe Cebrâîl ve satın alan da Mîkâil idi. Ey Ali, aldığın yüz elli dirhemin yüz dirhemi devenin parası, elli dirhemi ise (zırh parasının) beşte birini Mikdâd'a verdiğin içindir' buyurdu." (Menâkıb–u Âl–i Ebî Tâlib, c.2, s.78).
Muhammed b. Fuzey b. Gazvân'dan şöyle nakledilmiştir: 
"Hz. Ali'ye (a.s.), 'Daha ne kadar sadaka vereceksin? Ne zamana kadar malını vereceksin? Biraz da kendini (düşünüp) kontrol edemez misin?' diye sorulduğunda şöyle buyurdu: 'Allah'a yemin olsun ki, Allah–u Teâlâ'nın benim, bir farzımı dahi kabul ettiğini kesin olarak bilseydim, kendimi sıkardım. Allah'a and olsun ki Allah'ın benden herhangi bir ameli kabul edip etmediğini bilmiyorum!" (Bihârü'l–Envâr, c.3, s.1)
Burada Emirü'l–Müminin Ali (a.s.), insanın yaptıklarına bel bağlamaması ve sürekli Allah'ın lutuf ve merhametine sığınılması gerektiğinin önemini vurgulamaktadır.
İbn Abbâs'tan şöyle rivâyet edilmiştir:
"Sen ancak korkutucusun ve her kavmin bir hidâyet edicisi vardır" (Ra'd, 7) âyeti nazil olduğunda Peygamber (s.a.a.), 'Ben korkutucuyum ve Ali hâdidir (hidâyet edici). Ey Ali benden sonra hidâyet arayanlar, seninle hidâyet bulacaklardır' buyurdu. (İhkâkü'l–Hak, c.4, s.301; İsbâtü'l–Hüdât, c.2, s.237; Nûrü'l–Ebsâr, s.87). İmam Ca'fer es–Sâdık'tan (a.s.), "Allah, sizin için kolaylığı istemektedir zorluğu değil" (Bakara, 185) âyetinin tefsirinde şöyle nakledilmiştir: "Söz konusu kolaylık, Emirü'l–Mümi–nin Ali b. Ebî Tâlib'dir (a.s)." (Bihârü'l–Envâr, c.36, s.128; El–Hikem–üz Zâhire, c.1 s.76). 
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner100