Bu haber kez okundu.

Ehl-i Beyt Günlüğü
Enes b. Mâlik'ten şöyle nakledilmiştir: "Resûlullah (s.a.a.), yanında Ebûbekir ile birlikte mağaraya yöneldiğinde, Hz. Ali'ye, Resûlullah'ın abasını giyerek yatağına yatmasını emretti. Hz. Ali, kendini ölüme hazırlamış bir hâlde Resûlullah'ın yatağına yattı! Kureyş'in çeşitli boylarında oluşmuş bir grup insan, Resûlullah'ı öldürmek için geldiler. Onlar yatakta Resûlullah'ın yattığından emindiler. Tam kılıçlarını sallayacakları sırada, dediler ki, 'Uykudan uyandırın da kılıç darbelerinin acısını tatsın ve kılıçların nasıl indiğini görsün!' Yatakta yatanı uyandırdıklarında, aniden önlerinde Ali b. Ebî Tâlib'i görünce, onu bırakıp Resûlullah'ı bulmak için dağıldılar. Bunun üzerine Allah (Azze ve Celle), 'Ve insanlardan kimi de vardır ki, Allah'ın rızâsına ermek için kendini feda eder. Allah ise kullarına çok merhametlidir' âyetini indirdi." (Hilyetü'l-Ebrâr, c.1, s.275).
Abdullah b. Ömer'den nakledilmiştir: "Resûlullah'a (s.a.a.), 'Rabb'in hangi dille (lehçeyle) seninle konuştu?' diye sorulduğunda, Allah Resulü'nün şöyle buyurduğunu duydum: 'Rabb'im, Ali b. Ebî Tâlib'in diliyle Benimle konuştu. Bana şöyle sormamı ilham etti: Ey Rabb'im, Sen mi Benimle konuştun yoksa Ali mi?' Allah (c.c.), 'Ey Ahmed, Ben başka şeylere benzemem; Ben insanlarla kıyaslanmam ve benzerlerle tarif edilmem. Ben Seni kendi nurumdan yarattım; Ali'yi de Senin nurundan yarattım. Ben Senin kalbinin derinliğine baktığımda, kalbinde Ali b. Ebî Tâlib'den daha sevimli birisini bulmadım. Bu yüzden onun diliyle Sana hitap ettim ki kalbin mutmain olsun' buyurdu." (Keşfü'l-Yakîn, s.229). 
 Resulullah (s.a.a.) buyurdu ki: "Mirac gecesi dördüncü göğe götürüldüğümde, Ali b. Ebî Tâlib'in şeklinde birisini gördüm. Cebrâîl'de dedim ki: 'Bu benim kardeşim Ali'dir.' Bunun üzerine Bana şöyle vahyedildi: 'Bu Allah'ın Ali b. Ebî Tâlib şeklinde yarattığı bir melektir. Her gün yetmiş bin melek onu ziyaret ederler. Onlar tesbih ederler, tekbir getirirler ve onların sevabı Ali b. Ebî Tâlib'in sevenleri içindir.'" (Bişâretü'l-Mustafâ, s.160). 
Resulullah (s.a.a): "(Mirac gecesinde) uğradığım her göğün ehli Ali b. Ebî Tâlib'e müştak idiler. Aynı şekilde cennette bulunan her Peygamber Ali b. Ebî Tâlib'e müştak idi!" (İhkâkü'l-Hak, c.6, s.108, Zehâirü'l-Ukbâ, s.95, Cevâhirü'l-Metâlib, s.257 (az farkla) 
Resûlullah (s.a.a.) buyurdu ki: "Mirac gecesi olduğunda, önümde Arş'ın altına baktım. Bir de gördüm ki Ali b. Ebî Tâlib Arş'ın altında önümde durmuş Allah'ı tesbih ve takdis ediyor! Cebrâîl'e dedim ki: 'Ali b. Ebî Tâlib Benden öne mi geçmiş (Benden önce mi Mirac'a çıkmış)?' 'Hayır ama bunun (sırrını) Sana açıklayacağım. Bil ki ey Muhammed, hiç şüphesiz Allah (Azze ve Celle), Arş'ının fevkinde Ali b. Ebî Tâlib'e çok senâ ve salât eder. Bundan dolayı Arş, Ali b. Ebî Tâlib'e müştak oldu. Allah-u Teâlâ da Arş'ının altında bu meleği Ali b. Ebî Tâlib'in şeklinde yarattı ki ona bakarak şevkini yatıştırsın. Bu meleğin tesbih ve zikrini de Senin Ehl-i Beyt'inin bağlılarına sevap olarak kararlaştırdı ey Muhammed' dedi." (Menâkıb-u Âl-i Ebî Tâlib, c.2, s.233; Bihârü'l-Envâr, c.39, s.97). 
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner100