Bu haber kez okundu.

Ehl-i Beyt Günlüğü
Selmân-ı Fârisî’den şöyle rivâyet edilmiştir:
“Ebûbekir, Ömer ve Osman, Resûlullah’ın (s.a.a.) yanına gelip dediler ki: ‘Ya Resûlallah, neden her durumda Ali’yi bizden üstün tutuyorsun?’ Allah Resulü (s.a.a.) şöyle buyurdu: ‘Onu üstün tutan Ben değilim, Allah-u Teâlâ’dır.’ Onlar, ‘Bunun delili nedir?’ diye sorunca, şu cevabı verdi: ‘Eğer kabul etmiyorsanız, ölülerden ‘Ashâb-ı Kehf’ kadar doğru konuşan olmaz; ben sizi ve Ali’yi Ashâb-ı Kehf’e göndereceğim, Selmân’ı da sizin şahidiniz kılacağım. Gidin ve Ashâb-ı Kehf’e selâm verin; sizden hanginiz için Allah onları diriltir de cevabınızı verirse, üstün olan odur.’ Onlar da ‘Razıyız’ dediler. Allah Resulü (s.a.a.), bir serginin açılmasını emretti, Ali’yi (a.s.) onun ortasına ve onların da her birisini serginin bir köşesine, Selmân’ı da dördüncü köşeye oturttu. Sonra şöyle seslendi: ‘Ey rüzgâr, onları Ashâb-ı Kehf’e götür; daha sonra da Bana geri getir.’
Rüzgâr, o serginin altına dolarak bizi hareket ettirdi. Aniden kendimizi büyük bir mağaranın yanında bulduk ve aşağıya indik. Emirü’l-Müminin (a.s.) buyurdu ki: ‘Ey Selmân, bu (Ashâb-ı Kehf’in) bulunduğu mağara ve Rakîm bölgesidir. Onlara söyle öne geçsinler ya da biz geçelim.’ Onlar ‘Biz öne geçeceğiz’ dediler. Her biri kalkıp namaz kıldı ve dua etti; ardından, ‘Selâm olsun size ey Ashâb-ı Kehf’ diye seslendi. Kimse cevaplarını vermedi. Bu sefer Emirü’l-Müminin (a.s.) kalkıp iki rekât namaz kıldı, dua etti ve, ‘Ey Ashâb-ı Kehf’ diye seslendi. Hem mağara ve hem de içindekiler ‘Lebbeyk!’ diye cevap verdiler. Emirü’l-Müminin (a.s.) şöyle devam etti: ‘Selâm olsun size ey Rab’lerine iman eden ve hidâyetleri artan gençler!’ Onlar şöyle cevap verdiler: ‘Ve aleykesselâm ey Resûlullah’ın kardeşi ve vasîsi ve Mü’minlerin Emiri; Allah bizden, Allah’a ve Resulü Muhammed’e imandan sonra senin vilâyetine ceza günü olan Kıyâmet’e kadar (bağlı kalacağımıza dair) söz aldı.’ Onlar yüz üstü yere düştüler ve Selmân’a seslenerek, ‘Ey Ebâ Abdillah! bizi geri çevir’ dediler. Selmân, ‘Bu, benim işim değil’ deyince, Hz. Ali’ye seslenerek, ‘Ey Ebe’l-Hasan, bizi geri götür’ dediler. Hz. Ali de (a.s.), ‘Ey rüzgâr, bizi Resûlullah’a geri götür’ buyurdu ve rüzgâr bizi hareket ettirdi; aniden kendimizi Resûlullah’ın huzurunda bulduk. (Biz bir şey söylemeden) Resûlullah (s.a.a.) bütün olup bitenleri bize anlattı ve, ‘İşte habibim Cebrâîl! Bunları bana o haber verdi!’ buyurdu. Bunun üzerine onlar da, ‘Şimdi Allah (azze ve celle) vasıtasıyla Ali’nin ümmet içerisinden bize üstün kılındığını anladık’ dediler.” (İrşâdü’l-Kulûb, s.268; Et-Terâif, s.83).
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner100