Bu haber kez okundu.

Ehl-i Beyt Günlüğü
İmam Muhammedü’l–Bâkır (a.s.), babalarından, Resûlullah’ın (s.a.a.) şöyle buyurduğunu nakletmiştir:
“Ya Ali, nasıl olacaksın, cehennemin kenarında durduğunda ve Sırât’a geldiğinde; (o gün ki) insanlara ‘geçin’ denilecek ve sen cehenneme şöyle hitap edeceksin: ‘Bu senin, bu da benim!’ Hz. Ali (a.s.) ‘Ya Resûlallah, bunlar da benim diyeceğim o kimseler, kimlerdir?’ diye sorduğunda, ‘Onlar senin taraftarlarındır; sen nerede olursan, onlar da seninle olacaklardır’ buyurdu.” (El– Emâlî, Şeyh Tûsî, c.1, s.93).
Resûlullah (s.a.a.) buyurdu ki: “Kıyâmet günü Allah–u Teâlâ, Bana ve Ali b. Ebî Tâlib’e şöyle buyuracaktır: ‘Sizi sevenleri cennete ve size buğzedenleri (cehennem) ateşine sokun.’ Allah–u Teâlâ’nın Kur’ân’daki ‘Atın her inatçı kâfiri cehenneme’ (Kâf, 24) sözü de bunu ifade etmektedir.” (Bişâretü’l–Mustafâ, s.144).
İbn Abbâs, Resûlullah’tan (s.a.a.) şöyle nakletmiştir: 
“Kıyâmet günü olduğunda, Allah, Cebrâîl’e cennetin kapısında oturmasını ve ancak Ali b. Ebî Tâlib’den aldıkları berat belgesini taşıyanları cennete sokmasını emredecektir.” (Menâkıb–u Ali b. Ebî Tâlib, s.131).
Resûlullah (s.a.a.) buyurdu ki: “Ali b. Ebî Tâlib, cennet kapısına asılmış bir halkadır. Kim ona tutunursa, cennete girer.” (Ferâidü’s–Simtayn, c.1, s.180; İhkâkü’l–Hak, c.7, s.168).
El–Menâkıb kitabında, Hâtib–i Bağdâdî vasıtasıyla Resûlullah’tan (s.a.a.) şöyle nakledilmiştir: 
“Cennet kapısının halkası, altın yüzeyler üzerine yerleştirilmiş kırmızı yakuttan olacaktır. Halka kapıya değdikçe, ‘Ya Ali, Ya Ali!’ diye seslenecektir.” (İhkâkü’l–Hak, c.7, s.176)
Senâyihî, Hz. Ali’den (a.s.) Resûlullah’ın (s.a.a.) kendisine hitaben şöyle buyurduğunu nakletmiştir.
“Sen, Kâbe gibisin, (Kâbe’ye olduğu gibi) sana gelinir, sen kimseye gitmezsin. Eğer şu topluluk, sana gelir de hilâfeti sana teslim ederlerse, kabul et. Ama onlar gelmezse, sana gelinceye kadar sen onlara gitme.” (İhkâkü’l–Hak, c.5, s.646; Bişâretü’l–Mustafâ, s.277).
Resûlullah (s.a.a.) buyurdu ki: “Ya Ali, sen Kâbe yerindesin.” [ İhkâkü’l–Hak, c.5, s.647.]
Ebûzer–i Gıfârî’den Resûlullah’ın (s.a.a.) şöyle buyurduğu nakledilmiştir: 
“Ali’nin misali, sizin aranızda veya ümmet arasında (tereddüt Ebûzer’dendir), Kâbe–i Müşerrefe gibidir; ona bakmak ibâdettir; onun ziyaretine gitmek farizâdır.” (İhkâkü’l–Hak, c.5, s.647; Bihârü’l–Envâr, c.38, s.199; Keşfü’l–Yakîn, s.298).
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner100