Bu haber kez okundu.

Ehl-i Beyt Günlüğü
Cerîr’den şöyle nakledilmiştir: “Veda haccında, hac merasimi için Resûlullah (s.a.a.) ile birlikte idik. Dönüşte Gadîr-i Hûm denen bir yere ulaştık. Allah Resulü (s.a.a.) namaz için toplanmamızı emretti. Bizler (Muhacirler ve Ensâr) toplandığımızda, Allah Resulü (s.a.a.) ortamızda ayağa kalkarak şöyle buyurdu: ‘Ey insanlar, neye şehâdet ediyorsunuz?’ Onlar da, ‘Allah’tan başka ilah olmadığına şehâdet ediyoruz’ dediler. Tekrar sordu: ‘Sonra neye şehâdet ediyorsunuz?’ Şu cevabı verdiler: ‘Muhammed’in (s.a.a.) Allah’ın kulu ve Resulü olduğuna.’ ‘Peki sizin veliniz kimdir?’ diye sorduğunda, ‘Allah ve O’nun Resulü bizim mevlâmızdır’ dediler. 
Allah Resulü (s.a.a.) daha sonra Ali’nin pazısına vurdu ve onu ayağa kaldırdı. Daha sonra da onları bırakıp kollarını tuttu ve şöyle buyurdu: ‘Allah ve Resulü kimin mevlâsı ise, bu (Ali) da onun mevlâsıdır; Allah’ım, onu seveni sev ve ona düşman olanın düşmanı ol! Allah’ım, insanlardan kim onu severse, sen de onun sevgilisi ol ve kim ona buğzederse, sen de ona buğz et.’” (İhkâkü’l-Hak, c.6, s.270).
Yine şöyle rivâyet edilmiştir: “… ‘Namaza toplanın’ diye seslendi. Herkes toplandığında, Allah Resulü (s.a.a.), yanında Ali de (a.s.) bulunduğu hâlde dışarıya çıktı ve şöyle hitap etti: ‘Ey insanlar, Beni her kadın ve erkek mü’minin mevlâsı bilmiyor musunuz?’ ‘Evet, biliyoruz’ dediklerinde şöyle devam etti: ‘Ben kimin mevlâsı isem, Ali de onun mevlâsıdır; Allah’ım, onu seveni sev ve ona düşman olana düşman ol; ona yardım edene yardım et ve onu yalnız bırakanı yalnız bırak; ona destek olana destek ol; ona buğz edene buğz et ve ona muhabbet besleyene, muhabbet göster.” (El-Müsterşed, s.470).
Sa’d’dan şöyle nakledilmiştir: “Mekke yolunda Resûlullah (s.a.a.) ile birlikte idik. Gadîr-i Hûm denen yere ulaştığında, insanların durmasını emretti. Sonra ileri gidenleri geri getirtti ve geri kalanlar da yanına ulaştılar. Herkes yanına toplandığında, onlara şöyle hitap etti: ‘Ey insanlar, sizin veliniz kimdir?’ Üç defa ‘Allah ve Resulü’dür’ dediler. Ardından Ali’nin elinden tutup ayağa kaldırdı ve şöyle buyurdu: ‘Kimin velisi, Allah ve Resulü ise, bu (Ali) da onun velisidir; Allah’ım, onu seveni sev ve ona düşman olana düşman ol.’” (İhkâkü’l-Hak, c.6, s.372).
İmam Ahmed b. Hanbel’in Müsned’inde şöyle nakledilmektedir: “Abdullah bize babasından, o da Affân’dan, o da Hammâd b. Seleme’den, o da Ali b. Zeyd’den, o da Adiy b. Sâbit’ten, o da Berâ’ b. Âzip’ten şöyle nakletmiştir: Biz, bir yolculukta Resûlullah (s.a.a.) ile birlikteydik. Gadîr-i Hûm denen yerde konakladık. Hepimizin toplanması için çağrı yapıldı. İki ağacın altı, Allah Resulü için temizlendi. Allah Resulü (s.a.a.) öğle namazını kıldıktan sonra Ali’nin elini tuttu ve şöyle buyurdu: ‘Acaba Benim her müminin kendi nefsinden daha evla olduğumu (üzerinde velâyet ve tasarruf hakkına sahip olduğumu) bilmiyor musunuz?’ (Müslümanlar), ‘Evet biliyoruz’ dediler. Bunun üzerine, Ali’nin elini tuttuğu hâlde şöyle buyurdu: ‘Ben kimin mevlâsı isem, Ali onun mevlâsıdır. Allah’ım, onu seveni sev, ona düşman olana düşman ol.’ Sonra Ömer (b. Hattâb), Ali’nin karşısına geçip ona şöyle dedi: ‘Ne mutlu sana ey Ebû Tâlib’in oğlu, her mü’min erkeğin ve her mü’mine kadının mevlâsı oldun!’” (Müsned-i Ahmed, c.4, s.281).
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner100